Isme | Vefa Kilise Camii

Vefa Kilise Camii İstanbul’un Vefa semtindeki bir dini yapıdır. Kilise olasılıkla Hagiar Thedoros’a adanmıştır, fakat bu isme oldukça uzak olduğu görülmektedir. Kompleks, İstanbul’un Komnenos ve Palaigolos mimarisinin bir örneğidir. Vefa Kilise Camii Doğu Ortodoks kilisesi formunda olup, Osmanlı’lar zamanında kiliseye dönüştürülmüştür. İstanbul’un fethi’nden sonra camii olarak kullanılmıştır. Yunan haçı planına göre yapılmıştır. Binanın kuzey ve güney cephelerindeki yan dehlizler 1833 yangınında yok olmuştur.


Konum

Yapı İstanbul’un Fatih ilçesinde Vefa semtindedir. Diğer büyük Bizans çalışması olan Vefa’daki Kalenderhane Camii’ne bir kilometreden daha az uzaklıktadır. Süleymaniye Camii’nin ise bir kaç yüz metre güneyindedir.


Tarih

İstanbul’un üçüncü tepesi sırtlarına uzanan binanın ilk hali hakkında kesin bir bilgi yoktur. Kilisenin, duvarcılık işine göre 11. yüzyıl sonu, 12. yüzyıl başlarında Alexios I Komnenos döneminde yapıldığı anlaşılmaktadır. Hagios Thedoros’a adanmış olup olmadığı da kesin değildir. Yapı 4. Haçlı seferinden sonra İstanbul’un latin kontolünde olduğu dönemde Roma Katolik kilisesi olarak kullanıldı.

Osmanlı’nın İstanbul’u fethinden kısa bir süre sonra kilise, Fatih Sultan Mehmed’in hocası alim Molla Gürani tarafından cami haline getirildi. Molla Gürani kısa süre sonra İstanbul’un ilk müftüsü olacaktı. Cami daha sonra onun adıyla isimlendirildi. 1883 yılındaki bir yangında ağaç kısımları yandı ve camii tahrip oldu. Yapı 1937 yılında kısmi bir resterasyon gördü. Mozaikleri yeniden keşfedildi ve temizlendi.


Referanslar

  • Van Millingen, Alexander (1912). Byzantine Churches of Constantinople. London:MacMillan &Co.
  • Mathews, Thomas F. (1976). The Byzantine Churches of Istanbul: A Photographic Survey. University Park: Pennsylvania State University Press. ISBN 0-271-01210-2
  • Gülersoy, Çelik (1976). A guide to Istanbul. Istanbul:Kitaplığı. OCLC 3849706
  • Krautheimer, Richard (1986). Architettura paleocristiana e bizantina. Turin: Einaudi. ISBN 88-06-59261-0


Kaynak

  • en.wikipedia 13 Temmuz 2007 tarihli sayfası

Getirildikleri | İyelik ekleri

“İye” Türkçede “sahip” anlamına gelir. İyelik ekleri ismin karşıladığı nesnenin bir kişiye veya nesneye ait olduğunu gösteren çekim ekidir. Bunlar nesneyi nesneye, yani ismi isme bağlayan eklerdir. İyelik ekleri altı şahsa göre çekimlenebilmektedir: yani getirildikleri isimlerin ben, sen, o ,biz, siz, onlar şeklindeki sahipliklerini ifade ederler.

Baba-m defter-im

Baba-n defter-in

Baba-sı defter-i

Baba-mız defter-imiz

Baba-nız defter-iniz

Baba-ları defter-leri

Baba-m | Haluk Yavuzer

Prof. Dr. Haluk Yavuzer İstanbul Üniversitesi Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi öğretim üyesi.

1961-1965 yılları arasında İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi , Pedagoji Bölümünde okumuş, mezun olmuş aynı bölümde doktorasını 1971 yılında vermiştir. Doktora eğitiminden sonra Londra Üniversitesinde Çocuk Psikolojisi ve Eğitimi ile Çocuk Suçluluğu konusunda incelemeler yapmıştır. Dr. Yavuzer, 1989 yılından itibaren faaliyete geçen ve ana-baba eğitimini amaçlayan Ana-baba Okullarının kurucusudur. Dr. Yavuzer fakültesini temsilen 2 dönem İstanbul Üniversitesi Senatosu üyeliği, 6 yıl da Fakülte Yönetim Kurulu üyeliği yapmıştır. Ayrıca Avrupa Birliği sponsorluğunda 0-6 yaş Evde Çocuk Bakım ve Eğitim Elemanı Yetiştirme Projesinin eğitim koordinatörlüğü, Tübitak Eğitim ve İletişim Projeleri Değerlendirme Komisyonu üyeliği gibi görevleride üstlenmiştir.


Kitapları

  • Ana-Baba Okulu
  • Ana-Baba ve Çocuk
  • Çocuğu Tanımak ve Anlamak
  • Çocuğunuzun İlk 6 Yılı
  • Çocuk Eğitimi El Kitabı
  • Çocuk Psikolojisi
  • Çocuk ve Suç
  • Evlilik Okulu
  • Gençleri Anlamak
  • Okul Çağı Çocuğu
  • Resimleriyle Çocuk

Hayatta defter kullanır | Kamu İhale Kurumu

Kamu İhale Kurumu(KİK), 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu ve 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu ile öngörülen görevleri yerine getirmek üzere kurulan, idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişisidir.

Kurumun merkezi Ankara’dadır. Kurumun ilişkili olduğu bakanlık, Maliye Bakanlığı’dır.

Kurum teşkilatı; Kamu İhale Kurulu, Başkanlık ve hizmet birimlerinden oluşur.

Kamu İhale Kurumu, kanunla kendisine verilen görevleri yerine getirirken yetkilerini kurul vasıtasıyla kullanır.

Defter-im | Ali Şen (Sanatçı)

Ünlü Türk oyuncu, aynı zamanda Şener Şen’in babasıdır. (Doğ. 1918 Adana - öl. 15 Aralık 1989 İstanbul) 289 sinema filminde oynamıştır.


Filmleri

  • Küçüksün Yavrum (1988)
  • Denizden Gelen Kadın (1988)
  • Kurt Payı (1988)
  • Sevimli Hırsız (1988)
  • Görüş Günü (1987)
  • Sevgi Dünyası (1987)
  • Kuruluş / Osmancık (1987)
  • Gırgır Hafiye (1986)
  • Çalıkuşu (1986)
  • Hekimoğlu (1986)
  • Ben Milyarder Değilim (1986)
  • Dayak Cennetten Çıkma (1986)
  • İki Milyarlık Bilet Mustafa (1986)
  • Duyar Mısın Feryadımı (1985)
  • İşler Tıkırında (1985)
  • Keriz Abbas (1985)
  • Sevmek Yeniden Doğmak (1984)
  • Lodos Zühtü (1984)
  • Çalsın Sazlar (1984)
  • Çılgın Arzular Rıza (1984)
  • Tokatçı (1983)
  • Kahreden Kurşun (1983)
  • Erkekçe (1983)
  • Çarıklı Milyoner (1983)
  • Futboliye (1983)
  • Kılıbık Müslim (1983)
  • Sekiz Sütuna Manşet Fırfır Baba (1982)
  • Doktor Civanım Ruşen Ağa (1982)
  • Şıngırdak Şadiye (1982)
  • Yedi Bela Hüsnü Malik (1982)
  • Şaka Yapma (1981)
  • Mutluluk Haram Oldu (1981)
  • Şabancık (1981)
  • Üç Kağıtçı Satılmış Ağa (1981)
  • Beş Parasız Adam (1980)
  • Bağrıyanık (1980)
  • Yarabbim (1980)
  • Zübük (1980)
  • Banker Bilo (1980)
  • Nemrud (1979)
  • Yanmışım (1979)
  • Süpermenler Prof.Vak Von Vong (1979)
  • Emekli Başkan (1979)
  • Canikom (1979)
  • Esmerim (1979)
  • Gelin Kayası (1979)
  • İki Cambaz (1979)
  • Üç Tatlı Bela (1979)
  • Petrol Kralları (1978)
  • Avanak Apti (1978)
  • İyi Aile Çocuğu (1978)
  • Töre (1978)
  • Yüz Numaralı Adam Şaban‘ın Babası (1978)
  • Dertli Pınar (1978)
  • Çaresiz Rasim (1978)
  • Hanımevladı (1978)
  • Köşeyi Dönen Adam (1978)
  • Son Sabah (1978)
  • Al Gülüm Ver Gülüm (1977)
  • Güllüşah İle İbo (1977)
  • Sakar Şakir (1977)
  • Ava Giden Avlanır (1977)
  • Hızlı Giden Yorulur (1977)
  • Garip (1977)
  • Bulunmaz Uşak (1976)
  • Aşk Dediğin Laftır (1976)
  • Bu Nasıl Dünya (1976)
  • Meraklı Köfteci Ali (1976)
  • Şahin (1976)
  • Adana Urfa Bankası (1976)
  • Profesyonel / Kadın Çapkın Olunca (1976)
  • Şeytan Diyor Ki (1976)
  • Süt Kardeşler Kerami (1976)
  • Her Gönülde Bir Aslan Yatar (1976)
  • Anahtarı Bendedir (1975)
  • Deli Yusuf Abbas Bey (1975)
  • Şaşkın Damat Amca Bey (1975)
  • Hasan Almaz Basan Alır (1975)
  • Baldız (1975)
  • Sarı Necmiye / İt Adası (1975)
  • Silahım Altı Okka / Silahım Altı Kurşun (1975)
  • Vur Davula Tokmağı (1975)
  • Hayret 17 (1975)
  • Delisin (1975)
  • Atını Seven Kovboy (1974)
  • Kardeş (1974)
  • Kardeşim (1974)
  • Sahipsizler Kasap (1974)
  • Cici Kız (1974)
  • Şirvan (1974)
  • Vur Be Ramazan (1974)
  • Avşar Beyi (1974)
  • Sensiz Yaşanmaz (1974)
  • Namus Belası (1974)
  • Dövüşe Dövüşe Öldüler (1974)
  • Gün Akşam Oldu (1974)
  • Reisin Kızı (1974)
  • Saymadım Kaç Yıl Oldu (1974)
  • Bacım (1974)
  • Sığıntı Yakup Amca (1974)
  • Salak Milyoner (1974)
  • Köyden İndim Şehire (1974)
  • Aşkın Zaferi / Aşk ve Vatan (1973)
  • Dağ Kanunu (1973)
  • Yunus Emre (1973)
  • Gelin Hacı İlyas (1973)
  • Asiye Nasıl Kurtulur (1973)
  • Hayat Bayram Olsa Haşim Barutoğlu (1973)
  • Beklenmeyen Adam (1973)
  • Silahım Namusumdur (1973)
  • Bir Dost Bulamadım (1973)
  • Gönüller Fatihi Yunus (1973)
  • Öksüzler (1973)
  • Zalim Avcı (1973)
  • Meyro (1973)
  • Bitirimler Sosyetede (1973)
  • Anadolu Ekspresi Bakkal Faik (1973)
  • Akma Tuna (1972)
  • Yalan Dünya (1972)
  • Aynı Yolun Yolcusu (1972)
  • Belalılar Şehri (1972)
  • Irmak Recep Ağa (1972)
  • Yazık Oldu Ali’ye (1972)
  • Çapkınlar Şahı / Don Juan 72 (1972)
  • Baskın (1972)
  • Katerina 72 (1972)
  • Aşkların En Güzeli (1972)
  • Bitirim (1972)
  • Dinmeyen Sızı (1972)
  • Estergon Kalesi (1972)
  • Kadersizler (1972)
  • Kadın Yapar (1972)
  • Kara Doğan (1972)
  • Ver Allahım Ver (1972)
  • Zorbanın Aşkı (1972)
  • Güllü (1971)
  • Altın Prens Devler Ülkesinde (1971)
  • Her Kurşuna Bir Ölü (1971)
  • Korkusuz Kaptan Swing Mr. Blöf (1971)
  • Dişi Tarzan (1971)
  • Keloğlan Ve Yedi Cüceler (1971)
  • Gönül Hırsızı (1971)
  • Aşk Uğruna (1971)
  • Kirli Eller (1971)
  • Fakir Aşıkların Romanı (1971)
  • On Küçük Şeytan (1971)
  • Yedi Kocalı Hürmüz (1971)
  • Gençliğin Rüyası (1971)
  • Görünce Kurşunlarım (1971)
  • Hasret (1971)
  • İşte Deve İşte Hendek (1971)
  • İntikam Kartalları (1971)
  • Mavi Boncuk Lassi (1971)
  • Vefasız (1971)
  • Ayşecik Ve Sihirli Cüceler Rüyalar Ülkesinde Korkak Aslan (1971)
  • Turist Ömer Boğa Güreşçisi (1971)
  • Güller Ve Dikenler (1970)
  • Merhamet (1970)
  • Şoför Nebahat Nuri (1970)
  • Yaralı Ceylan (1970)
  • Küçük Hanımın Şoförü (1970)
  • Ali İle Veli (1970)
  • Kadın Satılmaz (1970)
  • Kanıma Kan İsterim (1970)
  • Müthiş Türk (1970)
  • Sosyete Şakir (1970)
  • Zindandan Gelen Mektup (1970)
  • Linç Hapishane Müdürü (1970)
  • Kara Gözlüm Turgut Reis (1970)
  • Mezarımı Taştan Oyun (1969)
  • Bir Şarkısın Sen (1969)
  • Dönüşü Olmayan Yol (1969)
  • Yaralı Kalp (1969)
  • Ana Yüreği (1969)
  • Allah Aşkı Yarattı (1969)
  • Kaderden Kaçılmaz (1969)
  • Namus Fedaisi (1969)
  • Şirvan (1969)
  • Sabrın Sonu (1969)
  • Dost Hançeri (1969)
  • Kadere Boyun Eğdiler (1969)
  • Ayşecik\’le Ömercik Tilki Selim (1969)
  • Acı İle Karışık (1969)
  • Beyaz Mendilim (1969)
  • Seninle Düştüm Dile Adil (1969)
  • Öldürmek Hakkımdır (1968)
  • Ayşem (1968)
  • Kalbimdeki Yabancı (1968)
  • Çöl Kartalı / Şeyh Ahmed (1968)
  • Affedilmeyen Suç (1968)
  • Habis Ruhlar (1968)
  • Talihsiz Meryem (1968)
  • Yaşamak Haram Oldu (1968)
  • Mezarım Mermerden Olsun (1968)
  • Dertli Pınar (1968)
  • Yakılacak Kitap (1968)
  • Paydos Muhtar (1968)
  • Yasemin\’in Tatlı Aşkı Kelle Hüsam (1968)
  • Sinekli Bakkal (1967)
  • At Hırsızı Banuş (1967)
  • Tapılacak Kadın (1967)
  • Bizansı Titreten Adam (1967)
  • Bir Dağ Masalı (1967)
  • Namus Belası (1967)
  • Anadolu Kızı (1967)
  • Utanç Kapıları (1967)
  • Hacı Bektaş Veli (1967)
  • Kara Kartal (I) (1967)
  • Karım Beni Aldatırsa (1967)
  • Şoför Parçası (1967)
  • Yolsuz Mehmet (1967)
  • Kocadağlı (1967)
  • Demir Kapı (1967)
  • Kara Atmaca (1967)
  • Kırbaç Altında Osman Bey (1967)
  • Kovboy Ali (1966)
  • Zalimler (1966)
  • Baybora’nın Oğlu Peder Fokas (1966)
  • Kanun Benim (1966)
  • Meyhanenin Gülü (1966)
  • Eşrefpaşalı (1966)
  • Her Şafakta Ölürüm (1966)
  • Kaderde Birleşenler (1966)
  • Topal Osman (1966)
  • İbrahim Ethem İlahi Davet (1966)
  • Düğün Gecesi (1966)
  • Göklerdeki Sevgili Veysel (1966)
  • Konyakçı (1965)
  • Buzlar Çözülmeden (1965)
  • Vahşi Gelin (1965)
  • Veda Busesi (1965)
  • Murat’ın Türküsü (1965)
  • Senede Bir Gün (1965)
  • Hülya (1965)
  • Beni Kadınlara Sor (1965)
  • Kanunsuzlar (1965)
  • Fakir Gencin Romanı (1965)
  • Beleş Osman (1965)
  • Seveceksen Yiğit Sev (1965)
  • Tavan Arası (1965)
  • Aman Dünya Ne Dar İmiş (1965)
  • Kasımpaşalı Recep (1965)
  • Kalbimdeki Serseri (1965)
  • Kardeş Belası (1965)
  • Onyedinci Yolcu (1965)
  • Şoför Nebahat Bizde Kabahat (1965)
  • Mirasyedi (1965)
  • Kasımpaşalı Yunus Bey (1965)
  • Kocaoğlan (1964)
  • Mor Defter (1964)
  • Kara Şahin (1964)
  • Ana Bizi Eversene (1964)
  • Dağların Aslanı (1964)
  • Plajda Sevişelim (1964)
  • Vurun Kahpeye (1964)
  • Ayvaz Kasap (1964)
  • Şu Kızların Elinden (1964)
  • Şahane Züğürtler (1964)
  • Şoförler Kralı (1964)
  • Cici Can (1963)
  • Üç Çapkın Gelin (1963)
  • Bahçevan (1963)
  • Kendini Arayan Adam (1963)
  • Üç Öfkeli Genç (1963)
  • Beyaz Güvercin Balıkçı Temel (1963)
  • Bir Hizmetçi Kızın Hatıra Defteri (1963)
  • İkisi De Cesurdu (1963)
  • Gençlik Hülyaları (1962)
  • Kısmetin En Güzeli (1962)
  • Yılanların Öcü (1962)
  • Kırmızı Karanfiller (1962)
  • Battı Balık (1962)
  • Geçti Buranın Pazarı (1962)
  • Neşemizi Bulalım (1962)
  • Şeyh Ahmed’in Torunu (1962)
  • Hodri Meydan (1962)
  • Ne Şeker Şey (1962)
  • Ver Elini İstanbul (1962)
  • Silah Arkadaşları (1962)
  • Şehvet Uçurumu Halil (1962)
  • Şehirdeki Yabancı Şerafettin Toraman (1962)
  • Sokak Kızı Sinemacı Hasan Amca (1962)
  • Altın Hırsı (1961)
  • Oy Farfara Farfara (1961)
  • Yedi Günlük Aşk (1961)
  • Dolandırıcılar Şahı (1960)
  • Yeşil Kurbağalar (1960)
  • Ahretten Gelen Adam (1954)

Bölümü Bilgisayar | Takas alanı

Takas alanı, sabit disk üzerinde işletim sistemi tarafından ayrılmış bir bölümdür. İşlenecek veriler RAM’e sığmadığı zaman bu bölüm RAM gibi kullanılır ve böylece işlemlerin devam etmesi sağlanır. Sabit disklerin veri okuma/yazma hızları RAM’lerden çok daha düşük olduğu için takas alanının kullanılması işlemleri yavaşlatır.

Ve muhabirler ise | Necati Çiller

Hüseyin Necati Çiller gazetecilikten yetişmiş, 1940′lı yıllar ve 1950′li yıllarda üst düzey mülki amirliklerde bulunmuş bir bürokrat ve Tansu Çiller’in babasıdır.

1898′de Muğla’nın Milas ilçesinde dünyaya gelen Necati Çiller, Mülkiye’de eğitim aldı ve maliye okudu. 1920′li yılların başlarında Vakit Gazetesi’nin Ankara muhabiri olan Necati Çiller, 1925-1927 yılları arasında Muğla’da Akyol gazetesini çıkardı. Tansu Çiller’in annesi olan ve Balkan Savaşı yıllarında Selanik’ten göç etmiş bir aileye mensup Muazzez hanım ile bu dönemde evlendi. 1950 seçimleri sonrasında İstanbul vali ve belediye reisi muavinliği yapmakta iken (İstanbul’da vilayet ve belediye 1957′de birbirlerinden ayrılmıştır) Bilecik Valiliğine atadı. 1954 Genel Seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi’nden Muğla adayı olan Necati Çiller, DP Muğla’dan tulum çıkarınca, seçimi kaybetti. CHP’den aday olmanın bedeli ise valilikten emekli edilmesi oldu.

Ankara’da Vakit muhabirliği yaptığı yıllara ilişkin bir anekdot, 1924′de Kozan Milletvekili Ali Saip Ursavaş ve arkadaşları tarafından TBMM koridorlarında dövülmesidir. Olayın nedeni, Hüseyin Necati’nin Halk Fırkası’nın grup toplantısında milletvekillerinin maaşlarına zam talep etmeleriyle ilgili tartışmaları yazmasıydı. Gazete haberinde zam isteyenlerden Ali Saip’in bir fotoğrafı da basılmıştı. Milletvekillerinin zam talebini eleştiren Necati’nin Meclis’te dövülmesi üzerine Ankara’daki muhabirler üç gün süreyle Ankara’dan İstanbul’a haber göndermeme kararı alarak olayı protesto ettiler. Kozan Milletvekili Ali Saib ise, şerefiyle oynandığını ileri sürerek Tanin Gazetesi’ne yaptığı açıklamada, “Daha göstereceğim. Düello hakkını temin edeceğim. Bu hususta kanun teklifinde bulunacağım” diyordu. Ali Saip gerçekten de düellonun yasallaştırılması yönünde bir kanun teklifi verdi, ancak bu teklif işleme konulmadı.

Defter üzerinde yazı | Uğur Yücel

Uğur Yücel (d. 1957), Türk sinema oyuncusu, senarist ve yönetmen.

1957 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1975-1984 yılları arasında Kenter Tiyatrosu, Tef Kabare Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Şan Müzikholü’nde çeşitli oyunlarda oynadı. Selamsız Bandosu ve Muhsin Bey (1987) adlı filmlerdeki rolleri ile büyük çapta beğeni topladı.

Bunların dışında, Sezen Aksu ve Müjde Ar ile ayrı ayrı sahne şovları yaptı.

Televizyonda, Aziz Ahmet, Karanlıkta Koşanlar, Alacakaranlık ve Hırsız Polis gibi dizilerde oynadı; bunlardan Karanlıkta Koşanlar’ın tamamını ve Alacakaranlık’ın bazı bölümlerini (Alican Yücel takma adıyla) yönetti. Karanlıkta Koşanlar dizisinin senaryosunu, Ahmet Ümit’in polisiye öyküsünden uyarlayarak yazdı; Alacakaranlık’ın yazımına da katkıda bulundu.

Arabesk’le, ‘Sinema Yazarları Derneği En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, Muhsin Bey’le Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödüllerini aldı. İlk sekiz bölümünü çektiği İkinci Bahar adlı Tv dizisiyle İletişim Fakültesi En İyi Tv Yönetmeni Ödülünü aldı. Gemide ve Laleli’de Bir Azize filmlerinin müziklerini yaptı. Yönettiği ilk film olan Yazı Tura ile Antalya Film Festivali En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen ödülleri dahil 11ödül aldı. En son, 2007 yılında sona eren Hırsız Polis isimli dizide rol aldı ve başrollerini Türkan Şoray ile birlikte paylaştığı Hayatımın kadınısın adlı filmi çekti.

Oyuncu Derya Alabora ile evli olan Uğur Yücel’in Can isminde bir oğlu vardır.


Filmleri


Oyuncu

  • Aşık Oldum 1985
  • Teyzem 1986
  • Milyarder 1986
  • Selamsız Bandosu 1987
  • Muhsin Bey 1987
  • Arabesk 1988
  • Aziz Ahmet 1994
  • Eşkıya 1996
  • Balalayka 2000
  • Karanlıkta Koşanlar 2001
  • Alacakaranlık 2003
  • Hırsız Polis 2006
  • Hırsız Polis 2006


Yönetmen

  • İkinci Bahar 1999
  • Karanlıkta Koşanlar 2001
  • Yazı Tura 2003
  • Hayatımın Kadınısın 2006


Yapımcı

  • Alacakaranlık 2003
  • Yazı Tura 2003


Senaryo

  • Aziz Ahmet 1994
  • Karanlıkta Koşanlar 2001
  • Yazı Tura 2003
  • Ramon 2005
  • Hayatımın Kadınısın 2006


Müzik

  • Gemide 1998
  • Laleli’de Bir Azize 1998


Kurgu

  • Yazı Tura 2003


Ödülleri

  • 24. Antalya Film Festivali, 1987, Muhsin Bey, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Siyad, 1989 Arabesk, En iyi yardımcı oyuncu
  • İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1999 İkinci Bahar, En iyi Tv yönetmeni ödülü.
  • 41. Antalya Film Festivali, 2004, Yazı Tura, En İyi Film
  • 41. Antalya Film Festivali, 2004, Yazı Tura, En İyi Senaryo
  • 41. Antalya Film Festivali, 2004, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
  • 16. Ankara Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü
  • 10. Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Film
  • 24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
  • 24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Halk Jürisi Ödülü
  • 12. Adana Altın Koza Film Şenliği, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
  • 47. Mannheim- Heidelberg Film Festivali Yazı Tura, FIPRESCI Ödülü.

Günlük | Hürdoğan

Hürdoğan, Sivas’ta yayınlanmakta olan günlük bağımsız siyasi gazetedir. Gazetenin Sahibi 25 yılı aşkın bir süredir bu mesleği yürüten Sirer Doğan’dır. Gazetede günlük olarak Sivas gündemini ve Sivasspor haberlerini bulabilirsiniz. Gazetenin ayrıca web adresi de bulunmaktadır. Gazete 14. yaşını kutlamaktadır.


Dış bağlantılar

  • Hürdoğan

Ederler. Baba-m | Bioritm

Bioritim, Dr. Hermanna Swoboda ve Dr. Wilhelm Fliess keşfedilmiş, fakat doğruluğu henüz kanıtlanmamış kuramsal bir tezdir.

Sistemin esası doğum anımızdan itibaren üç farklı saykıla bağlı dünyaya geldiğimizi anlatır. Bunlar fiziksel, duygusal ve zihinsel ahenklerdir. Bu ahenkler doğum anımızla birlikte başlar ve her ahenkin uzunluğu birbirinden farklı olduğu için bunlar genellikle farklı ahenklerde devam ederler.

Fiziksel ahenk 23 gün, duygusal ahenk 28 gün ve zihinsel ahenk ise 33 gün uzunluğundadır. Bu üç ahenk 0 dan başlar, pozitif ve negatif bölümler olarak bir dalga şeklinde devam ederler. Ahenkler Pozitif bölümldeyse insanın kendisini daha iyi hissetiği söylenir. Bu ahenklerin ya da ritimlerin doğruluğu hakkında kanıtlanmış hiçbirşey bulunmamaktadır.

Pek çok insan günlük | Etnoarkeoloji

Etnoarkeoloji, etnoloji ve arkeoloji terimlerinin birleştirilmesinden oluşturulan bir birleşik terimdir. Temelde etnolojinin yöntemlerini benimsemesine rağmen, asıl amacı arkeolojik buluntuları daha iyi yorumlayabilmek ve anlamaktır. Günümüzde kullanım gören geleneksel aletlerin yapımı, kullanımı gibi ya da geleneksel mimari geleneklerin anlaşılması, evlerin nasıl yapıldığından, nasıl terk edildiğine, terk edildikten sonra görülen süreçe kadar çok çeşitli araştırma konuları olan bir alt disiplindir.

Çanak çömlek yapımının çeşitli aşamaları, kullanımı, kullanımdan çıkması, taş alet yapımı, mimari malzemenin edinimi, kullanımı, farklı mimari öğelerin kullanımı etnoarkeolojinin ana konularını oluşturur. Onun dışında etnoarkeoloji insanların nasıl örgütlendiklerini, günlük etkinliklerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, bir toplumdaki hiyerarşik yapıyı ya da cinsiyet ayrımı gibi konuları anlamak için de kullanılır.

Amerikalı arkeolog Lewis Binford, etnoarkeolojiyi arkeolojinin vazgeçilmez yöntemleri arasında koyarak bu dalın gelişmesine en çok katkıda bulunan arkeologlardan biridir.

Amacıyla boş kağıtların birleştirilmesiyle | Poker


Poker Oyunu

Poker Bir çok çeşidine rastlayabileceğimiz 52 kartlık iskambil destesiyle oynanabilen bir kağıt oyunudur. Texas H’oldem, Omaha, Stud, Razz, Türk Pokeri, Çin Pokeri sıkça karşılaşabileceğimiz türlerdendir. Herbirinde oyuncuya farklı sayılarda kağıt dağıtılır fakat amaç hepsinde aynıdır: En iyi beş kağıdı yakalamak… En iyi beşli yine oyunlara göre birbirlerine üstünlük gösterirler. Ve amacınız en üstün beşliyi yakalamaktır. Poker oyunun amacı,oyun süresince oyuncular tarafından ortaya konan paraların tamamını almaktır. Her oyuncu iyi bir eli olduğunu düşünerek bahsi arttırır, ya da rakiplerine, kendisinde güçlü bir el oldugunu düşündürerek çekilmelerini sağlamaya çalışır.Kurtarılan para kazanılan para kadar önemli olduğundan ne zaman bahisin arttırılacağını ve ne zaman çekilmek gerektiğini iyi bilmek gerekir. Hemen hemen bütün poker oyunlarında 5 kartın en iyi kombinasyonu Kazanan El’dir.
Poker oynanan türe göre 2 ile 10 kişi arasında oynanabilir. Kazanmak için en iyi elin sizde olması ya da rakiplerinizin tamamının oyundan çekilmiş olması gerekir. Bu durumda blöf yapmış olsanız bile sizin elinizdeki kağıtların önemi olmaz.


Tarih

Western filmleri ve kovboy hikayelerinin bolluğu bütün dünyayı pokerin bir Amerikan oyunu olduğuna ikna etmiş olmasına rağmen, kökleri çok gerilere dayanmaktadır. Yüzyıllar önce Persler, pokere benzeyen bir oyun oynarlardı. 16.yy`ın başlarında Almanlar, adı ‘Pochen’ olan bir blöf oyunu oynarlardı, daha sonra adı Poque olan bir Fransız versiyonu da oynanmıştır.
Fransızlar bu oyunu kendileriyle birlikte New Orleans’a götürdüler ve popülerliği, çarklı vapurlarla Missisipi’yi gezenler yardımıyla daha da arttı.
Poque bir süre sonra poker adını aldı ve kuralları kişinin elini geliştirmek üzere kart değiştirebilmesi şeklinde, iç savaş zamanında değiştirildi. Bugün oynanan en popüler poker çeşidi “Texas Hold’em” denilen türdür.

Boş alana sahip | Elektrik enerjisi

Elektrik enerjisi farklı anlamlara gelebilir. Bunlar:

  • Elektrik alan içerisinde biriken enerji
  • Yüklü bir parçacığın elektrik alan altında sahip olduğu potansiyel enerji
  • Elektrik tarafından kullanılan enerji

Hepsi için geçerli olan SI birimi jouledur. Çoğu elektirk dağıtım şirketi bu birim yerine kilowatt-saat (kWh) kullanmayı tercih eder.


Elektrik alan içerisinde biriken enerji

Elektrik alan içerisinde birim alan başına düşen elektrik enerjisi şu ifade ile gösterilir:

<math>\eta = \frac{\varepsilon}{2}\mathbf{E}^2</math>,

burada <math>{\varepsilon}</math> maddenin dielektrik sabiti ve E ise elektrik alan vektörüdür. Elektrik alana, etraftaki gerilim hatlarında hatlarında, kondensatörler ve indüktörlerde ve uzayda elektromanyetik radyasyon olarak yayılan alanlarda rastlanır.


Yüklü parçacığın potansiyel enerjisi

Elektrik enerjisi elektrik yükünün elektrik alan içerisindeki konuma bağlıdır. Q yüküne sahip bir parçacığın, V elektrik potansiyeli içindeki elektrik potansiyel enerjisi, QV çarpımına eşittir. Aynı ifade, parçacığın V potansiyeli içerisindeki hareketinden doğan dönüşümü de ifade eder.

Türkçede “sahip” anlamına | Pirokinezi

Pirokinezi zihin gücüyle ateş yakma, söndürme ya da yanan bir ateşe şekil değiştirtme yeteneğini ifade eder.


Etimoloji

İngilizce’deki pyrokinesis terimi Yunanca’da ateş anlamına gelen “πυρ” ve hareket anlamına gelen “-kinesis” (”κίνησις”) sözcüklerinden türetilmiştir.


Göz At

  • Telekinezi
  • Kaşık bükme

Ismin karşıladığı nesnenin | Dikeyhız

Dikeyhız, bir nesnenin görüş çizgisi doğrultusundaki hızıdır. Göreceli olarak yüksek dikeyhıza sahip bir nesnenin ışığı Doppler etkisine uğrar, dolayısıyla dalgaboyu yaklaşan nesneler için azalır, uzaklaşan için ise artar.


Ayrıca bakınız

  • Özdevim

Getirildikleri isimlerin | 8 Çılgın Gece

Adam Sandlerin ilk animasyon filmi.Adam Sandlerin sesiyle bir çok karakere can verdiği Eight Crazy Nights (8 Çılgın Gece) Seth Kearsley`in yönetmenliğini yaptığı Adam Sandler,Jackie Sandler,Jon Lovitz ve Rob Schneider gibi isimlerin seslendirme yaptığı bir komedi içerikli animasyon filmi.Müziklerse Ray Ellis ve Teddy Castelucciye ait.Film Davey Stone`nin(Adam Sandler) Whitey(Adam Sandler) isimli birinden tekrar iyi insan olma çabası yapmasını konu alıyor.

Sahipliklerini | İyelik ekleri

“İye” Türkçede “sahip” anlamına gelir. İyelik ekleri ismin karşıladığı nesnenin bir kişiye veya nesneye ait olduğunu gösteren çekim ekidir. Bunlar nesneyi nesneye, yani ismi isme bağlayan eklerdir. İyelik ekleri altı şahsa göre çekimlenebilmektedir: yani getirildikleri isimlerin ben, sen, o ,biz, siz, onlar şeklindeki sahipliklerini ifade ederler.

Baba-m defter-im

Baba-n defter-in

Baba-sı defter-i

Baba-mız defter-imiz

Baba-nız defter-iniz

Baba-ları defter-leri

Kullanan öğrencileri çağrıştırır. | Andrea del Verrocchio

Andrea del Verrocchio, (Andrea di Michele di Francesco de’ Cioni olarak doğmuştur), (yaklaşık 1435 -1488) Lorenzo de’ Medici’nin himayesinde çalışan etkili bir Floransalı heykeltıraş, kuyumcu ve ressam. Öğrencileri arasında Leonardo da Vinci, Pietro Perugino, Domenico Ghirlandaio ve Sandro Botticelli sayılabilir. Aynı zamanda Mikelanj’ı da etkilemiştir. Erken Rönesans döneminin dingin klasik tarzında eser vermiştir.

Defter-im Baba-n | Baba Bölüm II (Albüm)

Film ile aynı ismi taşıyan albüm 1974 yılında Music Corporation of America tarafından çıkarıldı.

  1. “Main Title/The Immigrant” 3:27
  2. “New Carpet” 2:00
  3. “Kay” 3:00
  4. “Ev’ry Time I Look in Your Eyes/After the Party” 2:35
  5. “Vito and Abbandando” 2:38
  6. “Senza Mamma/Diuri-Ciuri/Napule Ve Salute” 2:36
  7. “Godfathers at Home” 2:35
  8. “Remember Vito Andolini” 2:52
  9. “Michael Comes Home” 2:19
  10. “Marcia Stilo Italiano” 2:02
  11. “Ninna Nanna a Michele” 2:22
  12. “Brothers Mourn” 3:21
  13. “Murder of Don Fanucci” 2:50
  14. “End Title” 3:51

Genelde ufak boylu | Çevik lemur

Çevik lemurlar Lepilemuridae familyasında yer alan orta büyüklükte primatlardır. Lepilemuraidae familyasını oluşturan iki cinsten biri olan Megaladapis bugün mevcut değildir ve bu familyanın tek temsilcisi çevik lemurlardır. Diğer lemurlara oldukça benzeyen bu hayvanların doğal yaşam alanları Madagaskar adasının ormanlardır. Bir süre Megaladapidae şeklinde de adlandırılsalar da bugün kullanılan ad kabul görmüş olanıdır.

Üst kürklerini rengi gri, kahve ya da kırmızımsı gibi renklerde olabilen lemurların karın bölümlerini kaplayan kürkleri genelde beyazımsı ya da sarıdır. Küçük, kısa bir başları ve büyük yuvarlakımsı kulakları olur. 30 - 35 santimetreye kadar büyüyebilirler ve 900 grama ulaşabilirler. Kuyrukları hemen hemen boylarına eşittir.

Çevik lemurlar genelde ağaç üzerinde yaşamlarını geçirirler. Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar. Kangrular gibi sıçrayarak hareket ederler ve ağaç dallar arasında orta büyüklükte mesafeler arasında atlama yaparlar. Gün boyunca ya lianalar arasında ya da ağaç kovuklarında saklanırlar. Her erkek lemur kendi bölgesine sahiptir. Yabancıların bölgelerine aşmasına hoşgörüyle yaklaşmazlar ve savaşırlar. Lemurkardan güçlü olan bölgeye isterse el koyar ve kaybeden terk eder. Otçullardır ve genel olarak yaşadıkları ağacın yapraklarını yerler.

Doğum sezonu eylül ve aralık ayları arasındadır ve 120 ilâ 150 gün arasında değişen bir gebelik sürecinin ardından, genelde bir ağaç kovuğunun içinde tek bir yavru doğar. Dördüncü aya kadar annelerini emen yavrular, yine de bir yaşlarına kadar aileyi terk etmez. 18 aylk olduğunda tamamen bir yetişkin olur ve yaklaşık 8 yaşına kadar yaşayabilir.


Dış bağlantılar

  • ARKive - images and movies of the northern sportive lemur (Lepilemur septentrionalis) (İngilizce)
  • New Lemurs (İngilizce)
  • Primate Info Net Lepilemur Factsheets (İngilizce)

Getirilen bir nesnedir. | Yeniplatonculuk

Neoplatonculuk ya da Yeniplatonculuk miladdan önce 3. yüzyıl Platon ve Aristoteles öğretilerini uzlaştırarak oluşturulmuş felsefi bir akımdır. Özellikle İtalyan rönesansı döneminde Giovanni Pico della Mirandola, Marsilio Ficino, Medici, Michelangelo ve Sandro Botticelli gibi isimler yeniplatonculuğa katkıda bulunmuşlardır. Bizans’tan İtalya’ya getirilen Platon’un el yazmalarının Floransa Akademisi nde bu isimler tarafından çevirileri yapılır. Ayrıca bu dönemde, Platon’dan yola çıkan aynı isimler, platonik aşk kavramını ortaya çıkartmışlardır.

Nesnenin bir | Boya

Boya, herhangi bir nesnenin renk vermek için veya koruma amaçlı olarak uygulanan kaplamaya denir. Boya hemen hemen tüm malzemelere uygulanabilir. En çok kullanıldığı alanlar sanat, tasarım, endüstriyel kaplamalar, ulaşım (şerit çizgileri) ve korumadır (su veya hava temasını kesme amacıyla).


Bileşenler

Boyaları temel olarak üç bileşen oluşturur: Bağlayıcı, inceltici ve diğer katkı maddeleri. Bağlayıcının kullanımı zorunludur çünkü içerisindeki katı dolgu maddelerini bağlayarak kurumuş boya filminin oluşmasını sağlayan ve yüzeye yapıştıran, bağlayıcı maddedir. Bağlayıcının cinsi ve miktarı boyanın yıkanabilirlik, sertlik, yapışma, renk dayanıklılığı gibi özelliklerini belirler. İnceltici, boyanın viskozitesini ayarlamak için kullanılır. Uçucu olup film tabakasının oluşumuna katkıda bulunmaz. Bunun dışında katılan her madde film tabakasıyla birleşerek boyaya fiziksel ve kimyasal özellik verir. Boyalar bağlayıcının cinsine bağlı olarak su bazlı ve solvent bazlı olarak ikiye ayrılırlar.


Boyanın Tanımı

Bir yüzey üzerinde tatbik edildiğinde, dekoratif ve koruyucu bir tabaka (film) oluşturan kimyasal bir malzeme olarak tanımlanabilir. Bu malzeme belli prensipler dahilinde, formüle edilen ve bünyesinde dört esas unsur bulunan kimyevi bir karışımdır.


Bağlayıcılar

Solvent uçması ve reaksiyon sonucu sıvı halden katı hale dönüşen, boya filmini meydana getiren likitlerdir. Boyaya katkısı, sertlik, sağlamlık, ve parlaklık, yapışma, hava koşullarına ve kimyasallara dirençtir. Bağlayıcı, boyanın temel direği olup, tipine göre, boyaya ismini verir.


Pigmentler

Doğadan saflaştırılarak veya sentetik yollarla elde edilen, bağlayıcı ve çözücüler içinde çözülmeyen toz halindeki katı taneciklerdir. Boyaya sağladığı özellikler: Renk vermesi, örtücülük, parlaklık, fiziki ve kimyasal dayanıklılıktır.


Pigment Örnekleri

Titanyum dioksit
Çinko oksit
Demir oksit


Korozyon Önleyici Pigmentler

Çinko kromat
Çinko fosfat


Dolgu Maddeleri

Talk
Kalsit
Barit


Kimyasal Katkılar

Bu grupta yer alan maddeler çok değişik özelliklerde olan ve boyaya çok az miktarda giren kimyasallardır. Katkı maddeleri boyanın özelliklerini iyileştirmek, istenmeyen, olumsuz değişimleri engellemek için kullanılır.

Islatıcılar
Kurutucular
Matlaştırıcılar
Kaymak kesici
Çökme engelleyici
Köpük kesiciler
UV ışınlarından koruyucular
Optik beyazlaştırıcı
Antibakteriyeller


Çözücüler

Boyanın uçucu kısmını oluşturan kimyasal maddelerdir. Boyanın imalatı ve tatbikatı safhasında, kullanılan boyanın özelliklerinde değişiklik yapmadan incelten sıvılardır.

Toluen
Ksilen
White sprit
Aseton
Su


Dış Bağlantılar

Akrilik,Pigment ..vb boyaların satışının yapıldığı bir site.

Biz siz onlar | Termoset

Termoset malzemeler, termoplastik malzemelerin aksine ısıtıldıklarında bulundukları kabın şeklini alırlar. Korozyon dayanımları daha yüksektir.

Termoplastikler düşük sıcaklıklarda katı halde sert oldukları halde ısıtıldıklarında yumuşayan polimerlerdir. Ama bazı polimer ısıtılmayla erimez yada incelmezler. Onlar sadece kalıba yapı taşlarının enjekte edilmesi ve sonra ısıtılarak polimerizasyonla şekillendirilebilirler. Bu polimer yapıya Termoset yapı ve ya Termosetting denir.

Gerekir. edit Dış | Sefer planı

Düşman kuvvetleri, harekat alanları, mevcut dost kuvvetler, siyasi ve askeri hedefler vesaire hakkında elde edilebilen bilgilere dayanılarak hazırlanan etraflı ve genel mahiyette stratejik plan. Bu terimi, bir seferberliğin hazırlanmasına ait esasları hazardan itibaren düzenlemek maksadıyla yapılan ve ancak harp tehlikesinin katileşmesi halinde tatbik mevkiine konulan seferberlik planı (mobilization plan) ile karıştırmamak gerekir. Buna (campaign plan) da denir.

Yılında kağıtları birleştirip kartondan | Ocakçı

Ocakçı kahvehanelerde ve çay ocağı işletmelerinde çay ocağı kazanı başında çay ve kahve pişiren işçilere verilen addır. Ocakçı çay ocağı işletmesi halinde küçük dükkanlarda, han odalarında veya seyyar arabalarda hizmet verdiği gibi, kahvehanelerde garsonlarla çalışan ve camekanlı bir bölmesi olan sabit işçi de olabilir. Ocakçının tezgahı mermer ve etrafındaki duvarlar boyuna kadar su geçirmez maddeyle, genellikle fayansla kaplıdır. Araç gereçler dolaplarda saklanır. Çay kazanı davlumbaza bağlıdır.

Ocakçı her an taze çay bulundurur, bunun için birkaç kazan birkaç demlik kullanır, çünkü müşteri beklemez, yedek demliksiz çalışanlar eskiden “yeni su çektim” diyerek müşteriyi oyalardı.

Ocakçı ocağı açmak için sabah saat 6-7 civarında kahveye/ocağa gelir, temizlik yapar, ocağı açar, tüpgazı bitmişse yeniler, kazana su doldurup kaynatır. Çay bardaklarını, tabaklarını, kaşıklarını, kahve fincanlarını, cezvelerini yıkar, hazırlar. Şekerini, peçetesini, tepsilerini, havlusunu, kağıtları, yedek su deposunu, çöp kutularını, askılıkları, ısıtma düzenini, tavlaları, nargileleri kontrol eder, önlüğünü giyer. Çay ve kahve paketlerini dizer.

Kahveye müşteriler gelmeden çay demleme işi tamamlanır. Garson yoksa ocakçı kendisi servis yapar, masaları sandalyeleri temizler, masaörtülerini değiştirir. Ocakçı, yedeği yoksa geceyarısına kadar 18 saat ayakta çalışır. Sigara içmese bile 18 saat sigara dumanında kaldığından dolayı ocakçıların benzi sarıdır. Bazı kahvelere sabahçı kahvesi denir ki, 24 saat açıktır.

Ocakçının çay ve kahve demlemesinden daha zor işi servistir. Bazı ocakçılar çay bardaklarını taşımada o kadar ustalaşmışlardır ki, ellerini tepsi gibi kullanır ve her parmakta bir bardak durdurmak ve avuç içinde üst üste sıralamak suretiyle bir defada 10 bardak çay servisi yapmaktadırlar. Soğuk günlerde çay servisi kahve dışına yapıldığında bardaklar tabağa ters konur, çayın sıcak ulaşması sağlanır.

Ayrıca bkz.
Kahveci, Garson

Bir nesnedir. | İsa

İsa (Yunanca: Ιησούς (Iēsoũs), Süryanice: Eashoa’, Esa, Issa) (d. M.Ö. 8-2 - ö. M.S. 29-36), Hristiyanlık’taki temel figür. İslamiyet’e göre peygamberdir. Doğum ve ölüm tarihleri ile ilgili olarak kimi tarihçiler ve araştırmacılar farklı görüşler belirtirler. Hristiyanlık’ta Nasıra’lı İsa olarak da bilinir. Hristiyan kaynaklarında ve yer yer Kur’an’da İsa Mesih olarak anılır. Al-i İmran Suresi, 45. Ayet (Diyanet Meali)Nisa Suresi, 156-157. Ayetler (Diyanet Meali)Nisa Suresi, 171. Ayet (Diyanet Meali)Tevbe Suresi, 30. Ayet (Diyanet Meali)


Kökenbilim

Türkçe’de kullanılan adı Arapça kökenlidir (عيسي). Anadolu’da sözcüğün “Ese” ve “Esi” biçiminde kullanıldığı da görülür. Batı medeniyetlerinde kullanılan Christ, Christus, Cristo vb isimleri, İbranice ‘kutsal yağ ile ovulmuş, kutsanmış’ anlamına gelen Mesih kelimesinin Yunanca karşılığı olan Hristos (Χριστός) kelimesinden türemiştir Oxford İngilizce Sözlük, messiah.

Teolojide kullanılan, İsa’nın yaşamına dair ana kaynaklar Yeni Ahit’teki dört kanonik İncil’dir (Matta, Markos, Luka ve Yuhanna). Genel kabule göre bunlar I. yüzyılda yazılmışlardır. Yakın zamanda Havari Yehuda İskariyot tarafından yazıldığı kabul edilen Yehuda’nın Müjdesi belgelerine ulaşılmıştır.

Hristiyan tarihçilerin ve Kitab-ı Mukaddes konusunda araştırma yapan teorisyenlerin bir çoğu, İsa’nın Celile’li bir öğretmen ve marangoz olduğu, şifa dağıttığı, Vaftizci Yahya (Yahya Peygamber) tarafından vaftiz edildiği, “halkı isyana teşvik etmek” suçuyla, Yahudi din adamlarının teşviki ve Roma İmparatorluğu’nun Yahudiye eyaletinin valisi Romalı Pontius Pilatus’un emri ile Kudüs’te çarmıha gerildiği konusunda hemfikirdir. Buna rağmen az sayıda tarihçi ve araştırmacı, İsa’nın gerçek bir şahsiyet olduğu konusunda şüphecidirler. Dini metinlerde, İncil’de ve Kur’an’da sıkça bahsinin geçmesini, tarihi belgelerde ismine rastlanmayışını, mitolojik bir karakter olabileceğine yorarlar.

Hristiyanlık dışında İsa’nın önemli bir figür olarak kabul edildiği bir diğer din de İslam’dır. İslam’a göre İsa; Meryem’den babasız dünyaya gelmiştir, son peygamberin gelişini haber veren bir müjdecidir ve Allah’ın İsrailoğulları’na gönderdiği bir peygamberidir. Kur’an’da ismi “İsa Mesih” olarak geçer Al-i İmran Suresi, 45. ayet. İslam’a göre İsa çarmıha gerilmemiştir. Ayrıca İslam İsa’nın tanrının oğlu olduğu fikrini şirk kabul eder. (Maide Suresi, 17. ayet, Nisa Suresi, 157-158. ayetler)

Museviliğe göre ise İsa, sahte peygamberdir. Bununla beraber modern Yahudilerin bir kısmı İsa’nın aziz veya peygamber olabileceğini ancak kesinlikle bekledikleri kurtarıcı (mesih) olmadığını düşünürler.


Soyu ve Doğumu

İbrahim’in oğlu İshak’ın soyundan geldiğine inanılır. Tanrı tarafından babasız doğduğuna inanıldığı için soyu üvey babası Yusuf’a göre tayin edilir.
Annesi Meryem, Levioğulları soyundan geliyordu. Yeni Ahit, Meryem’in kocası ve İsa’nın kanuni babası olarak andığı marangoz Yusuf’un Davud’a kadar çıkan soyağacını verir. Eski Ahit’te Meryem’den ya da İsa’dan o dönemde henüz dünyaya gelmedikleri için sözedilmez.

Kuran’da ise Meryem’den, Meryem’in annesinden, babası İmran’dan ve İsa’dan bahsedilir, Meryem’in annesinin Meryem’i doğurması anlatılır. İsa’nın daha beşikte iken konuştuğu ve babasının olmadığı, İsa’nın yaratılmasının Âdem’in yaratılması gibi yoktan olduğu, İsa’nın öldürülmediği ve hala bir biçimde yaşıyor olduğu yazılıdır (Nisa süresi, 156-157. ayetler).

Bazı araştırmacılara göre İsa, Roma İmparatoru Augustus zamanında Bethlehem’de (Beytüllahim) (M.Ö. 4) dünyaya gelmiştir. Bazı kaynaklara göre Bethlehem yer adı değil, İsa’nın doğumu sırasında gökyüzünde görülen çok parlak yıldız gibi bir nesnedir. Bu iddiaya göre Bethlehem tabiri İsa’nın nerede değil, ne zaman doğduğunu göstermektedir.


Hristiyanlık’ta İsa

Hristiyanlar için İsa tanrının oğlu ve bizzat tanrının kendisidir. Baba (Tanrı) ile insanlar arasında aracı, Beklenen mesih, kurtarıcı, rab, tanrı ile aynı “öz” den olan, güçlü tanrı, tek insan, dünyanın tek kralı, Kutsal Üçlü Birlik’teki kişilerden “oğul”dur. Hristiyan kaynakları onu “İsa Mesih” olarak anarlar.

İsa’nın tanrısal ve insani özellikleri farklı mezheplerce farklı yorumlanır. Hristiyanlığın Monofizit görüşüne göre insani tabiatı ile tanrısal tabiatı, Tanrısal özü altında erimiş ve ayrılmaz bölünmez tek bir tabiat meydana gelmiştir. Çarmıhta, İsa’nın insani tabiatı gibi ilahi tabiatı da acı çekmiştir. Meryem Theotokosdur, yani Tanrı anasıdır.

Diofizit görüşe göre ise insani ve tanrısal olmak üzere birbirinden bağımsız iki tabiatı vardır. Çarmıha gerildiğinde ilahi tabiatı bedeninden ayrılmış, sadece insani tabiat acı çekmiştir. Meryem, insan olan İsa’nın annesidir dolayısıyla da ona Theotokos yani Tanrı anası denemez.

Ortodoks, Katolik ve Protestanlar’a göre İnsani ve Tanrısal iki tabiatı olup bunlar asla birleşmezler, karışmazlar ve ayrılmazlar.


İslam’da İsa

İslam’daki “İsa” inanışın ayrıntılı bir anlatımı için lütfen İslam’da İsa maddesine bakınız.

İslam dininde İsa, Allah’ın önemli peygamberlerinden biri olarak inanılır ve sevilir. Hristiyan metinleri gibi Kur’an’da İsa’nın biyolojik bir babası olmadan, Tanrı’nın isteği ile doğduğunu belirtir Al-i İmran Suresi, 59. ayet:

“Allah nezdinde İsa’nın durumu, Adem’in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona “Ol!” dedi ve oluverdi.” (Al-i İmran Suresi, 59)

İsa Kur’an’da mütemadiyen “İsa bin Meryem” (yani Meryem oğlu İsa) olarak anılır. Yine Hristiyan inancına benzer şekilde İslam’da da onun Allah’ın izniyle çeşitli mucizeler göstermiş olduğuna inanılır:

“…Meryem oğlu İsa’ya da mucizeler verdik. Ve onu, Rûhu’l-Kudüs (Cebrail) ile destekledik. (Ne var ki) gönlünüzün arzulamadığı şeyleri söyleyen bir elçi geldikçe ona karşı büyüklük tasladınız. (Size gelen) peygamberlerden bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.” (Bakara Suresi, 87)
“Melekler demişlerdi ki: Ey Meryem! Allah sana kendisinden bir Kelime’yi müjdeliyor. Adı Meryem oğlu İsa Mesîh’tir; dünyada da, ahirette de itibarlı ve Allah’ın kendisine yakın kıldıklarındandır.” (Al-i İmran Suresi, 45)

Mesih kavraminin İbranice’den gelmesi ve diğer İbrahimi dinlerde de yer alması nedeniyle, peygamberin ölümünden sonraki yıllarda bu kavram sık sık israiliyyata konu olmuşur. Mesih kavramı Kur’an’da kimi yerlerde İsa Mesih şeklinde kullanılır ancak ayrıntılı olarak açıklanmaz.

İslamiyet İsa’nın Tanrı olduğunu veya Tanrı’nın oğlu olduğunu kabul etmez, bu tür bir fikre şiddetle karşı çıkar. Kur’an’da bu durum şöyle açıklanır:

“Şüphesiz, `Allah Meryem oğlu Mesîh’dir` diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır…” (Maide Suresi, 17)
“…Allah birdir. Allah sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” (Ihlas Suresi)

Ayrıca Kur’an’a göre, İsa çarmıhta ölmemiştir Nisa Suresi, 157-158. ayetler:

“Ve ‘Allah elçisi Meryem oğlu İsa’yı öldürdük’ demeleri yüzünden (onları lânetledik). Halbuki onu ne öldürdüler, ne de astılar; fakat (öldürdükleri) onlara İsa gibi gösterildi. Onun hakkında ihtilâfa düşenler bundan dolayı tam bir kararsızlık içindedirler; bu hususta zanna uymak dışında hiçbir (sağlam) bilgileri yoktur ve kesin olarak onu öldürmediler. Bilâkis Allah onu (İsa’yı) kendi nezdine kaldırmıştır. Allah izzet ve hikmet sahibidir.” (Nisa Suresi, 157-158)

Ahmediyye mezhebine göre çarmıhtan kurtulan İsa, Keşmir’e gitmiş ve burada Yuz Asaf ismiyle yaşamış, ölmüştür. Fakat genel İslam mezheplerinin ve ehl-i sünnet’in görüşü bu yönde değildir.

Kur’an da İsa’nın İslam Peygamberi Muhammed’in geleceğini bildirdiği belirtilir:

“Hatırla ki, Meryem oğlu İsa: ‘Ey İsrailoğulları! Ben size Allah’ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat’ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmed “Benim ismim Kur’ân’da Muhammed, İncil’de Ahmed, Tevrat’ta Ahyed’dir.” Nebhânî, Hüccetüllah ale’l-Âlemîn, 108, 112; Halebî, es-Sîretü’l-Halebiye, 1:353; el-Envârü’l-Muhammediyye mine’l-Mevâhibü’l-Ledünniyye, s. 143 (İbn-i Abbas’dan rivayet olunmuştur) adında bir peygamberi de müjdeleyici olarak geldim’, demişti. Fakat o, kendilerine açık deliller getirince: Bu apaçık bir büyüdür, dediler.” (Saf Suresi, 6)

Bazı İslam düşünürlerine göre İncil’de bahsi geçen Faraklit, İslam peygamberi Muhammed’dir.


Milat

Miladi takvim İsa’ya göre düzenlenmiştir. Milat, İsa’nın doğumudur. “M.Ö.” Milattan önce, “İ.Ö.” İsa’dan önce demektir. Aynı şekilde “M.S.” milattan sonra, “İ.S.” İsa’dan sonra demektir. Milattan sonra anlamında kullanılan A.D. (Anno Domini) Latince “Efendimizin yılında” anlamına gelmektedir.


Kaynakça

Baba-m defter-im Baba-n | Seray Gözler

Seray Gözler   Gerçek adı Seray Düşenkalkar Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. Süper Baba’da oynadığı Şule ve Yabancı Damat’ta oynadığı Hayriye rolleriyle tanınır.

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusu olan sanatçı, çeşitli sinema ve dizi filmlerde rol almaktadır. Ali Düşenkalkar’ın Ablasıdır.


Filmografisi

  • Zoraki Koca - 2007
  • Yabancı Damat - 2004
  • Aynalar - 2004
  • Böyle mi Olacaktı - 1997
  • Süper Baba - 1993


Dış bağlantılar

  • IMDb’de Seray Gözler
  • Sinema Türk’te Seray Gözler

Eğitimcilerin | Yüksek Öğretimde Paradigma Değişimi

YÜKSEK ÖĞRETİMDE PARADİGMA DEĞİŞİMİ
B. Gültekin Çetiner (Dr. Çetiner), Nedim Türkmen ve Oğuz Borat

Özet

Son zamanlarda yüksek öğretimde bir paradigma değişimi (paradigm shift) yaşanmaktadır. Değişen bu paradigmada artık öğretici temelli (instructor based) eğitim yerini, öğrenen temelli (learned based) eğitime bırakmaktadır. Bu makalede eski ve yeni bir anlayıştaki paradigmalarla birlikte yeni paradigmanın Sanal Eğitim (Virtual Education) boyutu tartışılmaktadır.

1. Giriş

Paradigma kısaca herhangi bir alanda yerleşik yazılı ve yazılı olmayan tüm kurallar ve uygulamaların bütününe verilen bir isimdir. Paradigma bir başka deyişle bir modelin, bir bakış açısının, kavrayış ve anlayışın adıdır. Bir paradigma, uzun süren deneyimler ve başarısı kanıtlanmış süreçleri içerisinde barındırabilir. Bu, söz konusu paradigmanın her zaman başarılı olacağı anlamına gelmez. Yeni bir paradigma eskisini geçersiz kılacak şekilde tüm kalıpları yıkarak kendi kurallarını koyduğunda artık eskisi için başarılı olabilecek bir zemin kalmamıştır.

Paradigma değişimi ve felcine ait pekçok yerde verilen klasik örnek Swiss firmasıdır. Bilindiği gibi dünya saat pazarının en büyüğünü tek başına elinde tutan bu firma dijital saati kendisi dünyaya tanıtmasına rağmen çalışırken tıklama sesi duyulmayan bu saatleri barındıran yeni paradigmayı kavrayamadığından veya klasik deyimle paradigma felcine (paradigm paralysis) yakalandığından 1-2 sene içerisinde eski pazar payının tümüne yakınını Japon elektronik saat firmalarına kaptırmıştır.

Paradigma felcine ait diğer örnek olarak IBM firması verilmektedir. Raflarından indirdiği ucuz ve standart (Off-shelf) ürünlerle son kullanıcılar için ilk PC’yi oluşturan IBM, donanım ve yazılım alanında eski paradigmasında takıldığı için yeni paradigmalarla ortaya çıkan bazı firmalar, örneğin PC donanım satışında Dell ve yazılımda (işletim sistemi ekseninde) Microsoft kendi ürettikleri paradigmalarla PC geliştirici bu firmayı geride bırakmışlardır.

2. Eğitimde Paradigmalar

Paradigma değişimi her alanda olduğu gibi bugün benzer şekilde eğitim alanında yaşanmaktadır. Burada yüksek öğretimdeki eski ve yeni paradigmalar üzerinde durmakta fayda vardır. Klasik paradigmada izlenecek öğretim ve eğitim programları, bir dönemde sunulan dersler (kurslar) ve bunlara ait müfredatlar şeklinde hazırlanmaktadır. Program hazırlıklarında veya revizyonlarında öğrencilerin istihdam edilecekleri iş piyasasına danışılmamakta veya sanayi ve hizmet sektörünün istek ve beklentilerine dikkat edilmemektedir.

Her bir program içerisindeki değişik kurslar (dönem dersleri), içerikleri ve kredileri akademik bir hiyerarşi içinde tanımlanmaktadır. Hatta bazı üniversitelerde kurslar, diğer program akademisyenlerinin, ilgili sektör kaygısı taşımayan daha ziyade kendi ders potansiyellerini korumayı hedefleyen yoğun değişiklik isteklerine maruz kalabilmektedir. Bu yapıdaki bir programda her ne kadar seçimli bir takım kurslar yer alsa da öğrenciler için genellikle katı bir program sunulmuş olmaktadır; ayrıca öğrencilerin amaçları ve düzeyleri göz ardı edilmektedir. Özellikle müşteri durumundaki iş piyasasının isteklerinin programlara yerleştirilmesinde ve kursların bu şekilde tasarımında her zaman için problemlerle karşılaşılmıştır.

Klasik paradigmanın diğer problemi, öğrencileri sanki aynı kalıptan çıkmış kabul etmesi ve bir dönem boyunca haftalara dağıtılan derslere senkronize şekilde sokmasıdır. Daha önceki alt yapısı, ilerleme hızı veya amaçları nedeniyle kursta çok hızlı yol alabilecek öğrencilerle çok yavaş veya yetersiz öğrenciler aynı anda aynı derslere maruz kalmaktadır.

Senkronize eğitim klasik paradigmanın en yaygın kurallarındandır. Optimum öğrenme zamanının her bir öğrenci için farklı olması nedeniyle senkronize eğitim, öğrenme verimliliği açısından bir problemdir.

Öğrenme verimliği, öğreticinin zamanının ne kadarını hangi ve kaç kredilik kurs için harcadığı değil, geçen toplam zamanda ne kadar öğrenme (tanımlanan belli bilgi ve yeteneklerin edinildiğini göstererek) gerçekleştirdiği ile ilgilidir. Öğrenme verimliliğini artırmak için öğrencinin belli bilgiyi ve beceriyi öğrenmek için geçirdiği zamanı kısaltmak gerekmektedir.

Öğrencinin amacını gerçekleştirebileceği veya istekli olduğu kursları istediği zamanda almasının verimliliği artıracağı açıktır. Klasik paradigmada, belli krediyi tamamlamadan mezun olamadığından bir öğrenci kendi zamanına uygun olan ve açılması muhtemel herhangi bir kursu alarak mezun olabilme yoluna gidebilmektedir. Böyle bir seçimde öğrenme verimliliği ne derece sağlanabilir?

Klasik paradigmada en çok savunulan konulardan biri öğretici (instructor) temelli sınıflarda öğrenciyle karşılıklı etkileşimin (interactivity) yüksek olması gerekçesidir. Burada göz önünde bulundurulması gereken nokta bu etkileşimin oranı, kalitesi ve etkileşim sonucunda oluşacak öğrenmedir. Etkileşimin kalitesinin artırılması için gerekli multimedya donanımının maliyetler nedeniyle tüm derslikler düzeyinde kullanılamaması önemli bir problemdir.

Bir bilginin iletilmesinde başlıca faktörlerler

  • bilgiyi ileten,
  • alıcı,
  • bilginin iletildiği platform veya altyapı (medya) ve
  • mesajın kendisidir.

Bu noktada alıcı durumda olan öğrenicilerin konuya odaklanmış durumda veya mesajı algılayabilecek seviyede olması gerektiğinden senkronize eğitimde etkileşim sonucunda elde edilebilecek öğrenme verimliliği de düşecektir. Geleneksel öğretim ve eğitimde öğreticilerin “o kadar çok kapsanacak konu var ki hiçbir dönem tüm konuları bitiremiyorum” şeklindeki şikayetleri sıklıkla duyulmaktadır. Burada problem şudur, kapsanacak konular belki öğrenci mezun oluncaya kadar güncelliğini yitirecek veya yeni teknolojiler nedeniyle eskimiş ve kullanışsız (obsolete) hale gelecektir.

Bilginin hızla güncellendiği ve bilgiye erişimin hızına hiçbir üniversite kütüphanesinin erişemeyeceği bilişim çağında yaşanıyor artık. Ders içeriğine çok fazla konu katma yerine öğrenciye her ders için belirli amaçlar tanımlayıp bunları öğrencinin istediği şekilde elde etmesinin yolunu açmak daha anlamlı görünüyor. Burada çıktı amaçlı eğitim (outcome based education) kavramı gündeme geliyor. Çıktı amaçlı eğitim, geleneksel öğretim ve eğitim paradigmasında kurs tasarımı aşamasında yararlanılabilen bir kavram olmasına karşın öğrenici temelli yeni paradigmayla daha çok uyuşmaktadır.

Paradigma artık öğretici temelli eğitimden öğrenen temelli bir paradigmaya doğru değişmektedir. Geleneksel paradigmanın önemli özellikleri büyük yatırım maliyetlerini ve alıcı konumdaki kişilerin (öğrenciler) belli zaman ve mekanlarda belli yerlerde bulunmasını gerektirmesidir.

3. Bilişim Devrimi ve Yeni Paradigma

Eski paradigma tarım toplumundan sanayi toplumuna geçiş sonrası ortaya çıkan bir eğitim şeklidir denilebilir. Üretim sektörünün yaygın olduğu bu modelde üretim, girdileri (ham madde) belli dönüştürme kaynaklarını (emek ve makine) belirli süreçler içinde kullanarak fiziksel bir ürünü ortaya çıkarma şeklinde gerçekleşir. Ortaya çıkan ürün ekonomik bir katma değeri içermektedir. Bunu ortaya çıkarabilmek için çoğunlukla yüksek yatırım ve işletme maliyetlerine ihtiyaç vardır. Oysa bugünkü bilişim çağında, örneğin yeni mezun zeki bir programcı yalnızca klavye kullanarak yepyeni bir bilgi üretmek suretiyle dünya üzerinde herkesin satın alacağı bir fikri yazılım haline getirebilir. Sonuçta ortaya çıkan ürün fiziksel bir şey değildir. Ürünün tekrar üretilme maliyeti bir CD veya disk ücreti kadardır. Oysa ortaya çıkan değer diğer üretimdekilerle karşılaştırılamayacak kadar fazladır. Gelişmiş ülkelerde hizmet sektörünün çok daha gelişmiş olduğunu ve sanayi üretiminin gelişmekte veya gelişmemiş olan ülkelere doğru kaydığını görmekteyiz.

Bilişim devrimi yüzünden bilgi çok hızlı

  • üretilmekte,
  • yayılmakta ve
  • güncellenmektedir.

Artık ne üniversite kütüphaneleri ne de ders içerikleri ve programların mevcut paradigma ile yeni paradigmanın karşısında durması mümkündür. Eski paradigmanın karşısındaki güç aslında bilişim devriminden başkası değildir. Artık mevcut yüksek öğretimdeki pek çok anlayışın yeniden sorgulanması ve değiştirilmesi gerekiyor.

Giriş kısmında bahsedildiği üzere paradigma felcinden kurtulabilmek için mevcut paradigma içindekilerden yardım alabilmek zor görünmektedir. Çünkü paradigmanın içindeki kişilerin, uzun süren deneyimler sonucu oluşan alışkanlıklarından, anlayışlarından paradigmanın en güçlü olduğu bir dönemde kurtulmaları çok zor görünmektedir.

Yeni paradigmaların çıkış zamanı da genellikle eski paradigmanın en güçlü olduğu zamana dayanmaktadır. Örneğin Swiss firması yeni dijital saatin Japon fimalarınca satılmaya başladığı yıl %80’e yakın dünya pazarını elinde bulunduruyordu.

Paradigma değişiminin eski paradigma yöneticilerinden çıkışının zor olması nedeniyle genelde dışarıdan gelen paradigma öncülerine (paradigm pioneers) ihtiyaç bulunmaktadır. Paradigma öncülerinin pekçok önemli özellikleri olmakla birlikte genellikle aşağıdaki gruplar aday olarak gösterilmektedir [1]:
a) Farklı ve yeni bir eğitim sürecinden gelen yeni mezun gençler
b) Alan değiştiren, yeni alanlara kayan yaşlı ve deneyimli gelişmeye açık kişiler (lifelong learners)
c) Bağımsız ruhlu kişiler. Bunlar eski paradigmanın içinde olan fakat bağımsız düşünebilen kişilerdir. Genellikle Maverick olarak adlandırılırlar. Maverick ismi pokerde büyük bir sığır sürüsü kazanıp beklentilerin aksine bu sürüyü ticari olarak değerlendirmeyip salıveren kişinin adından gelmektedir.
d) Herşeye burnunu sokan, bilmediklerini tamir etmeye veya kurcalamaya bayılan, her konu hakkında bilgi sahibi olmaya çalışan kişiler (tinkerer).

Yukarıdaki gruplara bakıldığında tek tipçi bir eğitim anlayışının yeni paradigmalar üretebilen fertler oluşturmasının çok zor olduğu söylenebilir. Paradigma öncüleri yeni bir oyunun kurallarını koyan kişilerdir.

Öğrenen temelli eğitim (learner based education) olarak adlandırılan yeni paradigma sanal eğitim (virtual education), uzaktan eğitim (distance education) veya karışık öğrenme (blended learning) ile birlikte geleneksel eğitim sisteminde paradigma değişimine yol açacağa benzemektedir. Geleneksel paradigmaya takılı kalmış eğitimcilerin sorgulamadan “uzaktan veya online eğitime inanmıyorum” şeklinde kesip attığı bu yöntemler pekçok kurum tarafından çeşitli şekillerde uygulanmaktadır.

4. Yeni Bir Paradigma

Öğrenmek için yer ve zaman sınırlayıcı olmaktan çıkmış olup, artık insanlar aradıklarına internet ve araçları sayesinde çok çabuk ulaşabiliyor. Birçok büyük üniversite ve eğitim kurumu uzaktan eğitim ile pekçok programlarını dünyanın her yanındaki insanlara ulaştırmaktadır. Burada bilişim devriminin imkanlarından faydalanacak bir uzaktan eğitim sistemini içeren yeni bir paradigmaya ait bir takım özellikler tanımlanmaktadır. Bu özellikler uygun bir yazılım ile desteklenmek suretiyle pilot proje şeklinde gerçekleştirilebilir.

Yeni paradigmanın en önemli özelliği tüm sorumluluğun öğrenci üzerinde olmasıdır. Öğrenci, tüm sistem içerisinde amacına ve programlarda belirtilen kursların amaçlarına uygun olarak istediği programdan kurs seçimi yapabilir. Programdaki her bir kurs tasarımı içerisinde kursun amaçları belirlenmiş olmalıdır.

Öğrenen temelli (learner based) bu sistemde her bir program/kurs tasarımı sırasında, konu başlıkları belirli amaçları/çıktıları gerçekleştirecek şekilde belirlenir. Program amaç ve çıktıları özel olarak veya ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology) [2] gibi kaliteyi denetleyen birtakım kuruluşların kriterlerine veya kurumun kendisinin tanımladığı ihtiyaçlara göre belirlendikten sonra konu başlıkları program amaç çıktılarına karşı gelecek şekilde aşağıdaki örnekte görüldüğü üzere matris haline getirilir.

5. a-k ABET Kriterleri
Örnekler

Kriter a (Outcome a): Matematik, bilim ve mühendislik bilgisini uygulama yeteneği. (An ability to apply knowledge of mathematics, science, and engineering)

Kriter k (Outcome k): Çeşitli teknik, yetenek, ve modern mühendislik araçlarını mühendislik pratiğinde uygulama yeteneği (An ability to use the techniques, skills, and modern engineering tools necessary for engineering practice)

Yukarıdaki matriste satırlardaki konular ve sütunlardaki kriterlerin kesişimindeki hücrelere 1’den 6’ya kadar puan verilir. Puanlar Bloom [3] tarafından tanımlanan taksonomik seviyelere karşılık gelmektedir. 1, öğrenmenin en alt seviyesi olan bilgi (knowledge) ve 6, en üst seviye puanla yani değerlendirme (evaluation) seviyesi şeklinde ifade edilir. Bloom Taksonomisine göre seviyeler ve anlamları aşağıda açıklanmaktadır.

  • 1. Bilgi (Knowledge): Daha önceki öğrenilen bilgiyi hatırlama. Öğrenmenin en alt seviyesidir. Ezbere dayanabilir. Bilgi seviyesinin var olduğunu anlamak için öğrenciye sorular yöneltilirken kullanılacak bazı fiiller:

Düzenle (Arrange), Tanımla (define), Tekrarla (Repeat), Seç (Select)

  • 2. Kavrama (Comprehension): Bilginin anlamını yakalama. Bilgiyi kavrama ve kendi ifadeleriyle yeniden anlatabilme.

Örnek Fiiller: Sınıflandır (Classify), Savun (Defend), Tartış (Discuss), Açıkla (Explain), İfade et (express), Genişlet (extend), Örneklendir (give examples), Özetle (summarize)

  • 3. Uygulama (Application): Bilgiyi gerçek hayata uygulama

Sorulardaki örnek fiiller: Uygula (apply), Göster (demonstrate), Değiştir (modify), Çöz (solve), Kullan (use)

  • 4. Analiz (Analysis): Nesneleri veya fikirleri daha basit bileşenlerine ayırma ve bileşenlerin birbiriyle nasıl bağlandığını ve çalıştığını görme

Fiiller: Analiz et (Analyze), Kategorize et (Categorize), Ayrıştır (discriminate), Modelle (model), Sorgula (Question), Test et (Test)

  • 5. Sentez (Synthesis): Farklı fikir ve bileşenleri yeni bir bütünleşik fikir haline getirebilme.

Fiiller: Yeniden inşa et (reconstruct), Planla (Plan), Tasarla (design), birleştir (compose), yeniden düzenle (rearrange), geliştir (develop)

  • 6. Değerlendirme (Evaluation): Delillere, göstergelere veya dışarıdan gelen birtakım kriterlere göre yargı yürütebilme, değerlendirme.

Fiiller: Seç (Choose), Karşılaştır (compare), Sonuçlandır (Conclude), Açıkla (Explain), Gerekçelendir (Justify), Değerlendir (Evaluate)

Her bir kurs için matrisler benzer şekilde hazırlanır. Bir kurstaki konuların ortalaması 3’ü geçiyorsa bu kurs öğrenciyi en az uygulama (Application) seviyesine çıkarabilir demektir. Eğer ortalama 1 ise bu kurs öğrenciyi ancak (Knowledge) seviyesine çıkarabilir demektir. Bütün kursların aynı şekilde ortalaması alındığında öğrencinin Bloom taksonomisinde üst seviyelere çıkabiliyor olması gerekir. Kurslar bu şekilde tasarlandıktan sonra öğrenci çıktılarının ölçülmesi önem arzetmektedir. Bu amaçla kurs matrisindeki değerlere göre yapılacak ölçme ve değerlendirme testlerine ihtiyaç bulunmaktadır. Öğrencinin matristeki beklenen çıktıları ne derece sağladığını anlayabilmek için yapılacak tüm quiz, ödev, proje gibi testlerin matriste belirtilen çıktılara göre hazırlanması gerekmektedir. Aşağıdaki tabloda matriste tanımlanan çıktıları test etmek için kullanılabilecek bazı soru örnekleri gösterilmiştir. Sınavları hazırlarken geliştirilecek bir yazılım hangi tipte sorular sorulması gerektiği hakkında yardımlar üretmelidir.

Tablo 1. Bir derse (Mühendislik Yeönetimi Dersi) ait çıktıları ölçmek belirli kriterleri (bu örnekte ABET) belli seviyelerde (Bloom Seviyesi) ölçmek için soru örnekleri

Mühendislik Yönetimi Dersi Amaç Matris çıktısını ölçmek için Örnek Sorular Ölçülen
ABET Kriteri Ölçülen Bloom Seviyesi
Bir mühendislik kurumunda yöneticiler tarafından kullanılabilecek bilimsel yöntemleri maddeler halinde yazarak tanımlayınız a 1
(Bilgi)
Aşağıda verilen karar verme problemini, karar ağacı (decision tree) yöntemini uygulayarak çözünüz. a 3
(Uygulama)
Bir işletmede yöneticiler, risk altında karar verecekleri zaman hangi yazılımları kullanabilirler? k 2
(Kavrama)
Aşağıda ayrıntılı olarak tanımlanan karar verme probleminde hangi yazılım araçlarını seçersiniz? k 4
Analiz

Kurslar tasarlanma esnasında belli kriterlere göre (örneğin ABET) çeşitli seviyelerde çıktıları üretmek üzere konular belirlendikten ve hangi ölçümle (quiz, test, yazılı, ödev vs) öğrencinin test edileceği tanımlandıktan sonra belirlenen tarihlerde sınav soruları bir soru tabanından çekilerek otomatik hazırlanabilir.

Bu kurs tasarım sistemi bir uzaktan eğitim sistemine entegre edilerek çalıştırılabilir. Böyle bir durumda online quiz, ödev gibi araçlarla sonuçlar otomatik değerlendirilip her bir öğrenci için elektronik portföy (portfolio) oluşturulabilir. Böylece belli kursları alan öğrenci sonunda, hangi kriterleri ne ölçüde bitirip mezun olduğu sorgulanabilir.

Çıktı temelli bir eğitim sisteminde uzaktan eğitimin sağladığı tüm imkanlar ve aktivitilerden yararlanılabilir. Bunlar;

  • a. Kursla ilgili her türlü sunu, multimedya dosya, başka sayfalara link gibi kaynak dosyalar (Resources). Bunlara isteyen öğrenci istediği zaman ve mekanda ulaşabilir.
  • b. Ödevler (Assignment). Online veya offline teslim edilen ödevler, projeler
  • c. Sohbet odaları (chat rooms). Çeşitli konularda öğretici-öğrenci ve öğrencilerin kendi arasında canlı tartışma ortamları. İnteraktivitenin yoğun kullanılabileceği ortamlar. Geleneksel sınıf ortamına göre üstünlüğü, herkesin kendi amacına ve seviyesine göre istediği odayı seçme şansı mevcuttur.
  • d. Forumlar (Forums). Sohbet odalarının çevrim dışı şekli denilebilir. Sınırsız sayıda forum konuları oluşturulup isteyen istediği foruma üye olup tartışmalara katılıp amaçlarına uygun şekilde kendini geliştirebilir.
  • e. Genel kavramlara ait sözlükler (glossaries). Her kurs için oluşturulacak bu sözlüklerde teknik terimler, dersle ilgili çeşitli kavramlar açıklanabilir. Örneğin forum veya sohbet sırasında bu kavramları bilmeyen kişiler çeşitli fontlarla ve kısa yollarla bu sözlüklere ulaşabilirlerse büyük yararlar sağlar.
  • f. Kurs dosyası (Journal) Öğrencilerin kursu takip sırasında tuttukları dosyalar, aldıkları küçük veya büyük notlar. Bunlar kurs sonunda değerlendirme amaçlı kullanılabilir. Öğrencinin takibi açısından çok faydalıdır.
  • g. Dersler (Lessons) Öğrencilerin asenkron olarak istediği zaman adım adım çeşitli konuları öğrenmek için kullanacağı kaynak dosyalar. Zengin multimedya destekle canlı dersten daha etkili olabilir. Örneğin, tıpla ilgili bir kursta gerçek bir ameliyat sırasında çekilen ve adım adım açıklamalarla desteklenmiş bir video dosyası gibi. Adım adım ders anlatım sırasında ileri geri tuşlarıyla öğrencinin istediği konuya gidebileceği şekilde, veya her konu sonunda kısa quizlerin başarıyla geçilmesi halinde bir sonraki kursa devam edilebilecek şekilde tasarlanabilir.
  • h. Quizler. Bunlar, çoktan seçmeli, sayısal tek cevabı içerecek, yanlış doğru, veya doldurmalı olmak üzere çok çeşitli tiplerde tasarlanabilir. Her bir soru Bloom taksonomide hangi seviye ve hangi çıktıyı ölçmekte kullanılacağı kategorize edilerek soru bankasına yerleştirilirse online bir quizin hazırlanması birkaç dakikayı geçmez. Sonuçların değerlendirilmesi tam otomatiktir veya çok kısa zamanda gerçekleştirilir.
  • i. Tarama (survey) Öğrencilerden zaman zaman geri beslemede kullanılabilecek bilgileri almak amacıyla kullanılan araçlardır.
  • j. Wiki (What I know is ..) şeklinde herkes kendisine ait bir yer açarak istediği şekilde başkalarının kullanımına açabilir.
  • k. Online kurslarda otomatik yoklama dahi yapılabilir (attendance). Etkileşimin her türlüsü loglarda tutularak öğrencinin sisteme hangi zamanlara girdiği, ne kadar kaldığı hangi dersi ne kadar sürede tamamladığı, quizleri ne kadar sürede tamamladığı, hangi forumlarda ve sohbetlerde yer aldığı hepsi takip edilebilir. Ayrıntılı istatistikler her bir öğrenci ve topluca yapılabilir.
  • l. Takım çalışması çok önemli çıktılardan birisidir. Online bir kursta çalışma grupları oluşturulup bunların takibi daha rahat yapılabilir. Grupların aktivitelere nasıl katıldığının, neler yaptığının ayrıntılı istatistikleri tutulabilir.

Uzaktan eğitimde hazırlanan her kursun amaçları ve istediği çıktılar kursun tanım sayfasında yer almalıdır. Böylece öğrenci kendi amaçlarına uygun olan bir kursu seçebilecektir. Öğrenci zaman, mekan ve hatta kurs sınırı olmadan istediği bir kursu alabilmelidir. Kurs seçiminde mümkün olduğunca geniş bir yelpazede seçim yapabilmelidir. Eğer program/kurs tasarımı mükemmel hazırlanmış ise zorunlu derslerin kaldırılması da mümkündür. Örneğin, bir program çıktı tanımında ABET kriterlerini seçmiş olsun. ABET a Kriteri, öğrencinin matematik, bilim ve mühendislik bilgisini uygulama yeteneğini sorgulamaktadır. Eğer öğrencinin bu kriteri kendi seçtiği çeşitli kurslarda uygulama seviyesinde sağlaması isteniyorsa matematik dersi zorunlu olmasa bile amacını sağlamak için öğrenci gidip ilgili dersi alacaktır veya bunu bir şekilde öğrenecektir. Çünkü amacını gerçekleştirmesinin yolu ilgili çıktıyı sağlamaktan o da ilgili matematik konusunu öğrenmekten geçmektedir. Dikkat edilirse burada sorumluluk öğrenen üzerindedir. Burada önemli nokta, öğrenciye amaçlarını gerçekleştirmesi yolunu kolaylaştırmaktır. Bu anlamda öğretici (instructor) kavramı yerini kolaylaştırıcıya (facilitator) bırakmaktadır. Ayrıca klasik paradigmadaki yıl veya dönem kavramı da geçersiz olmaktadır. Çünkü bu çıktıları sağlama süreci kişiden kişiye değişir. Bazıları için bu süreç 2, bazılarına göre 5 yıl olabilir. Önemli olan öğrencinin çıktıları sağladığı anda mezun olabilmesidir. Öğrencinin amaçları ve program çıktıları, uzaktan eğitim sistemlerindeki asenkron şekilde kolaylaştırıcıların kontrolünde verilen yukarıda bahsedilen aktivitelerle sağlanabilir.

Uzaktan eğitim pekçok program için öğrencilerin tamamen online faydalanabilmesine açık olabildiği gibi sertifikalı bazı programlar ile pratik eğitimi gerektiren programlarda, örneğin mesleki eğitim (vocational training), sonradan bir kampüs eğitimini kapsayabilir. Önceden teorik ve pratik eğitimin bir kısmını multimedya desteğiyle alan öğrenciler daha sonra uygulamayı öğrenmek veya pekiştirmek amacıyla pratik eğitimlerini belli bir merkezde tamamlayabilir.

6. Sonuç

Eğitim alanında yaşanan paradigma değişimi tanımlanarak, çıktı temelli yeni paradigmaya göre bir kurs tasarım sistemi tanımlanmış ve uzaktan eğitimin yeni paradigmayla bazı ilişkileri tartışılmıştır.


Kaynakça

1. Barker, J.A. Paradigms: The business of discovering the future. New York: Harper Business / Harper Collins Publishers. (ISBN: 0-88730-647-0), 1993

2. ABET (Accreditation Board for Engineering and Technology), www.abet.org

3. Bloom BS, Englehart MD, Furst EJ, Hill WH, and Krathwohl, Taxonomy of Educational Objectives: Handbook 1: Cognitive Domain, New York: Longman, 1956


Orijinal Makaleler

Orijinal Makaleler Bloglar adresinde aşağıdaki bağlantılardan bulunabilir.

  • Yüksek Öğretimde Paradigma Değişimi
  • Paradigm Shift in Higher Education

Türkçede “sahip” | Yapısöküm

Yapısöküm ya da yapıçözüm, esas olarak Jacques Derrida tarafından geliştirilmiş olan ve Yapısalcılık’ın eleştirilmesi ve aşılmasıyla temellendirilen metin okuma ya da değerlendirme yönteminin adıdır. Bu yöntemin kullanılmasıyla yaygınlaşan eğilime de Yapısökümcülük denilmektedir. Deconstruction terimi Türkçede farklı şekillerde karşılanabilir olmakla beraber, yapısökümcülük, hem yaygın olarak kullanılmakta hem de uygulanan metin okuma yöntemine daha uygun görünmektedir. Yapısalcı yöntemin aksine burada yapı’nın ya da metnin merkezsizleştirilmesi sözkonusudur. Yapıyı oluşturan öğelerin çözümlenip aynı kurgu üzerinden -karşıt amaçla- tekrar kurulmasıyla (postmodernite)oluşturulur.

Felsefe, iletişim sosyolojisi, eleştirel düşünce, sosyoloji, mimarlik, estetik, edebiyat teorisi ve benzeri bütün alanlarda yapısökümcü yöntem yaygınlaşmış ve genel bir etki kazanmıştır.

Almak | Tim

Tim, görevi yüz metrelik bir alanı ateş gücüyle kontrol altına almak olan iç güvenlik harekâtında görev yapan en küçük askeri birimdir.

1 X Tim Komutanı</br>
1 X Avcı Eri </br>
1 X Makinalı Tüfek Nişancısı</br>
1 X Makinalı Tüfek Yardımcısı’ndan oluşur.

Baba-mız defter-imiz Baba-nız | İsmet Ay

İsmet Ay   (d. 1924 - Şile, ö. 7 Ekim 2004 - İstanbul)  

İstanbul Belediye Konservatuvarı Tiyatro Bölümü mezunu olan sanatçı; 1948′de Şehir Tiyatroları’na girerek sanat hayatına başladı. Uzun süre şehir tiyatrolarında çalıştıktan sonra, sinema filmlerinde de oynadı. Süper Baba dizisindeki “Sermet” rolüyle beğeni kazandı. En son olarak dizilerde rol alan sanatçı, hastayken bile Cennet Mahallesi adlı dizide rolünü oynadı.


Ödülleri

  • 4.Ankara Film Festivali, 1992, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Seni Seviyorum Rosa
  • Avni Dilligil Tiyatro Ödülü, 1987, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü Vişne Bahçesi
  • Kültür Bakanlığı, 1988, En İyi Erkek Oyuncu Ödülü


Filmografisi

  • Abdülhamit Düşerken - 2002
  • Benimle Evlenir misin - 2001
  • Kara Kentin Çocukları - 1999
  • Kaçıklık Diploması - 1998
  • Cumhuriyet - 1998
  • Baba Evi- 1997
  • Tatlı Kaçıklar - 1996
  • İz - 1994
  • Süper Baba - 1993
  • Seni Seviyorum - 1992
  • Hiçbir Gece - 1989
  • Afife Jale - 1987
  • Hoşgeldin Ramazan - 1987
  • Asılacak Kadın - 1986
  • Kaşık Düşmanı - 1984
  • Renkli Dünya - 1980
  • Talihli Amele - 1980
  • Bir Yürek Satıldı - 1977
  • Özgürlüğün Bedeli - 1977
  • Fatoş Talihsiz Yavru - 1970
  • Kalbimin Sahibi - 1969
  • Acı İle Karışık - 1969
  • İnleyen Nağmeler - 1969
  • Bozuk Düzen - 1965
  • Tatlı Günah - 1961
  • Aslan Yavrusu - 1960
  • Can Yoldaşı - 1952


Dış bağlantılar

  • IMDb’de İsmet Ay
  • Sinema Türk’te İsmet Ay

Fakat genelde | PC/104

PC/104, gömülü bilgisayar sistemleri oluşturmak için birbirine bağlanmış PC-uyumlu parçacıklar (modül) için bir standarttır. Bu tip sistemler genelde fabrikalarda, laboratuvarlarda ve karmaşık bir sisteme programlanabilir kontroller sağlayan mekanizmalarda rastlanır.

PC/104 standart masaüstü bilgisayarlarına göre çok basittirler. Fakat bu sistemlerin klasik masaüstü bilgisayarlara nazaran değişik oluşma etkenleri vardır. “PC/104” ismi bu benzerlikten v özel birleştirilmiş 104 pinlik veri yolundan üretilmiştir. Bu sistemler (PC/104) klasik PC’lerde kullanılan geliştirme araçları (development tools) ile programlanabilirler. Böylelikle PC/104 sistemleri için bu sistemlere özgü geliştirmelerde bulunulmasına gerek kalmaz, bu da maliyetleri düşürür.

PC/104 kartları 4 inç x 4 inç ebatlarında olmasına rağmen bu boyutlara göre güçlüdürler. PC/104 ürünleri düşük enerji tüketmesine, az alan kaplamasına ve modüler olmasına dikkat edilerek tasarlanır.

PC/104 veri standardı aşağıdaki ve daha bir çok modül için geçerlidir,

  • Merkezi İşlem Birimleri (CPUs)
  • Video Kontrolleri
  • Ağ Arayüzleri
  • Ses G/Ç birimleri
  • Veri elde etme kartları

200′den fazla sağlayıcı PC/104 standartının gelişmesi için çalışmaktadır ve desteklemektedirler.

Defter-in | Cahit Koytak

Cahit KOYTAK (1949-), Şair .


Hayatı

An itibariyle yaşayan, Türk Şiiri’nin büyük ustalarından.

1949 yılında Erzurum’da doğan şairimiz, ilk ve orta öğrenimini de bu kentte yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden 1973 yılında mezun olmasından sonra, kısa bir süre mühendislik yaptı ve ardından serbest ticarete başladı. Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir, görünürde ticaretle uğraştı.

Yazı hayatı, yirmi iki yaşında Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle başladı. Sonraları ürünlerini 1977′den başlayarak Kriter, Yönelişler; Kelime ve Yedi İklim gibi dergilerde yayınladı. Cahit Koytak’ın kendisi; “İlk Atlas’tan sonra çeşitli dergilerde (Dergah, Defter, Kayıtlar, Kaşgar v.b) yayınladığı, 2-3 kitap olabilecek hacimdeki şiirlerinin, yeni bir atlas olarak kitaplaşması için, bazı haritalara, bazı zayice planlarına ait kayıp parçaların ortaya çıkmasını beklediğini” ifade etmektedir. Daha ilk şiirlerinden başlayarak bir özgünlük ve yoğunluk sundu okurlarına. İlk şiirlerinin yayınlandığı adres olan Diriliş bile tek başına bize O’nun şiirinin kalite düzeyi hakkında bilgi verebilir. Otuz yıla yakın bir süredir şiir yazan / yayınlayan bir şair olan Koytak, tek şiir kitabı olan İlk Atlas’ ı 1990 yılında, Ahmet Kot’un yönettiği Yazı Yayıncılık’ tan çıkardı.

Şairliğinin yanı sıra, Koytak aynı zamanda usta bir çevirmen olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce ve Fransızca’dan önemli çevirileri bulunan Koytak, 1988′de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “yılın mütercimi” seçildi. Frantz Fanon’un “Siyah Deri Beyaz Maskesi” burada anmadan geçemeyeceğimiz değerli bir yapıtıdır. Fanon çevirisinden daha önemli bir çalışması ise Ahmet Ertürk ile birlikte hazırladığı Muhammed Esed’in The Message Of The Qur’ân’ıdır. Kuşkusuz bu yapıt ile Türkçe Kur’an çevirilerinde yeni bir döneme girilmiştir. Esed’in İngilizce’ye çevirirken gösterdiği titizliği onlar da dilimize aktarırken gösterdiler. On yıla yakın bir süre üzerinde çalışıldığını belirtirsek ne kadar titiz olduklarının anlaşılmasında kolaylık sağlamış oluruz.


Cahit Koytak’ın Şiire Bakışı

Cahit Koytak şiiriyle kendini çoktan kanıtlamış usta bir şairimiz. Daha ilk şiirlerinden başlayarak rüştünü kanıtlamış. Az yazıyor; ama, sıkı ve has şiirin güzel örneklerini sunuyor bize. Şiirlerinin vazgeçilmez unsurları ise; yüzyılımızda çağdaş(?) yaşamın ve makinenin egemenliği ile bunun sonucunda insanın düştüğü yoz durumdur.

Ali Dölek’in Kayıtlar dergisinde yayınlanmış yazısından:


Günlük Hayatın Resmini Çizen ve Valizinde gittikçe ağırlaşan dünyadan kaçan bir şair: Cahit Koytak
Şair Cahit Koytak’ın şiir serüvenine, şiir dünyasına girdiğimizde de karşımıza çıkan ilk tema, gündelik hayatın tasviri ve bunun karşısında sonsuzluğu, ebedi olanı yakalama arzusudur. Şair, imgelerini gündelik hayatın akıp giden olaylarından ve olgularından seçip çıkarmakta ve bunların adeta anlamsızlığını değil ama gelip geçiciliğini, sıradanlığını vurgulamaya çalışmaktadır. Ayakları yere basan, insanın en derinden arzuladığı o sonsuzluğa ulaşmasını sağlayacak olan unsurların bu geçici hayattan devşir ilemeyeceğini ima eder gibidir. Şaire göre gündelik hayat, sonsuzluğa ulaşmamızda gerektiği kadar sağlam ve sırtımızı dayayabileceğimiz bir temel sunmaktadır. Hatta değişmeye açık olan bu dünya, sonsuzluğu yakalama çabamızda karşımızda aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır.

Suretten asla, kopmayan eşyanın hakikatine gitmek için tasavvufta tasvir edilen duygu ve düşünceyi, Cahit Koytak’ ın günümüzdeki şiirsel söylem aracığıyla yukarıdaki düşünceleri de örneklendirecek biçimde dile getirilmiş şu mısralarında yakalayabiliriz:

Yüzleri, yüzleri ve maskeleri
Silik kopyaları bırak yaşayanlara
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz
Ve hazin güz yağmuru görünümünde
Yağan ebediyeti
(Daktilo Kızın Ölümü Üzerine Caz İçin Nihavent)

Şair Cahit Koytak’ a göre gündelik hayatın akışına sonsuzluğu ve ebedi yaşamı göz ardı edercesine kendini bırakmış olan insanların derinlik boyutunu kaybetmiş olmalarıdır. Eşyanın metafizik anlamını ve boyutunu göz ardı eden insanlar, şair için her şeyin kıyısında, nesnelerin arka planına geçemeden yaşayan kişiler olarak görülmektedir.

Kıyılarda yaşıyor-hazin ve canı sıkkın
Şeylerin kıyısında-kendinin, karısının
Büyükannesinin oyuncak ayısının
(Homo Poesia)

her şeyin kıyısında, aslında ve derin anlamına vakıf olmadan yaşayan insanların hayatlarını bağlamış oldukları, kendisine değer verdikleri şeyler de şaire göre üzerinde konuşmaya değer şeyler olarak bile görülmeyebilir. Zira bunlar insanın sonsuzluğa ulaşma çabasında üzerinde çok da durulması gereken şeyler değildir. Biraz alay ve hicivle karışık bir biçimde bakın şair bu insanların değer verdikleri şeyleri, gündelik yapıp etmelerini nasıl dile getirmekte:

Onlar odun kömür istifliyorlar balkonlarına
Çocukları yarışa sokuyorlar yarışa itiyorlar
Helva pişiriyor sevişiyor mezar kapışıyorlar
(Huş Ağacı Hakkında Bilgi Topluyorum)


Üstad, 03.05.2007 tarihli YeniŞafak Gazetesi’nde Rasim Özdenören’in köşesinden yayınlanan “Sisifos’un Köyü” isimli şiiriyle, politik alan etkisindeki toplumsal hassasiyetlere nasıl kayıtsız kalamayacağını, tarihe nasıl not düşmesi gerektiğini de gösteriyor kendi diliyle:

SİSİFOS’UN KÖYÜ (28 Nisan 2007)
köyün korucuları silahlarını yine
köylülere çevirdiler.
kuzularımızı kurtlara, çakallara,
ekinlerimizi yaban domuzlarına
karşı korusunlar diye,
bebelerimizin, yetimlerimizin
boğazlarından kesip
omuzlarına silah astığımız,
giyindirdiğimiz, kuşandırdığımız,
yedirdiğimiz, içirdiğimiz köyün korucuları
tüfeklerini bir kere daha,
biz, işinde gücünde,
tarlada, bahçede çalışan,
kemiklerinin ucuyla toprağı süren,
ekini çapalayan
‘ağızsız dilsiz’ köylülere doğrulttular
ve bizden yine diz üstü çöküp
postallarının tozunu
almamızı buyurdular;
köyün fiskosçuları, asalakları,
bıçkınları ve kabadayıları da
onlara alkış tuttular, yılıştılar,
teneke çalıp oynamaya başladılar.
böylece, bizi bir kere daha,
çocuklarımızın önünde aşağıladılar;
kadınlarımızın önünde ağlattılar,
elin günün, komşu köylerin önünde
yere baktırttılar.

böylece, bir kere daha özgür, bayındır,
kurda kuşa karşı güvenlik içinde
el ele, omuz omuza
çalışıp didinme,
üretme, bölüşme
ve sevişme hevesimizi
kursağımızda koydular


Kaynakça

  • Y.Şafak-Rasim Özdenören
  • Erzurum Araştırmacıları Web Sitesi
  • sipesifik.com

Eğitimi Bölümü ve | Veronica Donovan

Veronica Donovan, Prison Break dizisinde Robin Tunney’in canlandırdığı karakterdir.
“Brother’s Keeper” bölümünde genç Veronica’yı Annie Yokom canlandırmıştır.

Veronica Donovan ve Lincoln Burrows (Dominic Purcell) sevgili olmalarına rağmen liseden sonra iki farklı insan olarak ayrılırlar. Veronica Şikago’dan ayrılır, “University of Illinois at Urbana-Champaign” ‘de siyasal bilimler eğitimi alır. sonra Waco, Texas’da “Baylor Law School” ‘da hukuk doktorası yapar. Şikago’ya geri döner ve “Bianchi and Guthrie” şirketin de emlak avukatlığı yaparı.


Görünüm

Veronica dizinin önemli karakterlerinden biridir. Birinci sezonun her bölümünde yer almıştır, fakat ikinci sezonun ilk bölümü “Manhunt” öldürülür.


1. Sezon

İlk sezonun “Brother’s Keeper” bölümde Veronica’nın Michael Scofield (Wentworth Miller) ile olan ilişkisi ortaya çıkar. Sonra Lincoln tutuklanır, Veronica Michael’a Lincoln hakkında yanlış düşündüğünü, Michael’ın burumda olmasını Lincoln’e borçlu olduğunu, Lincoln’nün verdiği 90,000$ onun eğitimi için borç aldığını söyler. Bu sözler Michael’ın düşüncesini değiştirir.

Veronica suç avukatı değil emlak avukatıdır buna rağman çocukluk arkadaşı Michael Scofield’ın savunmasını o yapar. İlk başlarda Lincoln’nün masum olduğuna inanmaz çünkü güvenlik kaydını görmüştü ve orda gördüklerine inanıyordu. Sonra dava ile ilgili bir ip ucu bulur ve Lincoln’nün masum olduğuna inanmaya başlar.

Veronica ölüm cezası ile ilgili davalarda herhangi bir bilgisi olmadığı için, “Adalet Projesi”nden (Project Justice) Lincoln’nün davası için yardım ister. Fakat ona yardımı redderler. Nick Savrinn (Frank Grillo) babsınında işlemediği bir suçtan cezalandırıldığını söyler ve ona yardım edeceğini belirtir. Birlikte Terrence Steadman’nın cinayetindeki doğruları bulabilmek için durmaksızın çalışırlar. Terrence Steadman’nın Blackfoot, Montana’da saklandığını öğrendikten sonra ajanlar tarafından öldürülmeye çalışılırlar.

“Tonight” bölümünün sonunda Nick Veronica’ya ihanet eder, John Abruzzi Nick’e kaçacakları akşam havalanında “hazır olun ve bekleyin” der. Veronica havalanından taksi ile uzaklaşır çünkü Nick onu öldürmek istemez. Sonra Blackfoot, Montana’ya gider, sesizce Steadman’nın evine girer ve ona direnir.


2. Sezon

Steadman’la (Jeff Perry) mücadelesinden sonra yardım için polisi arar fakat ev sadece dışarıdan
aranabilmektedir. Komplonun ortaya çıkabileceğini ummaktadır, gizli ajanlar oraya ulaşır ve onun gerçekleri öğrenmesine engel olurlar ve onun bütün çabaları aniden son bulur. Steadman’nın yaşadığı bölge federeal bir bölgedir ve orda yaşayan herkes telefonla ajanları arar. Son dakikalarında cep telefonundan Lincoln Burrows’u arar. Bu dizide ölen ilk ana karakterdir.

“John Doe” bölümünde FBI ajanı Alexander Mahone tarafından öldürülen ajan onu öldürür. Aynı bölümde Steadman Paul Kellerman ve kardeşelere yakalanır, Steadman Lincoln’e Veronica’yı hatırlatır Lincoln onu öldürmeye çalışır fakat Michael engel olur çünkü Steadman’nın yaşadığını kanıtlayabilirlerse Lincoln masum olduğunu ispat edebilecektir.


Dış Bağlantılar

  • Veronica Donovan biyografisi - Fox.com

Eklerdir. İyelik | Zeybek (unvan)

Zeybek sözcüğünün kökeni konusunda bilim adamları ve araştırmacılar arasında birçok değişik, hatta karşı karşıya duran görüşler vardır.Bugün için eldeki verilerle sorunu çözümlemek doğrultusunda bir görüş birliğine varmak da olası görünmemektedir.

Onur Akdoğu zeybek kavramının eski Türkçede koruyucu zırh anlamına gelen “say”, sağlam ve sıkı anlamına gelen “bek” sözcüklerinin birleşmesinden doğan bir kavram olduğunu söylemektedir.Zeybek sözcüğü için; “Güçlü, kuvvetli koruyucu anlamında kullanılmış saybek kelimesinin yüzyıllar içinde önce saybak, daha sonra seybek, seybak, zeybak ve Zeybek olarak değişim sonucu ortaya çıkmıştır.” Demektedir.

Dr. Tahir Kutsi, Bizanslı tarihçi Parhimeres’i tanık göstererek Zeybek sözcüğünün Türkçe kökenli olduğunu savunmaktadır. Bizanslı tarihçinin belirttiğine göre Aydın, Salmpakis Mantahias adındaki bir komutan eliyle Türklerine eline geçmiştir. Bu komutan da Gazi Menteşe’dir “Salmpakis” unvanıyla anılmaktadır. Salmpakis ise “Saybak”tır. Rum alfabesinde “B” harfi olmaması dolayısıyla aradaki “B” harfi “MP” harfleriyle gösterilmekte dir ve yine aradaki “L” harfi de yumuşaktır, “Y” gibi söylenmektedir. Saybak sözcüğü de yiğitlik, mertlik ifade eder. Bu sözcük, zamanla yumuşayıp incelerek “Zeybek” olmuştur. Ayrıca araştırmacı, Orta Asya’da ve Türkistan’da Zeybek, Saybak, Seybek adında köyler bulunduğunu, sözcüğün Ege Bölgesi’nde “yiğit” özü sözü doğru, kişiliğine inanılan, sözüne güvenilen kişi” anlamı taşdığını belirtmektedir.

Cemil Demirsipahi ise “Türk Halk Oyunları” adlı eserinde sözcüğün kaynağının bilinmediğini söyleyerek Dr. Tahir Kutsi’nin düşüncelerine katılmaktadır. Ayrıca Arapların da bu sözcüğe sahiplendiklerini belirtir. Yazara göre Araplar, Mısır’da oluşturulan askeri fırkalardan bazılarının Bursa yöresindeki Türklerden oluştuğuna; bu askerlere toplu davranışlarında atak olmaları nedeniyle “Civa gibi” anlamında “Zeybeki” dendiğine ve bu sözcüğün zamanla Zeybek şekliğini aldığına inandığıklarını belirtmektedir.

İsmail Özboyacı, Zeybek sözcüğünün Türkçe’den Yunanca’ya geçmiş öz Türkçe bir sözcük olduğunu belirtmektedir.

Mahmut Ragıp Gazimihal’e göre, zeybek sözcüğü “salbak” ya da bunun diğer bir söylenişi olan “saypak” sözcüklerinden türemiştir.Bununla bağlantılı olarak kaynaklarda geçen “salmpakis” sözcüğünün aslında “salpak” ve dolayısıyla zeybek olduğunu savunur. Zeybek sözcüğünün Türkçe bir sözcük ve aynı zamanda Kırgızlar arasında da bir oyun adı olduğunu; ayrıca Doğu Türkistan ve Afganistan’ın Badahşan kentinde “Zeybek” adında birer köy bulunduğunu belirtir.

Halil Oğultürk; Mahmut Ragıp Gazimihal’in düşüncelerini aktararak bu düşüncelere katıldığını, ayrıca Hüseyin Hilmi Bayındır’ın Zeybek sözcüğü üzerindeki incelemesini de aktararak “Zeybek” sözcüğünün Oğuz Türklerine ilişkin olduğunu belirtir.

Hüseyin Hilmi Bayındır ise, bu sözün anlayışlılık anlamına gelen “sağ” ve sağlam anlamına gelen “bek” sözlerinin birleşiminden oluştuğunu iddia eder. Hüseyin Hilmi Bayındır’a göre; Divanü lügat it - türk’de “Bekneğ” sözcüğündeki “Bek” hecesinin “Sağlam” anlamında olduğu yazılmaktadır. Yine Divanü lügat it – türk’de “Sağ” sözcüğü Oğuzca’da “Zeybeklik, anlayışlılık” anlamına gelmektedir. Divanü lügat it - türk’de “S” harfinin kimi zaman Türk dilinde “Z” okunduğu söylenmtekdir. Zeybek sözünde “Sağlam” anlamında bir “Bek” sözünün bulunması “Zeybek” adının birleşik ad olduğunu anlatmaktadır. “Bek” anlamı olan sağlam sözünü doğrulayarak bir ek ad olması şarttır. “Bek” sözü bir insan için kullanıldığına göre de ek sözü, insanın niteliğini iyi yönünde anlatan söz olması gerekmektedir. Yani “Bek” sözü ile ancak “anlayışlılık, akıllılık” anlatan “Zağ” sözü ile birleşik ad olabilir ve Zağ-Bek şeklini alır. Bunu Türk dilinin yapısı zorunlu kılmaktadır. “Başta gelen kalın anca yumuşak hece, sonda gelen ince ancak sert heceye uydurularak okunur” kuralına göre “Zağ” hecesi kendisinden sonra gelen sert, ince “Bek” hecesine uydurulara “Zeğ” olmuş “Bek”le birlikte “anlayışlı, akıllı, sağlam, anlayışlı adam anlamında” “Zeğbek” olarak Avrupa tarih kitaplarına geçmiş ve çağımıza değin Bozdağ, Dalgalı köylerinde yaşamıştır. Sonraları sözcüğün ortasındaki “Ğ” söylendiği gibi yazılma kuralına uyularak “Y”ye dönmüştür.

Sabahattin Türkoğlu, Anadolu’ya gelen ilk Türklerde asker ve orduya “Sü” dendiğini, “Sü-Bek” sözcüğünün “Subay” anlamına geldiğini, “S” harfinin yumuşayarak “Z”ye dönüştüğünü ve “Zübek” biçimini aldığını, zamanla bu sözcüğün de “Ziybek-Zeybek” biçimini aldığını belirtmiştir.

Şeref Üsküp ise, bu sözcüğün, civa anlamına gelen Arapça “zibak” sözcüğünün “ziybak” sözcüğüne dönüşmesinden türediğini söyler.

Halikarnas Balıkçısı, Lydiaca “obekkos”, “to bekkos” ve “ibakhi” sözcüklerinin zeybek sözcüğüne dönüştüğünü söylemektedir. Zeybek sözcüğünün kökeni ile ilgili iddialardan biri ise; İonya dilinde Tanrı “Bakhüs’ün Askerleri” anlamına gelen ZaiBakhon kelimesinden türediğidir.

Enver Behnan Şapolyo ise, bağlantısını nasıl kurabildiyse zeybek sözcüğünün hudut bekçileri olduğunu söylediği, “sekban ve seymenden geldiği anlaşılmaktadır” demektedir.

Zeybek kavramının ortaya çıkışı çobanlıkla ilgili görünmektedir…”Zeybeklerin çoğunluğunun çobanlıktan yetişme…, çobanların yanlarında birkaç yakın arkadaşları olur, zeybek çetesi kuracakları zaman bu kişileri bulup konuşurlar.Bu kişiler de genellikle çobandırlar. Zeybeklerin ilk mesleği çobanlık…Çoban tipine bakıldığında, zeybeğin sosyal rolü ve taşıdığı özelliklerle büyük ölçüde örtüştüğü görülmektedir” gibi belirlemeler yapılmaktadır.

Haydar Avcı’ya göre; sorundaki tıkanma, halk diline uzak oluş ve yabancılıktan kaynaklanmaktadır.Bugün Anadolu’nun birçok yöresinde halk dilinde halen kullanılan bir sözcük vardır.Bu sözcük “zağmak” sözcüğüdür ki çeşitli anlamlara gelmektedir.

Zağmak: 1. Kaçmak, koşmak. ( Söğüt, Çal, Denizli – Üçem, Bala, Ankara – Göl, Çubuk, Ankara – Güvenç, Konya. )
2. Düşmek. ( Zile, Tokat – Bor, Niğde. )
3. Hızla fırlamak, akarcasına kayıp gitmek. ( Eğridir köyleri, Isparta – Söğüt, Bilecik – Alaşehir, Manisa – Çankırı – Mersin köyleri, İçel – Afşin, Maraş – Çarşamba, Samsun – Şarkışla, Koyulhisar, Sivas – Bor, Niğde – Yozgat. )
4. Saldırmak. ( Kumdanlı, Yalvaç, Isparta. )
5. Hareket etmek, hızla bir yere gitmek, gidiş, yerinde duramamak, kaçarak kurtulmak.
( Ankara, Kalecik ilçesi, Alevi – Türkmen köyleri. )
6. Yaman, atik, çevik, bir şekilde hareket etmek. ( Isparta, Keçiborlu, Kılıççı kasabası ve köyleri. )

Ayrıca Ankara yöresi köylerinde “zağ” sözcüğü hızla git, durma, seğirt, savuş, hareket et anlamında kullanılan bir sözcüktür.

Şimdi bu açıklamaların “zeybek” kavramıyla ne ilgisi var denilebilir. Kısaca bunu açıklayalım. Bildiğindi gibi “bek”, “bak”, “pek”, “pak” ekleri Türkçede kavram yaratmak amacıyla kullanılan eklerdir. Söz gelimi kaymak fiilini ele alacak olursak, burada “kay” köküne “pak” eki eklenerek “kaypak” kavramı türetilmiştir ki, anlam olarak ikiyüzlülüğü, tutarsızlığı, dönekliği, güvenilmezliği anlatmaktadır. ”Zağ” köküne ise, “bek” ya da “bak” eki eklendiğinde ise “zağbek” veya “zağbak” kavramları ortaya çıkar ki, bu da sürekli kaçan, belli bir yerde kalıcı olarak durmayan, yeri geldiğinde saldırı durumunda olan, bir yere, özellikle sığınılacak ve savunulacak yerlere kaçarak kendini savunan gibi çeşitli anlamları içerir ki, bu anlamlarda zeybekliğin yapısı ve konumuyla bütünüyle örtüşmektedir.

Bu kavramın yüzyıllar boyunca halk ağzında, yöresel söyleyişlere ve dilin akıcılığına uydurularak “zeğbek”, “zeybek” şekline dönüşmüş olabileceğini de rahatlıkla düşünebiliriz. Söz gelimi Ege Bölgesi telafuzuyla Orta Anadalu, Kuzeybatı Anadolu telafuzuyla Güneybatı Anadolu telafuzunun aynı olduğunu söyleyebilir miyiz ? Dolayısıyla bu kavramların da bölgeler arası konuşma dilinde böyle küçük değişikliğe uğraması bize göre doğal bir durumdur. Bu tür değişimleri, başka sözcük ve kavramların kullanımında da görebiliriz.

Zeybeklerin de bir yerde duramayan, belli ve kalıcı bir mekanı bulunmayan, barınmak ve korunmak amacıyla sürekli kaçış, yani hareket halinde olan, ulaşılması zor ve sarp yerlere, özellikle dağlara giden topluluklar olduğu düşünülürse, bu kavramın pekala bu sözcükten açıkladığımız biçimde türetildiği neden söylenmesin ?

Ayrıca kaynaklarda zeybek kavramının “ele avuca sığmaz kişi” anlamına geldiği de belirtilmektedir ki, bu da yukarıda ki düşüncelerimizi doğrular niteliktedir.

Biliyoruz ki, zeybeklik geleneği içinde dağa giden, dağlara çıkan kişiye “zeybek oldu” denilmektedir. Zağmak sözcüğünün anlamlarıyla bir arada düşünüldüğünde, bu anlam ve aktarım, savlarımızı bütünüyle desteklemektedir.

Ayrıca zağbek ve zeybek kavramlarında olduğu gibi seymen kavramının da Ankara’nın