Defter Bilgisayar | Bilgisayar Öğretmenliği

Bilgisayar Öğretmenliği, ilk ve orta eğitim kurumlarında görev yapan ve öğrencilere bilgisayarı kullanmayı öğreten profesyonel eğitimcilerin meslek adıdır.

Bilgisayar öğretmeni olabilmek için, üniversitelerin Bilgisayar Sistemleri Öğretmenliği Bölümü, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümü, ve Bilgisayar Öğretmenliği Bölümleri’nin lisans programlarından mezun olmak gerekir.


Dış Bağlantılar

Bilgisayar Öğretmenliği hakkında kısa bir yazı hakkında bilgi

Defter Bilgisayar | Yottabayt

En büyük bilgisayar depolama birimidir.

1 yottabayt

1024 zettabayt

1048576 eksabayt

1073741824 petabayt

1099511627776 terabayt

1125899906842620 gigabayt

1152921504606850000 megabayt

1180591620717410000000 kilobayt

1208925819614630000000000 bayt

9671406556917030000000000 bit’e eşittir.

Defter Bilgisayar | Pizza Tycoon

Pizza Tycoon, Microprose Corp. ve Software2000′in 1994 yılında hazırlamış olduğu, bilgisayar tabanlı bir strateji oyunudur.

Oyunun amacı Avrupa ve Amerika’da pizza zincirleri kurarak zengin olmak. Tabi bunu bir iyi yoldan pizza satarak, bir de mafya babası sıfatıyla karanlık işlere karışarak yapaılabilir.


Dış bağlantılar

  • pizzatycoon.org Oyunun hayran sitesi

Eğitimi Bölümü | Eğitim bilimleri

Eğitim Bilimleri, eğitimi inceleyen bilim dallarının tamamına verilen addır. Eğitim bilimleri ailesi özellikle son yüzyıl içerisinde büyük bir gelişim kaydetmiş, 1960 sonrasında, post-sputnik döneminde hızlanarak bu günkü geniş aileyi oluşturmuştur. Eğitim bilimleri aşağıdaki şekilde listelenebilir:

Ana Alt Bölümler

  • Eğitim Programları ve Öğretim
  • Eğitimde Ölçme Değerlendirme
  • Eğitim Yönetimi ve Ekonomisi
  • Eğitim Yönetimi Teftişi ve Planlaması
  • Eğitim İletişimi ve Planlaması
  • Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık
  • Eğitim Ekonomi Politiği

Diğer Alt Bölümler

  • Eğitim teknolojisi
  • İlköğretim
  • Özel öğretim
  • Erken çocukluk dönemi eğitimi
  • Fen ve matematik alanları eğitimi
  • Sosyal alanlar eğitimi
  • Yabancı diller eğitimi

Bu alanlara başkaları da eklenebileceği gibi alanların her birisi kendi dallarına ayrılırlar.

Karşıladığı nesnenin | Işıkyuvarı

Gökbilimsel bir nesnenin ışıkyuvarı, 500 nmlik bir ışıközü için görsel derinliğin 2/3 olduğu bölgedir. Bir diğer deyişle, ışıkyuvarı, bir nesnenin olağan ışığa karşı saydamlığını kaybettiği bölgedir. Yıldızların katı yüzeye sahip olmadıklarına inanılıldığından, ışıkyuvarı genelde Güneş’şn veya diğer yıldızların görsel yüzeyini belirtmek için kullanılır.

Birleştirip kartondan kapak ekleyen | Pokémon Emerald

Pokémon’un Game Boy Advance platformundaki oyunlarından biridir. Oyun Hoenn Bölgesi’nde geçmektedir. Pokémon’un Game Boy Advance’daki diğer oyunlarına benzer bir ‘Role Playing Game’ olan bu oyunda asıl amaç her zaman olduğu gibi bütün Pokémonları yakalamak (Gotta Catch ‘em All!), bununla birlikte oyunu bitirebilmek için tamamlamanız gereken görevler ve bitirmeniz gereken bir Pokémon Ligi de var.

Önceki oyunlarda olduğu gibi Pokemon Ligi yine Elite Four’dan oluşmaktadır. Ve tabi bir de Şampiyon. Ancak önceki GBA oyunlarına olan bu benzerliklerin yanında oyuna birçok farklı özellik eklenmiş bulunmaktadır. Örneğin ‘Battle Frontier’ bunlardan biri, ayrıca Elite Four da tamamen yenilenmiş ve değiştirilmiştir.

Kısaca bu oyun en başta sanıldığı gibi bir yeniden yapım değil. Tamamen farklı bir oyun da diyemeyiz belki ama seride önemli bir yeri olduğu söylenebilir.

Yandaki kapak resminde görünen Pokémon bu oyundaki en önemli ve yakalanması en zor olan efsanevi Pokémon Rayquaza’dır.

Kelimesi bu nesneyi | Akraba

Akraba kelimesi Arapça olup karip (yakın) kelimesiyle aynı kökten türemiştir. ‘Yakınlar’ demektir. Yakınlık ırsi olabileceği gibi harsi ve hukuki de olabilir (evlilik gibi).


Derece

  • 1.dereceden akrabalık
  • 2. dereceden akrabalık

Baba-mız defter-imiz | A’mâk-ı Hayâl

A’mâk-ı Hayâl (”Hayâlin Derinlikleri”), Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi tarafından 1908′de yazılmış bir eserdir. Tasavvuf edebiyatının önemli eserlerinden olan A’mâk-ı Hayâl, vahdet-i vücut inancını anlatmaktadır. Eser birçok tasavvufi öğenin yanı sıra farklı dinlerin (Budizm veya Zerdüştlük gibi) önemli unsurlarını da barındırır.


Konusu

Romanın çerçeve hikayesi, başkahraman olan Râci‘nin hayata dair sorularını cevaplamak istemesini anlatır. Bu soruların çoğu ontolojik sorulardır. Her ne kadar birçok farklı bilim, felsefe ve inanç ile sorularına cevap aramışsa da bu kültürlü genç bir türlü tatmin olamaz. Bu ruh haliyle bir gün mezarlıkta karşılaştığı Aynalı Baba‘dan çok etkilenir. Aynalı Baba ile düzenli olarak buluşurlar ve her buluşmalarında kahve yapıp içtikten sonra, Aynalı Baba ney üflemeye başlar. Bu ney sesiyle Râci dalar ve hayaller görmeye başlar. Her hayalde çok farklı bir dünya ve durumda bulur kendini. Bu hayallerin her biri birer hikaye şeklindedir ve hepsi Tasavvufun, özellikle de vahdet-i vücut inancının bir yönünü anlatır. Bu hikayelerin kurgusu çok çeşitlidir; antik dinlerin öğelerinden mistik düşüncelere kadar birçok farklı kavramı barındır.

Baba-nız | Seray Gözler

Seray Gözler   Gerçek adı Seray Düşenkalkar Tiyatro, sinema ve dizi oyuncusu. Süper Baba’da oynadığı Şule ve Yabancı Damat’ta oynadığı Hayriye rolleriyle tanınır.

İstanbul Devlet Tiyatrosu oyuncusu olan sanatçı, çeşitli sinema ve dizi filmlerde rol almaktadır. Ali Düşenkalkar’ın Ablasıdır.


Filmografisi

  • Zoraki Koca - 2007
  • Yabancı Damat - 2004
  • Aynalar - 2004
  • Böyle mi Olacaktı - 1997
  • Süper Baba - 1993


Dış bağlantılar

  • IMDb’de Seray Gözler
  • Sinema Türk’te Seray Gözler

Bu nesneyi çeşitli derslerde | Biyometri

Biyometri, istatistik yöntentemlerinin tıp ve biyoloji alanlarına uygulanması.

Biyometri, ortalama yaşam süresinin hesaplanması, çeşitli yaşam istatistikleri, ana karnındaki dölütün ölçülerinin ultrasonografi yöntemleriyle belirlenmesi, insan gözündeki çeşitli boyutların ölçülmesi gibi birbirinden çok farklı alanlardaki uygulamalar için kullanılmaktadır.

Birchall tarafından icat edilmiştir. | Kanada Nişanı

Kanada Nişanı, Kanada’nın en yüksek sivil onurlandırma ödülü, üyeler tarafından, “Onlar daha iyi bir ülkede yaşamak istiyor.” anlamına gelen Latin Sloganı (Latin Motto) Desiderantes meliorem patriam ‘a örnek teşkil eden insanlara sunulur. 17 Nisan 1967 yılında Kraliçe II. Elizabeth tarafından, Başbakan Lester Pearson’ın tavsiyesi üzerine yaratılmıştır. Kanada üzerinde önemli değişiklikler yaratan Kanadalıların oluşturdukları yaşam standartlarını takdir etmek için tayin edilmiştir. Nişana sahip olma hakkı yalnızca Kanadalılara değil, aynı zamanda Kanadalı olmayıp yaptıklarıyla Dünya’yı yaşanılacak daha iyi bir yer haline getirmeye çalışan insanlara da verilmiştir. Müzisyenler, politikacılar, sanatkârlar, sanatçılar, televizyon ve film yıldızları, hayırseverler ve daha birçok kişiye armağan edilmiştir. Kanada Kraliçesi Kraliçe II. Elizabeth Kanada Nişanı’nın sahibidir ve Kanada’nın Genel Valisi bu iyeliğe ortaktır. 1967′den itibaren 5053 insan Kanada Nişanı’na layık görülmüştür.

Boş | Japon Kılıcı Terminolojisi

Bu madde Japon kılıcı için kullanılan terimler ve anlamları hakkındadır. Kılıçlar hakkındaki açıklamalar için katana maddesine göz atın.


Japon kılıcı için kullanılan terimler

Aykuçi: El korunağı (tsuba) olmayan küçük bıçak (tanto). Genellikle elbisenin içerisine gizli olarak kadınlar tarafından taşınırdı.
Aşi Jiden hamona uzanan yumuşak çelikten küçük kanallar. Genel anlamda “ayaklar”. Hamondaki bu düzensizliklerin, keskin kenarın parçalarının kırılmasını engellemek için olduğu söylenir.
Ayasugi Bir çeşit jihadda. Kılıcın boş kısmı yapılırken masame desenli çelik bloğunun törpülenmesi sırasında oluşan düzenli dalgalı çizgiler.
Bo’hi Geniş yiv ya da hi
Boşi Uçtaki sert kenar deseni.
Çoji Yonca ya da mantar şekilli hamon.
Çokuto Düz kılıç
Gunome Yarım daire dalga şeklindeki hamon.
Ha Keskin kenar
Habuçi Hamonun kenarını sınırlayan çizgi, sertten yumuşak çeliğe geçiş kısmı
Hada Dövme izleri
Hamaçi Bilenmiş kenarın başlangıcındaki çentik izleri.
Hamon Yumuşak perlit çeliğe geçiş bölgesini de kapsayan martensit çelik deseni.
Hi Bıçağın üst kısmındaki yiv.
Hitasura çoji Alacalı bıçakta çoji şekilli hamon.
Horimono Bıçak üzerindeki oyma ya da işlemeler.
Inazuma Habuki bölgesinin dikey zik-zak deseni. Tam çevirisi “yıldırım çizgileri”
Itame Katlanmış çelik bloğunun dövülmesiyle oluşan tahtaya benzer damarlı doku. Tahta üzerindeki düzensiz yuvarlak şekillere benzer.
Ji Hamonun üstündeki yüzey.
Jihadda Bıçak veya jinin deseni.
Jijetsu Bıçağın yüzey rengi ve deseni
Katana Samurayların kullandığı kıvrık kılıç.
Ken Eski Japonya’da imal edilen düz kılıç. Hiyan döneminde yerini taçi almıştır.
Kinsuji Habuçinin sert kısmındaki yatay çizgiler. Tam çevirisi “altın çizgiler”
Kissaki Kılıcın ucu.
Ko nayi Habuçideki, ni ve nayoi büyüklüğü arasındaki sert çelik parçaları, martensit kristaller.
Ko notari Hamondaki sığ ve düzensiz dalgalanmalar.
Masame Katlanmış çelik bloğunun dövülmemiş kısmında oluşan tahtaya benzer damarlı doku. Tahta üzerindeki şekillere benzeyen yakın aralıklı düzenli çizgiler.
Meyi Kılıç ustasının imzası.
Mekugi ana Teng üzerindeki pim deliği.
Motohaba Maçideki genişlik.
Muni Arka yüzey.
Muni-maçi Tengin arka işaret kısmının üzerindeki çentik.
Nagasa Bıçak uzunluğu.
Nakago Tengin sonu.
Nayi Habuçi üzerinde bulunan, gözle görülebilecek kadar büyük martensit kristal parçacıklar.
Nihonto Ken, naginata, yari, taçi, katana, vakizaşi ve tantonun içinde bulunduğu Japon kılıçları
Nayoi Habuçi üzerinde bulunan, gözle görülmesi mümkün olmayan martensit ya da perlit parçacıklar. Puslu, bulanık alanlar olarak ortaya çıkar.
Notare Hamon üzerindeki düzensiz dalgalanmalar.
Omote Ön.
Sakihaba Yokoti genişliği.
Şinogi Kılıcın kenarını belirleyen sırt çizgisi.
Şinogiji Sırt çizgisinin üstündeki bıçak yüzeyi.
Sori Bıçağın eğrilik miktarı.
Suguha Düz hamon.
Suriyage Taçiyi, katana boyutuna indirgemek için kısaltılmış teng.
Tanto Japon bıçak veya kaması.
Taçi Eski samurayların at üstünde kullandığı uzun kılıç.
Togi Katananın cilalı yüzeyi.
Toran Dalga şekilli hamon.
Ura Arka.
Utsuri Yüzeydeki beyazımsı etki, hamonun dışındaki ji. Tam çevirisi “yansıma”.
Vakizaşi Samurayların kullandığı kısa kılıç.
Yakiba Keskin kenar.
Yasurami Nakago üzerindeki törpü izleri.
Yokoti Ucu gövdeden ayıran sınır.


Kılıç kuşanma ile ilgili terimler

Fuçi Subanın yanındaki kabza halkası.
Habaki Kılıcın kın içerisine temas etmesini engellemek için kullanılan metal halka.
Ito Kabzayı tenge tutturmak için sarılan örgü. Bir arada durmaları için menukinin üzerine sarılır.
Kaşira Kabzanın sonundaki dipçik boşluğu.
Koşirayi Saya, suba, suka, menuki, habaki, kaşira, sagiyo ve diğer aksamın bütünüyle montajı.
Kurikata Sagiyoyu kına bağlamak için atılan düğüm.
Medugi Kabzayı (suka) subaya sabitlemek için kullanılan pim.
Menuki Medugi üzerine yerleştirilen süs.
Sagiyo Kılıç kuşanırken kını kemere bağlamak için kullanılan ip.
Sami’ Kabzayı kaplamak için kullanılan deri.
Saya Kın.
Şirasaya Kılıcı muhafaza etmek/depolamak için kullanılan basit, tahta “dinlenme” kını.
Suba El korunağı.
Suka Kabza ya da tutamaç.


İmalat terimleri

Age gitaye Şita gitaye şeklini oluşturmak için birkaç kere katlanmış çeşitli çelik parçaları
Denkayi tetsu Eloktrolitik fırında imal edilmiş hurda metalden eritilmiş demir. %99,99 saf demirdir. Demirci, oroşigane işlemini kullanarak yeterli miktarda karbon ekler.
Hagane Hon sanmayi gitaye metodu kullanılarak imal edilen keskin kenar için kullanılan daha sert (yüksek karbon içerikli) çelik.
Hizu-kuri Sunobe kullanılarak bıçağın şekillendirilmesi. Bıçak ısıtılır ve bir seferde küçük bir kısmı dövülerek şekillendirilir. Bıçak şiyage için hazır hale gelir.
Hon sanmayi gitae Kılıç yapım metodlarından daha az bilinenidir; her bir taraf için 3 farklı daha sert kavagane çelik kullanılır; göbek kısmı için yumuşak şingane parçaları, ve keskin uç kısmı için ise daha sert bir çelik olan özel hagane parçaları kullanılır.
Kera Tatarada oluşturulan ham çelik. Çeliğin neredeyse yarısı tamahaganedir ve kılıç yapımı için kullanılmaya hazırdır. Geri kalan çelik, demirci tarafından ocakta karbon oranı ayarlandıktan sonra kullanılabilir.
Kaji-oşi Demirci tarafından kılıca son şeklinin bıçak, eğe ile verilmesi ve pürüssüz cilalamanın yapılması.
Kangan tetsu Oksijensiz ortamda eritilerek imal edilen süngerimsi demir. Demirci döküm ocağındaki karbon oranını oroşigane işlemini kullanarak ayarlar.
Kavagane Kılıcın gövde kısmına başlangıç malzemesi olarak kullanılan sert (karbon oranı yüksek) çelik. Karbon oranı %1,0 - %1,5 arasındadır.
Kitaye Metal çubuğun dövülerek ya da katlanarak bıçak yapılmak için hazır hale getirilmesi.
Kobuse gitaye En bilindik bıçak yapma şeklidir, şingane özlü yumuşak bir merkez ve kavagane bir kılıf.
Nakago-şitate Bıçağın sapa yakın kısmının törpülenerek tamamlanması
Omura Suçiyoki esnasında kılıca kaplanacak olan sulu kile katılması için omuna taşının öğütülerek toz haline getirilmesi.
Oroşigane Dövme işlemi esnasında çeliğin karbon oranını ayarlama işlemidir. Karbon seviyesi, çeliğin odun kömürünün üst kısmında ısıtılmasıyla ve kılıç aşağıya doğru ulaştıkça yeni odun kömürü atılmasıyla artırılır. Kılıcın karbon oranının düşürülmesi ise; demir ocağının etrafına hava menfezi yerleştirilerek ısıtılması ve böylece karbonun oksijenle birleşip karbonmonoksit haline gelmesiyle yapılır.
Satestu Çeliğin yapımı için kullanılan demir oksit kumu.
Sen Kılıca şekil vermek için kullanılan bıçak. Çok sert bir kılıç çeliğinden yapılmıştır ve her darbede metalin ince kısımlarını rende gibi ayırır.
Şiyage Bir bıçak ve eğe ile kılıca şekil verme. Suçiyokide bıçağın yüzeyi kil uygulanmasına hazırlanır. Bu hizukuriden sonra yapılır.
Şingane Yumuşak çelik. Daha yumuşak (karbon seviyesi %0,5’in altında) çelik, kılıcın orta kısmını yapmada kullanılır.
Şitagitaye Dövme işlemi. Dövme işlemi esnasındaki ilk altı kat.
Soriyaoşi Yaki ireyi takiben kılıçtaki kıvrımın ayarlanması.
Sunobe Kılıç yapılmak üzere dövülmeye hazır boş çelik bar.
Tamahagane Kılıcın gövdesini yapmak için kullanılan işlenmemiş çelik.
Tatara Kalcı. Odun kömürünü, tamagahane oluşturmak için demir oksit kumuyla yakar.
Tanren Bir çok parça çeliğin bir blok haline getirilecek şekilde kaynak yapılması işlemidir. Düz hale getirilecek şekilde çekiçle dövülür ve 12-15 kez çaprazlama katlanır. Bu bitmiş kılıcın jihaddasını oluşturur.
Suçi-oki Sulu kil, odun kömürü tozu ve öğütülmüş omura taşı ile kılıcın sertleştirme işlemi öncesinde kaplanması. Kilin kalınlığı, yaki ire esnasında kılıç suya soğutmak için daldırıldığında işlemin hızını belirlemeye etki eder. Kılıcın çabuk soğuyan kısmı sert çelik, yavaş soğuyan kısmı ise daha yumuşak bir yapıya dönüşür. Bu bitmiş bir kılıcın modelini belirler.
Sukuri-komi Şiganenin yumuşak özü, tanren esnasında kılıçta oluşturulan oluğa yerleştirilir. Bu daha sonra sunobenin oluşturulması için kullanılır. Şigane ya da yumuşak çelik daha önceden dövülmüştür. Bıçaktaki bu öz ya da daha yumuşak kısım (çelikteki karbon oranı daha düşüktür), kılıca esneklik verir ve kırılmasını önler.
Sumivakaşi Çelik blokların dövülme işlemi için montajlanması. Küçük kavagane parçaları bir yığın haline getirilir, kağıda sarılır ve sulu kile daldırılır. Daha sonra ısıtılır ve tek bir parça haline gelinceye kadar kaynar halde dövülür ve saf olmayan kısımlar atılır.
Yaki-ire Kılıcın ısıtılıp suya sokulmasıyla sertleştirilmesi. Kılıcın keskin ucu, ince bir kil tabakayla kaplıdır. Çelik 700 ºC’den 900 ºC’ye kadar ısıtıldığında, çelik kristalleri östenit adı verilen yapıya dönüşür. Hızlıca soğutulduğunda, kilin ince olduğu yüzeyde martensite dönüşür. Çeliğin geri kalan kısmı yavaşça soğur ve orijinal ferrit ya da perlit yapısına geri dönüşür. Ayrıca kılıç kıvrımını, uç ve daha kalın olan arka kısmın farklı oranlarda genişlemesi ile kazanır.
Yaki-modoşi Kılıcın, yaki ire sonrasında iç gerilimin alınması amacıyla tavlanması. Kılıç 150 ºC’ye kadar ısıtılır ve suda soğutulur.


Demirciler hakkındaki terimler

Ningen Kokuho “Yaşayan Ulusal Hazine” ya da “Önemli Kültürel Değerlerin Sahibi” olarak tayin edilmiş.
Masamune Ödülü Yıllık kılıç yapma yarışmasında, mukansa tarafından seçilen en iyi sunuma verilen devasa ödül.
Mukansa Genel kılıç yapma yarışmasının üzerine terfi ettirilen ve artık sadece diğer mukansalarla kıyaslanan kılıç imalatçısı.


Kılıcın menşeini tanımlarken kullanılan terimler

Ato Meyi Demircinin kendisi tarafından eklenmemiş olan, sonradan eklenen imzası. Bunların doğru olduğu kabul edilir ve demircinin bilerek bıraktığı imzası ile uyuşmaz. Kılıcın özü, bu uygulamayı desteklemektedir.
Bizen Beş bölgesel Japon kılıç yapma geleneğinden biri.
Dayi Meyi Usta demirci ve ona yardımcı olan öğrencisi tarafından yapılmış kılıç.
Dayi Saku Usta demircinin talimatıyla, öğrencisi tarafından yapılan ve usta demircinin imzasını taşıyan kılıç. Bu genelde ustanın yaptığı kılıç ile aynı değerde tutulur.
Gendayito 1876 ve daha sonralarda yapılan modern ve çağdaş kılıçlar.
Go Kaden Beş kılıç yapma geleneği. Kantayinin ilk aşamasında kılıç bu beş gelenekten birisine göre sınıflandırılır.
Gimeyi Sahte imza (meyi), aldatmak amacıyla eklenmiştir.
Gunto II.Dünya Savaşı sırasında Japon ordusu için yapılmış olan kılıçlar. Genellikle geleneksel yöntemlerle yapılmamışlardır.
Kanteyi Kılıcın menşeini tanımlama şeklidir. Bu, yapıldığı zamanı, yeri ve demircisini kapsar.
Koto 1573’lü yıllardan önce yapılan kılıç.
Mumeyi Demircinin imzası olmayan kılıç.
Mino Beş bölgesel Japon kılıç yapma geleneğinden biri.
Oşigata Kılıcın çizilerek ya da mum vb. sürerek özelliklerini gösteren kopyalarının çıkartılması. Bu bütün kılıç için ya da sadece sapa doğru olan kısım (nakago) için olabilir, kılıcın imzasını (meyi) gösterir.
Şinsakuto Yeni yapılmış kılıç.
Şin şinto 1772’den 1925 yıllına kadar yapılmış olan yeni kılıçlar.
Şinto Yaklaşık olarak 1573 ve 1760 yılları arasında yapılmış yeni kılıçlar.
Şo şin Gerçek ve özgün kılıç (ya da farklı bir öğe).
Soşu Beş Japon kılıç yapma geleneğinden biri.
Yamaşiro Beş Japon kılıç yapma geleneğinden biri.


Dış bağlantılar

  • Japonca Türkçe Sözlük

Hayatta | William James

William James, (d. 11 Ocak 1842 – ö. 26 Ağustos 1910) pragmatizmin kurucusu olan ABDli filozoftur.

İrlanda asıllı zengin bir göçmen ailenin çocuğudur. Çocukluğu Avrupa’da seyahatlerde geçti. Önceleri düzenli bir öğrenim göremedi. Sonradan Harvard Üniversitesi’nde tıp ve tabiat bilimleri tahsili yaptı. 1869′da tıp doktoru, 1885′de Harvard Üniversitesi’nde profesör oldu. Burada fizyoloji, biyoloji, felsefe ve psikoloji dersleri verdi. İlk önemli eseri Psikolojinin Prensipleri’dir (1890). Felsefi sistemin esaslarını Pragmatizm (1907) adlı kitabında ortaya koydu. Felsefi görüşü pratiklik, faydalılık ve verimlilik kavramlarına dayanır.

James’e göre bilgi, kişilik, bilinç, gerçek düşünce gibi şeyler faydalılık, verimlilik, pratiklik ölçüsüyle değerlendirilir. Mühim olan teori değil, iş ve uygulamadır; hayatta var olan, uygulanabilen ve bir etki meydana getiren şey gerçektir. Zihnen ve soyut olarak ne kadar doğru olur veya görünürse görünsün pratiği olmayan ve hayatta bir etki meydana getirmeyen şey bir değer ifade etmez ve gerçek de sayılmaz.

Amerika’daki ilk psikoloji laboratuvarını oluşuturmuş olan James, pragmatizm, “sonuçlar nelerdir?” diye sormakta ve düşüncenin yüzünü, eylem ve geleceğe yöneltmektedir. Nitekim James, yaşamı doğrudan ilgilendiren somut olgulara, eylemlere, insanın yaşamını şimdi ve yakın gelecekte doğrudan etkileyen güç ve eyleme önem vermiştir. O, yararlılıkla, yalnızca bireyin maddi ihtiyaçlarının karşılanmasını değil, aynı zamanda insanın ve toplumun gelişmesine katkıda bulunan herşeyi anlatmak ister. Bu anlamda din, James’e göre, tümüyle doğrudur ve din konusunda, dinin sonuçlarına bakarak yargıda bulunmak gerekir. O, dinin metafizik bir değere sahip olup olmadığını bilmediğini söyler. Fakat din, James’e göre, her durumda yararlı bir varsayımdır.

Olabilmek için üniversitelerin | Gurme

Gurme yemeklerin, şarap ve kahve gibi içeceklerin farklı çeşitlerinin tatlarını birbirinden ayırabilen, duyarlı damağı olan kişilere verilen addır. Genelde yemek kültürü yüksek, yeme içme adabına hakim, sadece yemeyi değil bir nebze mutfak işlerini de bilen kişilere yakıştırılır.

Gurmeliğin gelir seviyesi ile ilgisi yoktur. İyi yemek çok ucuza yenilebildiği gibi tatlara hakim olabilmek için sadece eğitim, kültür ve ilgi gereklidir.

Derslerde | The Sims 2: University

The Sims 2 University, The Sims 2 oyununun ilk ek paketidir. Bu ek paketin teması Adından da anlaşılacağı gibi üniversitedir. Yeni kolej kasabaları içermektedir. Gençler arasında iyi not alanlar koleje gönderilir. Bu simler, orada young adult sim yaş grubunda olarak karşımıza çıkarlar. Simler bu oyunda Lifetime Wants’a (Hayatının Amacı) ve Influence Points’e (Etki puanları) sahiptir.


Özellikler

University, gitarı, baterisi ve bas gitarıyla tam bir enstürman enstürman seti içeriyor. Bütün simleriniz aynı anda bir öbek gibi bütün bu aletleri çalabiliyorlar. Simler kendi evlerinde, dışarıda, gece kulübünde veya kafelerde çalıp para kazanabiliyorlar. Üç farklı stil var; ama bir kişi bir stilde çalıyorsa diğer kişiler ona katılmak istediğinde onlar da aynı stilde çalıyorlar. Zaten simler vokal yapamıyorlar, sadece freestyle’ye tıklayınca kendi başlarına ses çıkarmadan simce şarkı söylüyormuş gibi yapıyorlar.
Öğrenciler aynı zamanda daha çok kolej yaşamıyla ilgili eşyalara da sahip olabiliyorlar. (meyve suyu fıçısı, togalar, ve çin yemeği gibi) University, The Sims 2′ye yeni ana unsurlar da ekliyor. Yeni yaş grubu Young Adult (Genç Yetişkin - Teenager [Genç] ve Adult [Yetişkin] grubunun arası) da yeni eklenen ana unsurlardan. Sadece kolejdeki simler young adult grubuna dahil olabiliyor ve herhangi bir biçimde koleje gidemeyen simler, teenager’den adult’a geçiş yapar. Kolejlere evlerin olduğu mahalleden ayrı bir tuşla girilir. Kolejde oturmak için üç farklı çeşit ev vardır: Kampüsler, özel evler ve Greek House (Yunan evleri) Ayrıca simin doğru insanlarla tanışırsa gizli bir topluma da eklenebilir. Simler çoğunlukla, bilgisayarın yaratmış olduğu simlerin, boş odaları doldurduğu toplumsal yatakhanelerde yaşar. Bir Sim yeterli burs parasıyla özel bir mülkte kalabilir. Greek House aynen bir özel mülke benzer ama ilişkilerinden daha fazla faydalanırsın. Çünkü tanıdığın kişiler daha önemli olur. Önceden yapılmış arsalar genelde eğlence merkezlerini, kütüphaneleri ve diğer öğrenci merkezlerini kapsar.


Kolej Eğitimi

The Sims 2 University’nin en önemli özelliği sınıfları, dersleri ve ödülleri içeren kolej sistemidir.
Yeniler derslerinde kararsızdır. Öğrencilerin 11 farklı ders seçeneği var. Bu derslerde, mümkün olan en yüksek dereceleri almak için özel becerilerin ilerlemesi gerekir. Dersler; matematik, felsefe, Fizik, Siyasal Bilimler, Psikoloji, Sanat, Biyoloji, Tiyatro, Ekonomi, Tarih ve yazından (edebiyat) oluşur.
Simler mezun olmakiçin dört yılı tamamlamalıdır. Eğer bir sim sömestr sonunda başarısız olursa bütünlemeye kalır ve o sömestrı tekrarlar. Eğer yine başarısız olursa kolejden atılır ve yaşamına yetişkin olarak devam eder.

Yapılması amacıyla boş | Sığınak

SIĞINAK
Nükleer silahlar, konvansiyonel silahlar, biyolojik ve kimyevi harp maddelerinin tesirlerinden ve tabii afetlerden insanlarla, insanların yaşaması ve ülkenin harf gücünün devamı için zaruri canlı ve cansız kıymetleri korumak maksadıyla inşa edilen korunma yerleridir.


Kullanacaklara göre sığınak çeşitleri

Sığınaklar korunacak veya kullanacaklarının durumuna göre ikiye ayrılır.

  1. Özel Sığınaklar : Evlerde, resmi ve özel idare, fabrika ve müesseselerin bodrumlarında veya bahçelerinde yapılır. Buralarda oturan aile, memur ve işçilerin korunmasını sağlamak amacıyla yapılan yapılardır.
  2. Genel Sığınaklar : Nüfus ve trafik yoğunluğunun fazla olduğu yerlerde dışarıda bulunan halkın korunması sağlamak amacıyla yapılan yapılardır.


Kullanım Amacına Göre Sığınak Çeşitleri

Sığınaklar kullanma amaçlarına göre ikiye ayrılırlar.

  1. Basınç Sığınakları : Nükleer silahların ani (ışık, ısı, basınç ve ilk radyasyon) ve kalıntı (radyoaktif serpinti) etkileriyle, konvansiyonel silahların tesirlerine, kimyasal ve biyolojik harp maddelerine karşı korunmak amacıyla Devlet tarafından inşa edilen sığınaklardır.
  2. Serpinti Sığınakları : Nükleer silahların radyoaktif serpinti etkilerine karşı korunmak amacıyla inşa edilen sığınaklardır. Bu sığınaklar; kimyasal ve biyolojik harf maddelerine, nükleer silahların zayıflamış basınç ve ısı tesirlerine ve konvansiyonel silahların parça tesirlerine karşı da korunmayı sağlamak için inşa edilen sığınaklardır.


Gerektiğinde Genel Sığınak Olarak Kullanılacak Yerler

Yapılacak metroların gerektiğinde genel sığınak olarak inşa edilmeleri esastır.
Sinema, tiyatro, eğlence yeri, otopark, garaj, kapalı çarşı ve pasaj gibi yapı ve tesislerin yeraltında inşa edilmelerini teşvik için belediyelerce her türlü kolaylık sağlanması ve bunların gerektiğinde genel sığınak olarak kullanılması için gerekli tedbirlerin alınması zorunludur.

Ekleri ismin karşıladığı nesnenin | Vâris (din)

İslâm dininde Allah’ın 99 isminden biri olan Vâris; Bütün servetlerin gerçek sahibi anlamına gelir.


İsmin geçtiği Kuran ayeti

  • (15:23) Elbette biz diriltiriz ve biz öldürürüz! Ve hepsinin vârisleri de biziz.

Alana sahip | Grotesk

Dünyayı yabancılaştıran ve onu eğlenceli hayali bir alana götüren, içinde esrarengiz, tekin olmayan güçlerin egemenliğinin yansıdığı, aslında bir araya gelmez gibi görünen şeylerin, mesela trajikle komiğin, adilikle yüceliğin bir oyun havasında birleştirilmesi.

Defterler kullanırlar. | Portekizce

Portekizce iki yüz milyon üzerinde insan tarafından anadil olarak konuşulmaktadır. Dünya üzerinde en yaygın altıncı dildir, Latin Amerika’da ise 186 milyon (nüfusun %51 i) konuşan kişi sayısı ile en yaygın dildir. Hint-Avrupa dil ailesinin Roman Dilleri alt koluna bağldır. İspanyolca, İtalyanca ve Fransızca dilleriyle oldukça benzerlik taşır. Dünya üzerinde yayılımı 15. ve 16. yüzyılda Portekiz’in sömürgeleştirme sürecinde hız kazanmıştır.


Portekizce

  • Merhaba - Olá (Her zaman kullanılabilir)
  • Gülegüle - Adeus
  • Günaydın - Bom dia ( Saat 12’ye kadar)
  • İyi günler - Boa tarde (Öğlen 12’den hava kararana kadar )
  • İyi akşamlar - Boa noite
  • İyi geceler - Boa noite
  • Nasılsınız? - Como vai?
  • Teşekkür ederim, iyiyim - Bem, obrigado / Bem, obrigada
  • Siz nasılsınız? - E o tu? (Portekizde) E você? (Brasilyada)
  • Lütfen - Por favor
  • Teşekkür ederim - Obrigada (Kadınlar teşekkür ederken kullanırlar)
  • Teşekkür ederim - Obrigado (Erkekler teşekkür ederken kullanırlar)
  • Bir şey değil -De nada
  • Şerefe - Saúde (Aynı zamanda “Çok yaşa!” anlamında da kullanılır. )
  • Evet- Sim
  • Hayır - Não
  • Var mı? - Tem? (Soru sormak için ek yok ancak soru vurgusuyla okumak gerekiyor.)
  • Var - Tem
  • Yok - Não tem
  • Bugün - Hoje
  • Yarın - Amanhã
  • Bilmiyorum - Não sei
  • Cok insan - muita gente
  • Seni seviyorum - adoro voce(vc)
  • sonra - depois
  • önce - antes
  • bir - um
  • iki - dois
  • üç - tres
  • dört - quatro (quarto=oda)
  • beş - qinta
  • altı - sex
  • yedi - sete
  • sekiz - oito
  • dokuz - novi
  • on - dez
  • selam - oi
  • naber - tudo bem (cevap da aynıdır)
  • öptüm - beijo
  • güle güle - tchau (genelde ‘xau’ diye kullanırlar)
  • ben … - eu sou
  • …. severim - eu gosto
  • …. sevmem - eu nao gosto
  • ben - eu
  • sen - voce
  • o (kız) - ela
  • o (erkek) - ele
  • biz - nos
  • siz - voces
  • onlar (kızlar) - elasÛ
  • onlar (erkekler) - eles
  • için - para
  • benim için - para mim
  • senin için - para voce
  • sonsuza kadar - para sempre
  • anlaştık - combinado
  • sabah - de manha
  • öğle - tarde
  • akşam,gece - noite


Sözlükler

  • Dicionários-Online.com A directory of reference works in Portuguese.
  • Portekizce-Türkçe Sözlük
  • [www.iyisozluk.com] 12 dilde Türkçe 2 çift yönlü çeviri sözlüğü.


Dış bağlantılar

  • Uluslararası Portekizce Dili Enstitüsü; CPLP
  • Ielanguages - Portekizce temel bilgiler (İngilizce)
  • BBC Portekizce Kursu (İngilizce)

Baba-mız defter-imiz Baba-nız defter-iniz | A’mâk-ı Hayâl

A’mâk-ı Hayâl (”Hayâlin Derinlikleri”), Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi tarafından 1908′de yazılmış bir eserdir. Tasavvuf edebiyatının önemli eserlerinden olan A’mâk-ı Hayâl, vahdet-i vücut inancını anlatmaktadır. Eser birçok tasavvufi öğenin yanı sıra farklı dinlerin (Budizm veya Zerdüştlük gibi) önemli unsurlarını da barındırır.


Konusu

Romanın çerçeve hikayesi, başkahraman olan Râci‘nin hayata dair sorularını cevaplamak istemesini anlatır. Bu soruların çoğu ontolojik sorulardır. Her ne kadar birçok farklı bilim, felsefe ve inanç ile sorularına cevap aramışsa da bu kültürlü genç bir türlü tatmin olamaz. Bu ruh haliyle bir gün mezarlıkta karşılaştığı Aynalı Baba‘dan çok etkilenir. Aynalı Baba ile düzenli olarak buluşurlar ve her buluşmalarında kahve yapıp içtikten sonra, Aynalı Baba ney üflemeye başlar. Bu ney sesiyle Râci dalar ve hayaller görmeye başlar. Her hayalde çok farklı bir dünya ve durumda bulur kendini. Bu hayallerin her biri birer hikaye şeklindedir ve hepsi Tasavvufun, özellikle de vahdet-i vücut inancının bir yönünü anlatır. Bu hikayelerin kurgusu çok çeşitlidir; antik dinlerin öğelerinden mistik düşüncelere kadar birçok farklı kavramı barındır.

Defter-i Baba-mız defter-imiz | Zeynep Hatun

Zeynep Hatun, Divan edebiyatının bilinen ilk kadın şairi. Mihrî Hatun ile aynı dönemde yaşamıştır.


Hayatı

15. yüzyılda yaşamış bir kadı kızı ve bir kadı eşidir. Çağdaşı olan Mihri Hatun ile aralarında latifeler ve karşılıklı şiir söyleşmeleri vardır.

Divanı, Sultan Mehmet adına düzenlenmiştir.

Zeynep Hatun, şiirlerinde kadınların yadırgayacağı çeşitli düşünceler barındırır; Kadının isteklerini açgözlülük olarak nitelendirir ve döneminin kadınının aşağılık konumundan sıyrılma isteğini sık sık dile getirir. Zeynep Hatun, bir şair olarak kabul görebilmek için, arzularının “merdane” (erkeğe yakışan, mertçe) olmasını ister. Tıpkı alçakgönüllü bir erkek gibi, bilge olmak isteğini vurgular. Yumuşaklık, sevecenlik gibi kadına özgü bazı değerleri, zayıflık ve ruhsal eksiklik diye nitelendirir.

Aşık Çelebi, “Mesairus Şuara” adlı kitapta, Zeynep Hatun’un yaşamının son döneminde şiiri bıraktığını, inzivaya çekildiğini anlatır.


Eserlerinden örnekler

Gazel

Keşfet nikabını yeri göğü münevver et
Bu âlem anasırı firdevs-i enver et

Depret lebini cüşe getir hacz-i kevseri
Anber saçını çöz bu cinanı muattar et

Hattın berat verdi saba yeline dedi
Tez er Hatay’a Çin’i tamam et müseehhar et

Yâra yolunda âşk ile derdinden ölenin
Kim der sana ki hecr ile cânın mükedder et

Zeynep çü dost zülfü gibi tarümarsın
Divane olma şiirini divan ü defter et

Zeyneb ko meyli zinet-i dunyaya zen gibi
Merdane var Sade-dil ol terk-i ziver it

Görev yapan | Teğmen

Teğmen, Türk Silahlı Kuvvetleri’nde rütbesi Asteğmen ile Üsteğmen arasında olan, takım komutanlığı yapan subaydır.

Normal şartlar altında görev süreleri 3 yıldır. Kara, hava ve deniz harp okulu öğrencileri 4 yıllık eğitimlerinin ardından, sivil üniversitelerde okuyan Fakülte ve Yüksek Okullar Komutanlığı’na bağlı öğrenciler ve Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde okuyan öğrenciler bu rütbe ile mezun olurlar. Ayrıca 12 ay yedek subay olarak askerlik hizmetini yapan üniversite mezunları, terhis tarihlerinden bir ay önce teğmen rütbesini kazanırlar. TSK, 4-6 yıllık eğitim veren üniversitelerin ihtiyaç duyduğu bölümlerinden mezun olanları, yapılacak seçme sınavı ve eğitimi müteakip sözleşmeli veya muvazzaf subay statüsünde teğmen olarak istihdam etmektedir. Aynı zamanda TSK Personel Mevzuatında belirtilen şartları haiz olan astsubaylar arasından Subaylık Sınavında başarılı olanlar Teğmen rütbesine nasbedilerek görevine subay olarak devam etmektedir.

Eklerdir. İyelik ekleri | Koşaç

Koşaç isim cümlelerinde özne ile yüklemi birleştiren, yükleme güçlü ihtimal, olumluluk, olumsuzluk, süreklilik, kesinlik kavramları veren -dır / -dir eki veya değil kelimesidir. Görüldüğü gibi tanım, terimi -dır morfemine indirgemektedir. Koşaç kelimesi İngilizcedeki copula teriminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Koşaç (copula), özneyi yükleme bağlayan ve yüklemde cümlenin bitiş halini oluşturan dilbilgisel ögedir. Türkçedeki koşaçlar –dır (ve 1. ve 2. tekil-çoğul şahıs ekleri –ım, -sın, -ız, -sınız), imiş, idi sözcükleridir. Fakat bunlardan –dir koşacı diğer ikisinden farklı özellikler sergiler. Onun eklendiği kelimeden ayrı yazılan bir varyantı mevcut değildir. Oysa imiş ve idi koşaçları hem bitişik hem de ayrı yazılabilirler: öğretmen imiş = öğretmenmiş, öğretmen idi = öğretmendi.

Ekleyen J.A. Birchall | My Chemical Romance

My Chemical Romance, grubun lideri ve vokalist Gerard Way tarafından 2001 senesinde kurulan Post hardcore/Horror rock tabanlı bir rock müzik grubudur. İlk parçaları “Skylines and Turnstiles”ı 11 Eylül’de meydana gelen olaylar üzerine yazdı. Kadrosuna Gerard Way’in kardeşi Mikey Way ile Ray Toro’yu da ekleyen grup, New Jersey’de birçok konsere katılarak olumlu eleştiriler aldı.

İlk albümleri “I Brought You My Bullets You Brought Me Your Love”u 2002 senesinde Eyeball Records’dan çıkartan My Chemical Romance, albüm kayıtlarından hemen önce kadrosuna Frank Iero’yu kattı. Frank Iero’nun sadece iki parçada gitar çaldığı albüm, ‘suçlu aşıklar’ temasının üzerine örülü ve konsept şeklinde dinleyiciye iletiliyor.

2003 senesinde Reprise Records ile anlaşan My Chemical Romance, 2004 senesinde 2. albümleri “Three Cheers For Sweet Revenge”i çıkarttı ve albüm ertesi sene platin plak aldı. İlk albümlerindeki ‘suçlu aşıklar’ temasını bu albümde devam ettiren grup, ilk albümlerindeki ‘post-hardcore’ tarzını ‘emo/çevirdi. Bu değişiklik grubun bazı fanlarını memnun etmezken, müzik çevresi albüme olumlu puan verdi. Albümdeki “Helena” parçasının klibi MTV’de kendine bolca yer bulurken, albüm Amerika’da şu ana dek 1,4 milyonluk bir satış yakaladı.

2004 senesindeki Japonya konseri sonrası davulcu Matt Pelissier yerine Bob Bryar’ı getiren My Chemical Romance, 2005 senesinde “Green Day”in alt grubu olarak konserlere katıldı. Hatta aynı sene “Taste Of Chaos” turnesinde de sahnede kendilerine yer buldular. “Alkaline Trio” ile “Reggie and The Full Effect” gruplarıyla kendi turnesine çıkan My Chemical Romance, internet üzerinden David Bowie ve Queen ortak çalışması “Under Pressure”ı “The Used” grubuyla baştan yorumladı.

2006 Mart ayında “Life On the Murder Scene” derleme albümünü 2 DVD’li şekilde piyasaya süren My Chemical Romance, DVD’lerde grubun kliplerine, kliplerin çekim arkalarına ve bazı canlı performanslara yer verdi.

23 Ekim 2006’da İngiltere’de, 24 Ekim 2006’da da Amerika’da 3. stüdyo albümleri “The Black Parade”ı yayınlayan My Chemical Romance, albümden çıkan ilk single “Welcome To The Black Parade”e klip çekti ve parça İngiltere listelerinde 1 numara oldu.

YouTube’da yayımladıkları Famous Last Words klipleri 30 milyon izlenme rakamıyla en fazla izlenen ikinci müzik, üçüncü en fazla izlenen video oldu.


Grup üyeleri

  • Gerard Way
  • Ray Toro
  • Frank Iero
  • Mikey Way
  • Bob Bryar


Diskografi


Albüm

  • 2002 - I Brought You My Bullets You Brought Me Your Love (Eyeball Records)
  • 2004 - Three Cheers for Sweet Revenge (Reprise Records)
  • 2006 - The Black Parade (Reprise Records)
  • 2006 - Life on the Murder Scene


DVD

  • 2006 - Life on the Murder Scene (Reprise Records)


Single

  • 2002 - Vampires will never hurt you
  • 2003 - Honey, This Mirror Isn’t Big Enough for the Two of Us
  • 2004 - Headfirst for Halos
  • 2005 - Mama
  • 2005 - The Ghost of You
  • 2005 - Under Pressure (Queen ve David Bowie) (Download-Single)
  • 2005 - Cancer
  • 2005 - Dead
  • 2005 - I’m Not Okay (I Promise)
  • 2006 - Welcome to the Black Parade
  • 2006 - Helena
  • 2007 - Famous Last Words
  • 2007 - İ don’t love you
  • 2007 - Teenagers


Videografi

  • Vampires Will Never Hurt You
  • Honey, This Mirror Isn’t Big Enough for the Two of us
  • I’m Not Okay
  • Helena
  • The Ghost of You
  • Welcome to the Black Parade
  • Famous Last Words
  • I Don’t Love You
  • Teenagers

Defter üzerinde yazı | Uğur Yücel

Uğur Yücel (d. 1957), Türk sinema oyuncusu, senarist ve yönetmen.

1957 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Belediye Konservatuarı Tiyatro Bölümünü bitirdi. 1975-1984 yılları arasında Kenter Tiyatrosu, Tef Kabare Tiyatrosu, Dormen Tiyatrosu ve Şan Müzikholü’nde çeşitli oyunlarda oynadı. Selamsız Bandosu ve Muhsin Bey (1987) adlı filmlerdeki rolleri ile büyük çapta beğeni topladı.

Bunların dışında, Sezen Aksu ve Müjde Ar ile ayrı ayrı sahne şovları yaptı.

Televizyonda, Aziz Ahmet, Karanlıkta Koşanlar, Alacakaranlık ve Hırsız Polis gibi dizilerde oynadı; bunlardan Karanlıkta Koşanlar’ın tamamını ve Alacakaranlık’ın bazı bölümlerini (Alican Yücel takma adıyla) yönetti. Karanlıkta Koşanlar dizisinin senaryosunu, Ahmet Ümit’in polisiye öyküsünden uyarlayarak yazdı; Alacakaranlık’ın yazımına da katkıda bulundu.

Arabesk’le, ‘Sinema Yazarları Derneği En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’, Muhsin Bey’le Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu’ ödüllerini aldı. İlk sekiz bölümünü çektiği İkinci Bahar adlı Tv dizisiyle İletişim Fakültesi En İyi Tv Yönetmeni Ödülünü aldı. Gemide ve Laleli’de Bir Azize filmlerinin müziklerini yaptı. Yönettiği ilk film olan Yazı Tura ile Antalya Film Festivali En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Yönetmen ödülleri dahil 11ödül aldı. En son, 2007 yılında sona eren Hırsız Polis isimli dizide rol aldı ve başrollerini Türkan Şoray ile birlikte paylaştığı Hayatımın kadınısın adlı filmi çekti.

Oyuncu Derya Alabora ile evli olan Uğur Yücel’in Can isminde bir oğlu vardır.


Filmleri


Oyuncu

  • Aşık Oldum 1985
  • Teyzem 1986
  • Milyarder 1986
  • Selamsız Bandosu 1987
  • Muhsin Bey 1987
  • Arabesk 1988
  • Aziz Ahmet 1994
  • Eşkıya 1996
  • Balalayka 2000
  • Karanlıkta Koşanlar 2001
  • Alacakaranlık 2003
  • Hırsız Polis 2006
  • Hırsız Polis 2006


Yönetmen

  • İkinci Bahar 1999
  • Karanlıkta Koşanlar 2001
  • Yazı Tura 2003
  • Hayatımın Kadınısın 2006


Yapımcı

  • Alacakaranlık 2003
  • Yazı Tura 2003


Senaryo

  • Aziz Ahmet 1994
  • Karanlıkta Koşanlar 2001
  • Yazı Tura 2003
  • Ramon 2005
  • Hayatımın Kadınısın 2006


Müzik

  • Gemide 1998
  • Laleli’de Bir Azize 1998


Kurgu

  • Yazı Tura 2003


Ödülleri

  • 24. Antalya Film Festivali, 1987, Muhsin Bey, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu
  • Siyad, 1989 Arabesk, En iyi yardımcı oyuncu
  • İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi, 1999 İkinci Bahar, En iyi Tv yönetmeni ödülü.
  • 41. Antalya Film Festivali, 2004, Yazı Tura, En İyi Film
  • 41. Antalya Film Festivali, 2004, Yazı Tura, En İyi Senaryo
  • 41. Antalya Film Festivali, 2004, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
  • 16. Ankara Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Mahmut Tali Öngören Özel Ödülü
  • 10. Nürnberg Türkiye/Almanya Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Film
  • 24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
  • 24. İstanbul Film Festivali, 2005, Yazı Tura, Halk Jürisi Ödülü
  • 12. Adana Altın Koza Film Şenliği, 2005, Yazı Tura, En İyi Yönetmen
  • 47. Mannheim- Heidelberg Film Festivali Yazı Tura, FIPRESCI Ödülü.

Pek çok insan günlük | Etnoarkeoloji

Etnoarkeoloji, etnoloji ve arkeoloji terimlerinin birleştirilmesinden oluşturulan bir birleşik terimdir. Temelde etnolojinin yöntemlerini benimsemesine rağmen, asıl amacı arkeolojik buluntuları daha iyi yorumlayabilmek ve anlamaktır. Günümüzde kullanım gören geleneksel aletlerin yapımı, kullanımı gibi ya da geleneksel mimari geleneklerin anlaşılması, evlerin nasıl yapıldığından, nasıl terk edildiğine, terk edildikten sonra görülen süreçe kadar çok çeşitli araştırma konuları olan bir alt disiplindir.

Çanak çömlek yapımının çeşitli aşamaları, kullanımı, kullanımdan çıkması, taş alet yapımı, mimari malzemenin edinimi, kullanımı, farklı mimari öğelerin kullanımı etnoarkeolojinin ana konularını oluşturur. Onun dışında etnoarkeoloji insanların nasıl örgütlendiklerini, günlük etkinliklerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, bir toplumdaki hiyerarşik yapıyı ya da cinsiyet ayrımı gibi konuları anlamak için de kullanılır.

Amerikalı arkeolog Lewis Binford, etnoarkeolojiyi arkeolojinin vazgeçilmez yöntemleri arasında koyarak bu dalın gelişmesine en çok katkıda bulunan arkeologlardan biridir.

Türkçede “sahip” anlamına | Pirokinezi

Pirokinezi zihin gücüyle ateş yakma, söndürme ya da yanan bir ateşe şekil değiştirtme yeteneğini ifade eder.


Etimoloji

İngilizce’deki pyrokinesis terimi Yunanca’da ateş anlamına gelen “πυρ” ve hareket anlamına gelen “-kinesis” (”κίνησις”) sözcüklerinden türetilmiştir.


Göz At

  • Telekinezi
  • Kaşık bükme

Ismin karşıladığı nesnenin | Dikeyhız

Dikeyhız, bir nesnenin görüş çizgisi doğrultusundaki hızıdır. Göreceli olarak yüksek dikeyhıza sahip bir nesnenin ışığı Doppler etkisine uğrar, dolayısıyla dalgaboyu yaklaşan nesneler için azalır, uzaklaşan için ise artar.


Ayrıca bakınız

  • Özdevim

Kullanan öğrencileri çağrıştırır. | Andrea del Verrocchio

Andrea del Verrocchio, (Andrea di Michele di Francesco de’ Cioni olarak doğmuştur), (yaklaşık 1435 -1488) Lorenzo de’ Medici’nin himayesinde çalışan etkili bir Floransalı heykeltıraş, kuyumcu ve ressam. Öğrencileri arasında Leonardo da Vinci, Pietro Perugino, Domenico Ghirlandaio ve Sandro Botticelli sayılabilir. Aynı zamanda Mikelanj’ı da etkilemiştir. Erken Rönesans döneminin dingin klasik tarzında eser vermiştir.

Genelde ufak boylu | Çevik lemur

Çevik lemurlar Lepilemuridae familyasında yer alan orta büyüklükte primatlardır. Lepilemuraidae familyasını oluşturan iki cinsten biri olan Megaladapis bugün mevcut değildir ve bu familyanın tek temsilcisi çevik lemurlardır. Diğer lemurlara oldukça benzeyen bu hayvanların doğal yaşam alanları Madagaskar adasının ormanlardır. Bir süre Megaladapidae şeklinde de adlandırılsalar da bugün kullanılan ad kabul görmüş olanıdır.

Üst kürklerini rengi gri, kahve ya da kırmızımsı gibi renklerde olabilen lemurların karın bölümlerini kaplayan kürkleri genelde beyazımsı ya da sarıdır. Küçük, kısa bir başları ve büyük yuvarlakımsı kulakları olur. 30 - 35 santimetreye kadar büyüyebilirler ve 900 grama ulaşabilirler. Kuyrukları hemen hemen boylarına eşittir.

Çevik lemurlar genelde ağaç üzerinde yaşamlarını geçirirler. Daima gece avlanır ve uyanık kalırlar. Kangrular gibi sıçrayarak hareket ederler ve ağaç dallar arasında orta büyüklükte mesafeler arasında atlama yaparlar. Gün boyunca ya lianalar arasında ya da ağaç kovuklarında saklanırlar. Her erkek lemur kendi bölgesine sahiptir. Yabancıların bölgelerine aşmasına hoşgörüyle yaklaşmazlar ve savaşırlar. Lemurkardan güçlü olan bölgeye isterse el koyar ve kaybeden terk eder. Otçullardır ve genel olarak yaşadıkları ağacın yapraklarını yerler.

Doğum sezonu eylül ve aralık ayları arasındadır ve 120 ilâ 150 gün arasında değişen bir gebelik sürecinin ardından, genelde bir ağaç kovuğunun içinde tek bir yavru doğar. Dördüncü aya kadar annelerini emen yavrular, yine de bir yaşlarına kadar aileyi terk etmez. 18 aylk olduğunda tamamen bir yetişkin olur ve yaklaşık 8 yaşına kadar yaşayabilir.


Dış bağlantılar

  • ARKive - images and movies of the northern sportive lemur (Lepilemur septentrionalis) (İngilizce)
  • New Lemurs (İngilizce)
  • Primate Info Net Lepilemur Factsheets (İngilizce)

Getirilen bir nesnedir. | Yeniplatonculuk

Neoplatonculuk ya da Yeniplatonculuk miladdan önce 3. yüzyıl Platon ve Aristoteles öğretilerini uzlaştırarak oluşturulmuş felsefi bir akımdır. Özellikle İtalyan rönesansı döneminde Giovanni Pico della Mirandola, Marsilio Ficino, Medici, Michelangelo ve Sandro Botticelli gibi isimler yeniplatonculuğa katkıda bulunmuşlardır. Bizans’tan İtalya’ya getirilen Platon’un el yazmalarının Floransa Akademisi nde bu isimler tarafından çevirileri yapılır. Ayrıca bu dönemde, Platon’dan yola çıkan aynı isimler, platonik aşk kavramını ortaya çıkartmışlardır.

Biz siz onlar | Termoset

Termoset malzemeler, termoplastik malzemelerin aksine ısıtıldıklarında bulundukları kabın şeklini alırlar. Korozyon dayanımları daha yüksektir.

Termoplastikler düşük sıcaklıklarda katı halde sert oldukları halde ısıtıldıklarında yumuşayan polimerlerdir. Ama bazı polimer ısıtılmayla erimez yada incelmezler. Onlar sadece kalıba yapı taşlarının enjekte edilmesi ve sonra ısıtılarak polimerizasyonla şekillendirilebilirler. Bu polimer yapıya Termoset yapı ve ya Termosetting denir.

Defter-in | Cahit Koytak

Cahit KOYTAK (1949-), Şair .


Hayatı

An itibariyle yaşayan, Türk Şiiri’nin büyük ustalarından.

1949 yılında Erzurum’da doğan şairimiz, ilk ve orta öğrenimini de bu kentte yaptı. İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi’nden 1973 yılında mezun olmasından sonra, kısa bir süre mühendislik yaptı ve ardından serbest ticarete başladı. Çeyrek yüzyılı aşkın bir süredir, görünürde ticaretle uğraştı.

Yazı hayatı, yirmi iki yaşında Sezai Karakoç’un Diriliş Dergisi’nde yayınlanan ilk şiirleriyle başladı. Sonraları ürünlerini 1977′den başlayarak Kriter, Yönelişler; Kelime ve Yedi İklim gibi dergilerde yayınladı. Cahit Koytak’ın kendisi; “İlk Atlas’tan sonra çeşitli dergilerde (Dergah, Defter, Kayıtlar, Kaşgar v.b) yayınladığı, 2-3 kitap olabilecek hacimdeki şiirlerinin, yeni bir atlas olarak kitaplaşması için, bazı haritalara, bazı zayice planlarına ait kayıp parçaların ortaya çıkmasını beklediğini” ifade etmektedir. Daha ilk şiirlerinden başlayarak bir özgünlük ve yoğunluk sundu okurlarına. İlk şiirlerinin yayınlandığı adres olan Diriliş bile tek başına bize O’nun şiirinin kalite düzeyi hakkında bilgi verebilir. Otuz yıla yakın bir süredir şiir yazan / yayınlayan bir şair olan Koytak, tek şiir kitabı olan İlk Atlas’ ı 1990 yılında, Ahmet Kot’un yönettiği Yazı Yayıncılık’ tan çıkardı.

Şairliğinin yanı sıra, Koytak aynı zamanda usta bir çevirmen olarak karşımıza çıkıyor. İngilizce ve Fransızca’dan önemli çevirileri bulunan Koytak, 1988′de Türkiye Yazarlar Birliği tarafından “yılın mütercimi” seçildi. Frantz Fanon’un “Siyah Deri Beyaz Maskesi” burada anmadan geçemeyeceğimiz değerli bir yapıtıdır. Fanon çevirisinden daha önemli bir çalışması ise Ahmet Ertürk ile birlikte hazırladığı Muhammed Esed’in The Message Of The Qur’ân’ıdır. Kuşkusuz bu yapıt ile Türkçe Kur’an çevirilerinde yeni bir döneme girilmiştir. Esed’in İngilizce’ye çevirirken gösterdiği titizliği onlar da dilimize aktarırken gösterdiler. On yıla yakın bir süre üzerinde çalışıldığını belirtirsek ne kadar titiz olduklarının anlaşılmasında kolaylık sağlamış oluruz.


Cahit Koytak’ın Şiire Bakışı

Cahit Koytak şiiriyle kendini çoktan kanıtlamış usta bir şairimiz. Daha ilk şiirlerinden başlayarak rüştünü kanıtlamış. Az yazıyor; ama, sıkı ve has şiirin güzel örneklerini sunuyor bize. Şiirlerinin vazgeçilmez unsurları ise; yüzyılımızda çağdaş(?) yaşamın ve makinenin egemenliği ile bunun sonucunda insanın düştüğü yoz durumdur.

Ali Dölek’in Kayıtlar dergisinde yayınlanmış yazısından:


Günlük Hayatın Resmini Çizen ve Valizinde gittikçe ağırlaşan dünyadan kaçan bir şair: Cahit Koytak
Şair Cahit Koytak’ın şiir serüvenine, şiir dünyasına girdiğimizde de karşımıza çıkan ilk tema, gündelik hayatın tasviri ve bunun karşısında sonsuzluğu, ebedi olanı yakalama arzusudur. Şair, imgelerini gündelik hayatın akıp giden olaylarından ve olgularından seçip çıkarmakta ve bunların adeta anlamsızlığını değil ama gelip geçiciliğini, sıradanlığını vurgulamaya çalışmaktadır. Ayakları yere basan, insanın en derinden arzuladığı o sonsuzluğa ulaşmasını sağlayacak olan unsurların bu geçici hayattan devşir ilemeyeceğini ima eder gibidir. Şaire göre gündelik hayat, sonsuzluğa ulaşmamızda gerektiği kadar sağlam ve sırtımızı dayayabileceğimiz bir temel sunmaktadır. Hatta değişmeye açık olan bu dünya, sonsuzluğu yakalama çabamızda karşımızda aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır.

Suretten asla, kopmayan eşyanın hakikatine gitmek için tasavvufta tasvir edilen duygu ve düşünceyi, Cahit Koytak’ ın günümüzdeki şiirsel söylem aracığıyla yukarıdaki düşünceleri de örneklendirecek biçimde dile getirilmiş şu mısralarında yakalayabiliriz:

Yüzleri, yüzleri ve maskeleri
Silik kopyaları bırak yaşayanlara
Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz
Ve hazin güz yağmuru görünümünde
Yağan ebediyeti
(Daktilo Kızın Ölümü Üzerine Caz İçin Nihavent)

Şair Cahit Koytak’ a göre gündelik hayatın akışına sonsuzluğu ve ebedi yaşamı göz ardı edercesine kendini bırakmış olan insanların derinlik boyutunu kaybetmiş olmalarıdır. Eşyanın metafizik anlamını ve boyutunu göz ardı eden insanlar, şair için her şeyin kıyısında, nesnelerin arka planına geçemeden yaşayan kişiler olarak görülmektedir.

Kıyılarda yaşıyor-hazin ve canı sıkkın
Şeylerin kıyısında-kendinin, karısının
Büyükannesinin oyuncak ayısının
(Homo Poesia)

her şeyin kıyısında, aslında ve derin anlamına vakıf olmadan yaşayan insanların hayatlarını bağlamış oldukları, kendisine değer verdikleri şeyler de şaire göre üzerinde konuşmaya değer şeyler olarak bile görülmeyebilir. Zira bunlar insanın sonsuzluğa ulaşma çabasında üzerinde çok da durulması gereken şeyler değildir. Biraz alay ve hicivle karışık bir biçimde bakın şair bu insanların değer verdikleri şeyleri, gündelik yapıp etmelerini nasıl dile getirmekte:

Onlar odun kömür istifliyorlar balkonlarına
Çocukları yarışa sokuyorlar yarışa itiyorlar
Helva pişiriyor sevişiyor mezar kapışıyorlar
(Huş Ağacı Hakkında Bilgi Topluyorum)


Üstad, 03.05.2007 tarihli YeniŞafak Gazetesi’nde Rasim Özdenören’in köşesinden yayınlanan “Sisifos’un Köyü” isimli şiiriyle, politik alan etkisindeki toplumsal hassasiyetlere nasıl kayıtsız kalamayacağını, tarihe nasıl not düşmesi gerektiğini de gösteriyor kendi diliyle:

SİSİFOS’UN KÖYÜ (28 Nisan 2007)
köyün korucuları silahlarını yine
köylülere çevirdiler.
kuzularımızı kurtlara, çakallara,
ekinlerimizi yaban domuzlarına
karşı korusunlar diye,
bebelerimizin, yetimlerimizin
boğazlarından kesip
omuzlarına silah astığımız,
giyindirdiğimiz, kuşandırdığımız,
yedirdiğimiz, içirdiğimiz köyün korucuları
tüfeklerini bir kere daha,
biz, işinde gücünde,
tarlada, bahçede çalışan,
kemiklerinin ucuyla toprağı süren,
ekini çapalayan
‘ağızsız dilsiz’ köylülere doğrulttular
ve bizden yine diz üstü çöküp
postallarının tozunu
almamızı buyurdular;
köyün fiskosçuları, asalakları,
bıçkınları ve kabadayıları da
onlara alkış tuttular, yılıştılar,
teneke çalıp oynamaya başladılar.
böylece, bizi bir kere daha,
çocuklarımızın önünde aşağıladılar;
kadınlarımızın önünde ağlattılar,
elin günün, komşu köylerin önünde
yere baktırttılar.

böylece, bir kere daha özgür, bayındır,
kurda kuşa karşı güvenlik içinde
el ele, omuz omuza
çalışıp didinme,
üretme, bölüşme
ve sevişme hevesimizi
kursağımızda koydular


Kaynakça

  • Y.Şafak-Rasim Özdenören
  • Erzurum Araştırmacıları Web Sitesi
  • sipesifik.com

Nesneyi nesneye | Nesne Yönelimli Programlama

Nesne yönelimli programlama (NYP) (İngilizce - Object Oriented Programming (OOP)) özetle bir bilgisayar programlama yaklaşımıdır.

1960′lı yılların sonuna doğru ortaya çıkan bu yaklaşım, o dönemin yazılım dünyasında beliren bir bunalımın sonucudur. Yazılımların karmaşıklığı ve boyutları sürekli artıyor, ancak belli bir nitelik düzeyi korumak için gereken bakımın maliyeti (zaman ve çaba olarak) daha da hızlı artıyordu. NYP’yi bu soruna karşı bir çözüm haline getiren başlıca özelliği, yazılımda birimselliği (İngilizce - modularity) benimsemesidir.

NYP’nın altında yatan birimselliğin ana fikri, her bilgisayar programının (izlence), etkileşim içerisinde olan birimler veya nesneler kümesinden oluştuğu varsayımıdır. Bu nesnelerin her biri, kendi içerisinde veri işleyebilir, ve diğer nesneler ile çift yönlü veri alışverişinde bulunabilir. Halbuki NYP’dan önce var olan tek yaklaşımda (Yordamsal programlama), programlar sadece bir komut dizisi veya birer işlev (fonksiyon) kümesi olarak görülmektediler.

Bilimsel çevreler tarafından NYP’nın geçmişe göre daha yüksek esneklik ve bakım kolaylığı sunduğu iddia edilmektedir. Bu sebepten dolayı, günümüzün geniş çaplı yazılım projelerinde yaygınca kullanılmaktadır.


Temel Kavramlar

NYP’nın bilgisayar bilimlerine girişinin üzerinden 40 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına rağmen, henüz yaygın olarak kabul görmüş bir tanımı yoktur. Ancak önerilen sayısız tanımların çoğunluğunda yer alan bazı ortak kavramlar sayılabilir:

  • Sınıf — bir ‘şeyin’ soyut özellik ve davranışlarını tanımlar. Örneğin ‘Köpek’ sınıfının, tüm köpeklerde ortak olarak görülen özellikleri (tür, renk, vb), ve davranışları (havlamak) içermesi beklenir. Özellikler (İngilizce - attribute) ile davranışları tanımlayan yöntemlere (İngilizce - method) topluca sınıf üyeleri (İngilizce - Class members) denir. Sınıflar NYP’nın birimselliğini sağlayan en önemli öğeler konumundadırlar ve tasarım ilkesi olarak, tanımladıkları ‘şey’ ile aşina kişilerce kolayca anlaşılmaları beklenmektedir.
  • Nesne — bir sınıfın örneği veya olumudur (İngilizce - instance). Örneğin ‘Köpek’ tüm köpekleri tanımlayan bir sınıf, yani soyut bir yapı ise, ‘Karabaş’ bu sınıfa ait bir bireyi, yani somut bir nesneyi tanımlar. Sınıf üyelerinin renk özelliği ve havlamak yönteminden oluştuğunu var sayarsak, Karabaş da pekala beyaz renk ve havlama yeteneğine sahip bir köpek olabilir. Tanım itibari ile, bir nesnenin özelliklerinin değer kümesine nesnenin durumu (İngilizce - object state) denir.
  • Yöntem — bir nesnenin yeteneklerine denir (İngilizce - method). Herbir yöntem, nesnenin yapabileceği bir davranışı simgeler. Örneğin ‘Karabaş’, ‘Köpek’ sınıfına ait bir nesne olarak, o sınıfta tanımlı davranışları sergiler, yani havlar. Diğer bir deyişle, ‘havlamak’ ‘Karabaş’ın bir yöntemidir.
  • Kalıtım — sınıflararası sıradüzensel (hiyerarşik) bir ilişkiyi tanımlar (İngilizce - Inheritance). Ortalama bir yazılım tasarısında sınıf sayısının onlar hatta yüzler ile ifade edildiği düşünülürse, yapı esnekliğini sağlamak açısından bu tür ilişkiler hayati önem taşır. Kısaca kalıtım altsınıflar, yani belli bir sınıf veya sınıflardan türeyen, uzmanlaşmış/ayrıntılandırılmış sınıflar yaratılmasına olanak tanır. Örneğimize dönecek olursak, genel ‘Köpek’ sınıfının olası ayrıntılandırılmış altsınıfları, Kangal, Dalmaçyalı ve Sibirya kurdu olabilir. Bu altsınıflara, ‘Köpek’ sınıfının üyeleri kalıtım ilkesine göre miras kalır. Böylece, tekrar yazmaya gerek kalmadan her üç alt sınıf da ‘Köpek’ sınıfında yer alan renk özelliğine ve havlamak yöntemine sahip olurlar. Kalıtımın bu özelliği sayesinde yazılım geliştirme süresinde ciddi oranda tasarruf edilmektedir. Üst sınıftan miras kalan sınıf üyelerinin yanısıra, her altsınıf kendi özellik ve yöntemlerini de tanımlayabilir. Örneğin Kangal altsınıfına ona özel bir özellik olan kurt_boğ yöntemi eklenebilir. Böylece, eğer ‘Karabaş’ Kangal sınıfına ait ise, üstsınıf olan ‘Köpek’ sınıfının renk ve havlamak üyelerinin yanısıra kurt_boğ yöntemine de sahip olur. Bir sınıfın birden fazla üstsınıfı olduğu takdirde çoklu kalıtımdan söz edilmektedir.
  • Sarma — bir sınıfın içeriğinin, onun üyelerini kullananlara, ancak gerektiği kadar erişim hakkı tanınmasından ibarettir (İngilizce - encapsulation). Bu şekilde, dış dünyaya açık olan sınıf üyelerinin imzası değiştirilmedikçe, o sınıfın nesnelerini kullananlara sorun yaratmadan, sınıf içerisinde değişikliklere gidilebilir. Örnek vermek gerekirse, ‘Köpek’ sınıfındaki havlamak yöntemi, havlamayı tam olarak tanımlar (mesela, önce nefes_al ve sonra nefes_ver yöntemleri ile), ancak bu sınıfı kullanacak olanlara nefes_al ve nefes_ver yöntemlerine erişim hakkı tanımak gereksizdir, zira havlamanın nasıl gerçekleştiği onları ilgilendirmemektedir. Başka bir deyişle, bu iki yöntem sarmalanmıştır. Sonuç itibarı ile sınıf üyeleri genelde üçe ayrılır, tüm sınıflarca kullanılanlar (İngilizce - public), altsınıflarca kullanılanlar (İngilizce - protected) ve sadece üyelerin ait olduğu sınıfça kullanılanlar (İngilizce - private).
  • Çok biçimlilik — çok biçimlilik, belli bir davranışın, gerçekleştiren sınıfa bağlı olmasını tanımlar (İngilizce - polymorphism). Örneğin, ‘Hayvan’ sınıfı ‘konuşmak’ yöntemine sahip olsun. ‘Köpek’ ve ‘Kedi’ onun altsınıfları olmalarına rağmen, köpeğin konuşması havlamak biçiminde, kedininki ise miyavlamak olarak gerçekleşebilir.
  • Soyutlama — belli bir kavram yapısını sınıflar ile oluştururken, söz konusu soruna en uygun kalıtım düzeyini belirmeyi tanımlar (İngilizce - abstraction). Örneğin, bazı durumlar için ‘Köpek’ ve ‘Kangal’ altsınıfı yeterli olurken, daha karmaşık durumlar Karabaşın ‘Hayvan’,'Memeli’,'Evcil’,'Köpek’,'Kangal’ kalıtım dizisine ait bir nesne olmasını gerektirebilir.

Nesne yönelimli programlama dilleri yukarıda adı geçen tüm öğelere sahip olurken, Visual Basic gibi nesne tabanlı programlama dilleri birkaçından yoksundur.


Tasarım Şablonları

Nesneye yönelik tasarım esnasında bazı sorunlara sıkça rastlanır. Bu sık rastlanan sorunlara karşı yaygın olarak kabul edilmiş çözümler de mevcuttur. Bu çözümlere tasarım şablonları denir (İngilizce - Design patterns). Bu alanda en çok tanınmış kaynak, Erich Gamma, Richard Helm, Ralph Johnson ve John Vlissides tarafından yazılmış Design Patterns: Elements of Reusable Object-Oriented Software adlı, en sık kullanılan 23 tasarım şablonunu içeren kitaptır.


Tarihçe

1961 Norwegian Computing Center, Oslo, Norveç’den Ole-Johan Dahl ve Kristen Nygaard Simula dillerini geliştirdiler. Nygaard’ın operasyonel araştırmalarında, karmaşık insan-makina sistemlerinin benzetimi için yazılım gereçlerine ihtiyaç duyuldu. Dahl’ın derleyici tasarımındaki tecrübesi, 1961′de algoritmik bir programlama dilini geliştirme düşüncesini hayata geçirdi.
1965 UNIVAC tarafından finanse edilen SIMULA I derleyicisi, Ocak 1965 yılında tamamlandı ve kısa sürede benzetim programlama dili olarak ünlendi.
1967 Kalıtım mekanizmasının bulunmasıyla, Simula 67 daha geniş uygulama alanlarında kullanılabilen genel bir programlama dili oldu.
1970′ler 1970′li yılların başında, UNIVAC, IBM, Control Data, Burroughs ve DEC gibi şirketlerin ürettiği bilgisayarlarda Simula 67 derleyicisi kullanıldı.

Simula VLSI devrelerinin (Intel, CALTECH, Stanford) tasarımında kullanıldı. Xerox PARC’dan Alan Kay liderliğindeki grup, GKA ve etkileşimli program çalıştırma özellikleri ile 1970′lerde popüler olacak Smalltalk dilini geliştirmek için Simula platformunu kullandı.

1980′ler 1980′lerde Bjarne Stroustrup, Simula’nın temel kavramlarını C diline taşıyarak [[C++]]’ dilini geliştirdi. Program bileşenlerinin tekrar kullanımı, program kütüphanelerinin oluşturulması gibi çalışmalara da Simula ilham kaynağı olmuştur.

1980′li yıllarda ABD Savunma Bakanlığı’nın desteklediği ADA ve Japon’ların “5. Nesil Bilgisayar Projesi” tercihi PROLOG programlama dillerinin 1990′lı yıllarda NYP dilleri ile çekişmesi bekleniyordu.

Bugün NYP, çok sayıda etkileşimli yazılım bileşenlerini içeren karmaşık programların gerçekleştirilmesinde tercih edilen ve bu açıdan yordamsal programlamaya göre üstünlüğünü kanıtlamış bir yaklaşımdır.


Ayrıca Bakınız

  • Nesne yönelimli programlama dili
  • Nesne tabanlı programlama dili
  • Nesne Yönelimli Çözümleme ve Tasarım
  • CORBA
  • Tasarım şablonları


Dış Bağlantılar

  • Design Patterns CD: Elements of Re-usable Object-Oriented Software (İngilizce)

Bu nesneyi | Tank

Tank, ana görevi doğrudan ateş gücü kullanımıyla düşman kuvvetlerine saldırmak olan, paletli ve zırhlı bir savaş aracıdır. Tankı diğer savaş araçlarından ayıran özellikleri ağır bir zırha, yüksek ateş gücüne ve her türlü arazide hızlı gidecek şekilde tasarlanmış sürüş takımlarına sahip olmasıdır. Her ne kadar masraflı ve lojistik açıdan çaba gerektiren araçlar olsa da, yer hedeflerine saldırma yeteneği ve piyadelerin moralini çökertmesi nedeniyle modern orduların vazgeçilmez unsurlarındandır.

Tanklar güçlü savaş makineleri olsalar da, nadiren tek başlarına hareket ederler. Zırhlarına ve hareket yeteneklerine rağmen omuz üstünden ateşlenen anti-tank füzelerine, mayınlara, topçu ateşine, ve hava saldırısına karşı zayıftırlar. Bu nedenle genellikle diğer birliklerle bir arada hareket ederler. Aynı zamanda ormanlık arazide ve kentsel bölgelerde uzun mesafeli atış imkânının ortadan kalkması, görüş açısının darlığından tank mürettebatının tehditleri fark etmekte zorlanması ve hatta taretin hareket yeteneğinin kısıtlanması nedeniyle dezavantajlı duruma düşerler.

Tanklar ilk defa I. Dünya Savaşı’nda, siper harbi çıkmazını yok etmek için kullanılmış ve zamanla savaş alanında klasik süvari görevlerini üstlenmişlerdir. Tank ismi ilk kez İngiltere’de tank fabrikalarında kullanılmaya başlanmıştır. Bir savaş aracı yapıldığını saklayabilmek için işçilere İngiliz Ordusu için paletli su depoları üretildiği izlenimi verilmiştir.First World War - (1. Dünya Savaşı adlı kitabı) Willmott, H.P., Dorling Kindersley, 2003 Bir başka rivayete göre, Winston Churchill’a İngiliz Ordusu’nda görevli Subay Ernest Swinton tarafından sunulan gizli raporda yeni motorize silahtan bahsedilmekte ve üç adet olası isim önerilmektedir. Bunlar “cistern” (sarnıç, su deposu), “motor-war car” (motorlu savaş aracı) ve tanktır. Ancak tank söylenmesi kolay olduğu için tercih edilmiştir. Ted Barris, Victory at Vimy: Canada Comes of Age April 9-12 1917, Thomas Allen Publishers, 2007, p. 116 Ancak en zorlama senaryo Winston Churchill’un resmi biyografisinde geçmektedir. Bu yeni silahları saklamak için, çizimlerde ve projelerin üzerinde “Rusya’ya su taşıyıcı” (Water Carriers for Russia) diye yazılmıştır. Ancak yazarken kısaltma olarak “Rusya’ya WC” yazılabileceği düşünülmüş ve çizimlerde “Rusya’ya su tankları” olarak değiştiriilmiştir. Bunun üzerine bu silahların adı tank kalmıştır.Sir Martin Gilbert, Churchill: A Life, Thomas Allen Publishers, 1991, p. 298

II.Dünya Savaşı’na kadar tanklar piyadelerin yüksek ateş yüzünden aşamadığı yerlerde kullanılıyordu. Bunun için her piyade bölüğünün belli sayıda tankı vardı. Tankı ana silah olarak kullanan ilk ülke Nazi Almanya’sıdır.

Yaklaşık olarak yüzyıldır tanklar ve zırh taktikleri birçok gelişimden geçmiştir. Silah sistemleri ve zırhlar geliştirilmeye devam etmekle birlikte, birçok ulus konvansiyonel olmayan savaş döneminde bu kadar ağır silahların gerekliliğini tekrar gözden geçirmektedir.


Tarihçe


I. Dünya Savaşı: İlk tanklar

Batı Cephesi’ndeki savaş koşulları Birleşik Krallık Ordusu’nu, siperleri geçebilecek, dikenli telleri aşabilecek ve makineli tüfek ateşinden etkilenmeyecek kendinden tahrikli bir araç geliştirmek için araştırmaya itmiştir. 1914 yılında Kraliyet Deniz Hava Kuvvetleri tarafından bir Rolls-Royce zırhlı aracın kullanıldığını gören ve Binbaşı Ernest Swinton’ın paletli bir savaş aracı üretme fikrinden haberdar olan, zamanın Deniz Kuvvetleri Komutanı Winston Churchill bu yeni silahın geliştirilmesini izlemek için Landships Committee (Karagemileri Komitesi)’nin kurulmasına önayak oldu. Karagemileri Komitesi, Little Willie adı verilen ve Birleşik Krallık Ordusu tarafından 6 Eylül 1915 ‘te test edilen ilk başarılı tank prototipini ortaya çıkardı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından karagemisi diye adlandırılsalar da, gizliliği sağlamak açısından ilk araçlar su depoları ya da kısaca “tank” olarak adlandırılmıştırI. Dünya Savaşı ansiklopedisi s:623, Yener Yayınları. İşçilere paletli su taşıyıcıları ürettikleri izlenimi vermek için kullanılan tank kelimesi 24 Aralık 1915 ‘te resmi olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İlk operasyonel tank olan Mark I, Kraliyet Donanması’ndan Yüzbaşı H.W. Mortimore tarafından 15 Eylül 1916 ‘da Somme Çarpışması esnasında Delville Korusu’nda kullanılmıştır. Fransızlar Holt traktörlerinden geliştirdikleri Schneider CA1 tankını ilk defa 16 Nisan 1917 ‘de kullanmışlardır. Tankların yoğun olarak kullanılıp başarılı oldukları ilk çarpışma 20 Kasım 1917 ‘deki Cambrai Çarpışması olmuştur. Daha sonraki Amiens Çarpışması’nda da tanklar, zırhlı destekleriyle Alman siperlerini yarıp geçme konusunda etkili olmuşlardır. Tank sayesinde siper savaşının modası geçmiştir. Birleşik Krallık ve Fransız kuvvetleri tarafından savaş alanlarında kullanılan binlerce tank savaşın kazanılmasında önemli katkılarda bulunmuştur.

Tanklarla ilgili ilk sonuçlar biraz ikilemliydi, güvenilirlik sorunlarının karşısında komuta heyetinin sabırsızlığı sürtüşmelere yol açıyordu. İlk anda ürkütücü bir etki yaratıyor olsa da küçük gruplar halinde yayılan tankların taktik değerleri ve vuruş güçleri azalıyordu. Alman kuvvetleri şoktan ve antitank silahlarının eksikliğinden etkilendi ama rastlantıyla da olsa som antitank gülleri buldular ve Birleşik Krallık tanklarının hareketliliğini kısıtlamak için daha geniş siperler kazdılar.

Değişen savaş alanı koşulları ve güvenilirlik sorunları Müttefik Kuvvetler tanklarının sürekli geliştirilmesine ve çok uzun olan Mark V gibi modellerin üretilmesine neden olmuştur. Mark V özellikle geniş siperler gibi büyük engelleri günümüzün birçok zırhlı savaş aracından daha kolay aşabiliyordu.

Almanya, I. Dünya Savaşı sırasında genellikle ele geçirdiği az sayıda tankı kullanmıştır. Kendi tasarımları olan A7V’den yalnızca yirmi kadar üretmişlerdir.


1920′lerden II. Dünya Savaşı’na kadar

Bir çok ülke iki büyük savaş arasında tank tasarımları yapıp bunları hayata geçirdi. 1920′lerde zırhlı birlikler konusuna büyük ilgi olduğu için Birleşik Krallık tasarımları bunların en ilerileriydi. Fransa ve Almanya, I. Dünya Savaşı sonrasının ilk yıllarında hem ekonomik durumları hem de Versailles Antlaşması nedeniyle çok fazla geliştirme yapmadılar. ABD de bu yıllarda çok fazla geliştirme çalışması yapmadı, çünkü ordu içinde en kıdemli sınıflardan olan Süvari sınıfı tank geliştirmeye ayrılan fonların büyük çoğunluğunu devralmayı başarmıştı. Hatta I. Dünya Savaşı’nda tank deneyimi kazanan George S. Patton bile bu dönemde Zırhlı Birlik sınıfından tekrar Süvari sınıfına dönmüştür.

Bu dönem boyunca çoğu Birleşik Krallık’ta geliştirilen birkaç tank sınıfı yaygındı. Hafif tanklar, genellikle onlarca ton ağırlığında idi ve keşif için kullanılıyorlardı. Genellikle diğer hafif tanklar üzerinde etkisi olan hafif bir silah ile donatılıyorlardı. Orta sınıf tanklar ya da Birleşik Krallık’ta bilindiği adıyla kruvazörler biraz daha ağırdı ve uzun menzilli hızlı ilerlemek için kullanılıyorlardı. Son olarak, ağır tanklar ya da piyade tankları çok ağır zırhla donatılmıştı ve çok yavaş hareket ediyorlardı. Genel düşünce, ağır zırhlar düşmanın antitank silahlarına dayanıklı olduğu için piyade tanklarını piyade ile koordineli kullanıp düşman hatlarını yarmaktı. Birleşik birlik düşman hattını yardığında, kruvazör tank grupları bu boşluktan düşman hattının gerisine sarkarak tedarik zincirine ve komuta merkezlerine saldıracaktı. Bu bir-ikilik vuruş Birleşik Krallık tank birliklerinin temel çarpışma felsefesiydi ve Almanlar tarafından Blitzkrieg (Yıldırım Harekâtı) doktrininin önemli bir parçası olarak uyarlanmıştır. J.F.C. Fuller’ın I. Dünya Savaşı doktrini bu konudaki her öncü için temel kaynak olmuştur: Birleşik Krallık’ta Hobart, Almanya’da Guderian, ABD’de Chaffee Fransa’da de Gaulle ve SSCB’de Tuhaçevski. Hemen hemen hepsi aynı sonuçlara varmışlardır, ancak en gelişmişi, Tukhachevsky’nin havadan yön bulmayı da içeren doktrini sayılır. Bunları hayata geçiren sadece Almanya olmuştur ve Blitzkriegi yenilmesi güç yapan daha üstün silahlar değil, daha üstün taktikleridir.

Tank tanka çarpışma hakkında düşünceler üretildiyse de antitank silahlara ve antitank araçlara ilgi daha güçlüydü. Bu görüşün en ileriye götürüldüğü ABD’de tankların diğer zırhlı araçlardan kaçınması ve düşman tanklarıyla tanksavar birliklerin ilgilenmesi beklenirdi. Birleşik Krallık da aynı yolu seçti ve hafif tankları üretmeye devam etti, tankları ördeklere benzeterek yeterince hızlı olabilirlerse vurulmaktan kurtulabilecekleri düşünülüyordu. Pratikte bu düşüncelerin tehlikeli olduğu kanıtlandı. Savaş alanındaki tank sayısı arttıkça, tankların karşılaşması kaçınılmaz oluyordu, tanklar aynı zamanda etkili tanksavar araçları olmak zorundaydı. Halbuki yalnızca diğer tanklarla başedebilmek için tasarlanmış tanklar diğer tehditler karşısında çaresiz kalıyor ve piyadeye yeterli destek veremiyorlardı. Tank ve tanksavar ateşine karşı olan zayıflık hemen hemen tüm tank tasarımlarında hızlı savunma pozisyonu ve hızlı atış yapabilme yönlerine ağırlık verilmesini gerektirdi. Önceleri sadece hedef geçmeye yönelik olarak tasarlanan tank şekli, gizlilik ve denge unsurları arasında uzlaştırılan alçakgönüllü tasarımlara dönüştü.


II. Dünya Savaşı

II. Dünya Savaşı’nda tank tasarımlarında bazı ilerlemeler kaydedildi. Örneğin Almanya, sadece eğitim amaçlı kullanılan Panzer I gibi hafif zırhlı ve hafif silahlı tankları ortaya çıkardı. Bu hızlı ilerleyen tanklar ve diğer zırhlı araçlar Blitzkrieg’ın kritik unsurları olmuşlardır. Revolutions in military affairs: fact or fiction? - Pickering, W.L., Lieutenant-Colonel, Canadian Army Journal, Vol. 2, No. 2 Mayıs 1999 Halbuki bu tanklar Birleşik Krallık tankları ile karşı karşıya kaldıklarında pet etkili olamıyor, silahları ve zırhı daha üstün olan Sovyet T-34ler karşısında ise kayba uğruyorlardı. Savaşın sonuna doğru hemen hemen tüm ülkeler tanklarının ateşgücünü ve zırhlarını artırmışlardır. Örneğin, Panzer I tankının sadece iki makineli tüfeği olmasına karşın, Almanların en ağır erken savaş tasarımı olan Panzer IV’ün düşük hızlı 75 mm. topu bulunuyordu ve yirmi tondan düşük ağırlığa sahipti. Savaş sonundaki Alman standart orta sınıf tankı Panther’de yüksek hızlı güçlü bir 75 mm.lik ağırlığı kırk beş ton olan bir top vardı.

Savaş zamanındaki başka bir önemli gelişme de baştan sona yenilenmiş süspansiyon sistemlerinin ortaya çıkmasıydı. Önemli görünmese de, süspansiyon sistemlerinin kalitesi bir tankın arazi geçiş performansını belirleyen en önemli etmendir. Kısıtlı bir süspansiyon sistemine sahip tanklar hareket halinde iken personeli aşırı derecede sallayarak işleri zorlaştırır, hızı sınırlar ve neredeyse hareket halinde iken ateş etmeyi imkânsız hale getirir. Christie süspansiyon sistemi ya da torsion- bar süspansiyon sistemi gibi yeni sistemler performansı hatırı sayılır derecede artırmış ve savaş sonu tasarımı olan Panther’lerin daha önce üretilen tankların yol üzerinde ulaşamadığı hızlara arazi üzerinde çıkmasına olanak vermiştir.

Aynı zamanda tankların çoğu telsizle donatılmış (tüm Amerikan ve Alman tankları, bazı Sovyet tankları, Birleşik Krallık telsizleri yaygındı ama çok kaliteli değildi) ve tankların sevk ve idaresi önemli derecede artırılmıştır. Tank gövdeleri mayın temizleme ya da istihkâm hizmetleri gibi işlerde kullanılmak üzere uyarlanmıştır. Savaşan ana güçlerin hepsi aynı zamanda kendinden tahrikli özelleşmiş silahlar da üretmişlerdir: toplar, tanksavarlar ve saldırı silahları (büyük kalibre silahlar taşıyan zırhlı araçlar). Tanklardan daha basit ve ucuz olan Alman ve Sovyet saldırı silahları savaş esnasında kullanılan araçlar içinde en ağır silahlara sahiptiler. ABD ve Birleşik Krallık tarafından kullanılan tanksavarlar ise doktrinleri dışında tanklardan ayırt edilemiyorlardı.

Taretler başlarda tanklarda genel olarak kullanılmamakla birlikte, tasarımda yol alındıkça ayrılmaz bir parça olmuştur. Eğer tankın silahıyla zırhlı hedeflere saldırılacaksa bu silahın mümkün olduğunca güçlü ve büyük olmasının önemi anlaşılmış ve tek bir büyük silah ile ateş alanının tamamına hâkim olunması hayati bir özellik sayılmıştır. II. Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte Sovyet T-35 gibi çok taretli tank tasarımlarından vazgeçilmiştir. Tankların büyük çoğunluğunda en azından bir gövde makineli tüfeği bırakılmıştır. Hatta savaştan sonra bile, M60 Patton tanklarında tank komutanı için küçük bir ikincil taret bırakılmıştır.

Ayrıca bakınız: II. Dünya Savaşı tankları


Soğuk Savaş ve sonrası

II. Dünya Savaşı’ndan sonra tank geliştirme çalışmaları genel olarak daha önce olduğu gibi ilerlemiş ve daha çok orta ve ağır sınıf tanklarda ilerlemeler kaydedilmiştir. Hafif tanklar artık sadece keşif ile görevlendirilmiş, ancak ABD’de hava indirme desteği için de kullanılmıştır. Ancak hava taşımacılığının ağırlık kısıtlamaları nedeniyle böyle bir tankın üretilmesi mümkün olmadığından zaman içinde giderek bu sınıf kullanımdan kalkmıştır.

Ama gerçek bir dönüşümün temelleri varolan tasarımlar üzerinde atılmaya başlanmıştı. Daha iyi süspansiyon sistemleri ile büyük oranda gelişmiş motorların birlikte kullanıldığı savaş sonu orta sınıf tanklar savaş başındaki ağır sınıf tanklardan daha üstündüler. Daha az zırh ilavesi ve bunu karşılayacak biraz daha büyük motorlarla, orta sınıf tanklar neredeyse tüm antitank silahlara karşı koyacak hale gelmişti. Orta sınıf bir tankın hareketliliğine sahip iken ağır tankların silahlarına bile karşı koyabiliyorlardı. Bir çok araştırmacı dönüm noktasının Panther (Panzer) olduğunu düşünür. Panzer kendisinden sonra gelen hemen her tank tasarımı için temel teşkil etmiştir. Halbuki Panther’in zırhı çok iyi değildi ve ağır tanklarla eşit olarak mücadele edemiyordu.

Her noktası ile mükemmel olarak değerlendirilen ilk tankın Birleşik Krallık’ın Centurion tankı olduğu düşünülür. En son versiyonlarıyla Almanların ünlü 88 mm. toplarının ateşine dayanabiliyor, savaş alanındaki her silahtan üstün olan ölümcül 105 mm. Royal Ordnance L7 topunu taşıyor ve 650 hp’lik mükemmel Rolls-Royce Meteor motoruyla 56 km/s hıza ulaşabiliyordu. Centurion tankları Birleşik Krallık Ordusunun tüm orta sınıf tanklarının yerine geçti ve ağır tank sınıfını tamamen ortadan kaldırdı. Evrensel tank olarak nitelendirilen bu tank daha sonra ana muharebe tankı olarak adlandırılmıştır.

Güdümlü antitank füze tehdidine karşı, geliştirme çalışmaları zırh kalınlığından çok zırh teknolojisine kaydı. Top teknolojisi hatırı sayılır şekilde I. Dünya Savaşı teknolojisine benzer kaldı. Hizmette olan tankların büyük çoğunluğunda top hâlâ elle doldurulmaktadır ancak mermi etkinliğinde büyük aşamalar katedilmiştir.

Tankların temel rolleri ve özelliklerinin tamamına yakını I. Dünya Savaşı sonunda geliştirilmiş olsa da, o zamanki tankların 21. yüzyıl kopyaları performans seviyelerini on kat artırmıştır. Özellikle diğer tankların yarattığı sürekli değişen tehditlere ve gereksinimlere cevap verebilmek için büyük oranda düzeltmeye uğramışlardır. Tankların artan yeteneklerinin karşısında dengeyi sağlamak için diğer tanklar ve antitank silahlar sürekli geliştirlmiştir.


Tasarım

Bir tankın etkisini belirleyen üç geleneksel etmen vardır: Tankın ateş gücü, hareketliliği ve korunması. Bir tankın savaş meydanındaki heybetli varlığının düşman askeri üzerindeki psikolojik etkisine şok etmeni denir.

Ateş gücü, bir hedefi bozguna uğratma, yenme yeteneğidir. Bununla söylenmek istenen şudur: Bir tankın hedefe saldırabileceği maksimum uzaklık, hareket eden hedeflere saldırı yeteneği, birden çok hedefe arka arkaya saldırabilme hızı ve diğer zırhlı araçlar ile sipere girmiş piyadeyi yenebilme yeteneği.

Hareketlilik ise şu noktaları içerir: Arazi üzerinde hız ve çeviklik, aşılabilen arazi çeşitliliği, geçilebilen engellerin, siperlerin ve suyun boyutları, küçük köprüleri geçme yeteneği, yakıt ikmali yapılması gerekmeden aşılabilen mesafe. Stratejik hareketlilik aynı zamanda yollarda yüksek hız ile seyredebilme yeteneği ve demiryolu ya da kamyon ile taşınabilme özelliğini de içermektedir. Geleneksel olarak zırhlı savaş araçlarının hareketliliği aşağıdaki ölçütlerle belirlenir:

  • motor gücü
  • motor torku
  • güç-ağırlık oranı
  • yol hızı
  • arazi hızı (olası değişkenlik göz önüne alındığında geniş aralıkta bir değer)
  • yol menzili
  • arazi menzili
  • ağırlık (köprü sınıflandırması)
  • zemin basıncı
  • geçilebilen siper genişliği
  • tırmanılan dik basamak
  • tırmanılabilen eğim açısı
  • rahatça geçilebilen yan eğim açısı
  • yerden yükseklik
  • hazırlıksız geçilebilen su derinliği
  • hazırlıklı geçilebilen su derinliği (eğer farklıysa)

Korunma; hangi tür ve ne kadar zırh kullanıldığı, bu zırhın nasıl düzenlendiği (eğik ya da değil), hangi alanlara daha çok zırh (örn. taret ve paletler) ve hangi alanlara daha az zırh (örn. gövdenin arkası) konulduğu demektir. Aynı zamanda, alçak profili, düşük ses ve termal izi, düşman ateşinden kaçınabilmek için aktif önlemleri ya da diğer yöntemleri ve zarar gördükten sonra da savaşa devam edebilme yeteneğini içerir.

Tank tasarımı geleneksel olarak bu üç etmeni maksimize etmek olası olmadığı için, değişik oranlarda seçim yapılmasıyla oluşturulur. Örneğin, zırh eklenerek korunmanın artırılması aynı zamanda ağırlığı da artıracağından hareketlilik yeteneğini azaltmaktadır; daha büyük bir silah kullanarak ateş gücünü artırmak, taretin önündeki zırhın azalması nedeniyle hem hareketliliği hem de korunmayı azaltacaktır.

Bu üç etmen, askerî stratejiler, bütçe, coğrafya, siyasi irade ve diğer ülkelere tankın satılması gerekliliğinden etkilenerek uzlaştırılmaktadır.

Değişik ülkelerin bu kararları alırken nasıl etkilendikleri aşağıdaki örneklerde açıklanmaktadır:

  • Birleşik Krallık tarihsel olarak hareketlilikten taviz vererek daha iyi atış gücü ve yüksek korunmayı seçmiştir. Birleşik Krallık ordusu küçük fakat yüksek eğitime sahip bir ordudur ve bu nedenle tank personelinin hayatta kalması önemlidir. Tankların bakımı kısıtlı kaynaklarla sahada yapılabilmelidir.
  • ABD gelişmiş silahlara ve önemli hareketli destek hizmetlerine sahip geniş bir orduya sahiptir. Tankların, destek ve tamir birliklerinden uzakta olması nadiren gerçekleştiğinden, personelin tankın bakımını yapmasına ve zarar gördükten sonra savaşa devam edebilmesine daha az önem verilmiştir.
  • Sovyet ve Rus tankları geleneksel olarak ve Sovyet dönemindeki “niceliğin kendi kalitesi vardır” deyiminin tipik bir özeliği olarak kaba ama sağlam, üretim ve bakım yönünden basittir. T-34 buna örnek gösterilebilir. Devlet güdümlü tasarım küçük değişikliklerle ilerlemiştir. Özel depolarda yoğun olarak bakım yapılması öngörülmüştür. Sovyet ve Rus tank doktrini NATO doktrinininden çok farklıdır. NATO tanklarında, Soğuk Savaş döneminde olası bir toplu Sovyet tank saldırısına önlem olarak savunma yönüne ağırlık verilmiştir. Tanklar daha ağır bir zırhla korunur ayrıca hull-down pozisyonuna girebilmeleri için namluları geniş açıda eğilebilecek şekilde tasarlanmıştır. Sovyet doktrini ise küçük tanklarla büyük gruplar halinde hızlı ve ani baskın yapma üzerine kuruludur. Sovyet ve Rus tanklarının iç hacmi çok küçük (T-90′nda 11 m3) olduğundan tank mürettebatı küçük ve ince olmalıdır. Küçük olduklarından maliyetleri batılı tanklara göre daha düşüktür. Önceleri NATO tankları ile karşılaştırıldığında düşük seviyelerde zırhlara sahip olsalar da, SSCB ve Rusya tarafından geliştirilen aktif koruma sistemleri ve tepkimeli zırhlar NATO tankları ile aynı derecede korumaya sahip olmasını sağlamıştır. Bu sınıf tanklar, en iyi ateş gücü, hareketlilik ve korunma üçlüsüne sahip olmak için seçilmiştir.
  • İsrail’in küçük ama yüksek teknolojiye sahip bir ordusu vardır. Tehlikeli coğrafi ve siyasi konumu nedeniyle az sayıdaki personelini korumaya yönelik tanklar geliştirir. Bunun için, İsrail tanklarında motor önde ve yakıt deposu personelin etrafında bulunur. Bu tasarımı kullanan tek ülke İsraildir.


Tankın Bölümleri


Silahlar

Modern tankların ana silahı tek büyük toptur. Tank topları karada kullanılan en yüksek kalibreli silahlardandır, ancak birkaç topçu silahı daha yüksek kalibrelidir. II. Dünya Savaşı’ndan beri kalibrelerde değişiklik olmasa da modern tank topları teknolojik olarak daha üstündür. Güncel yaygın boyutlar, Batı tankları için 120 mm, Doğu tankları (Eski Sovyet ve Çin) için ise 125 mm dir. Tank topları değişik tipte mermilerle atış yeteneğine sahip olsalar da yaygın olarak zırh delici ve patlayıcı mermiler kullanılmaktadır. Bazı tanklar top namlusundan füze de ateşleyebilmektedir. Günümüzde yaygın tank topu namlusu yiv-set içermez. Yalnızca Birleşik Krallık Ordusu ve Hint Ordusu yivli-setli top namlusu olan ana muharebe tanklarını barındırmaktadır.

Modern tank topları değişken sıcaklığın namlu üzerindeki etkisini azaltan termik koruma ile donatılmıştır. Tank namlusuna yağmur yağdığında namlunun üstü altından daha hızlı soğuyacaktır, ya da soldan esen rüzgâr namlunun solunun sağından daha hızlı soğumasını sağlayacaktır. Bu değişken soğuma namluyu bir parça eğecek ve uzun mesafede atış isabetini etkileyecektir.

Tanklar piyadeye ve ana silahın etkisiz ve savurganlık olacağı hedeflere karşı kısa menzilli savunma için başka silahlar da taşırlar. Bu çoğunlukla, ana silah ile aynı eksende takılmış olan küçük kalibreli (7,62′den 12,7 mm ye) bir makineli tüfektir. Yine de AMX-30 and AMX-40 gibi bazı Fransız tankları daha yüksek atış hızına sahip ve hafif zırhlı araçları yok edebilen eşeksenli 20 mm lik otomatik top taşırlar. Birçok tank ek olarak yakın çatışma ve sınırlı hava savunması için tavana ya da komutan kubbesine takılı makineli tüfek de taşırlar. ABD, Rusya ve Fransız Leclerc tanklarında çoğunlukla bulunan 12,7 mm lik ve 14,5 mm lik makineli tüfekler de yakın mesafeden hafif zırhlı araçları yok etme yeteneğine sahiptir.

Özel görevler nedeniyle bazı tanklara alev silahı gibi az görülen silahlar da takılmaktadır. Bu özel silahlar şimdilerde genellikle zırhlı personel taşıyıcıların gövdelerine takılmaktadır.


Atış Kontrolü

Tarihsel olarak tank silahları basit optik nişangâhlarla nişan alınarak hedefe doğrultulur, rüzgârın etkisi tahmin edilir ve bir retikülden yararlanılarak ateş edilirdi. Hedefe olan mesafe de retikül (topun nişangâhındaki, bilinen büyüklükteki bir nesneyi -bu durumda bir tankı- çerçeveleyecek şekilde dizilmiş işaretler) yardımıyla tahmin edilirdi. Sonuç olarak uzun mesafede atış isabeti sınırlıydı ve hareket halindeyken atış büyük oranda imkânsızdı. Zamanla bu nişangâhlar stereoskopik mesafe ölçerlerle değiştirilmiştir.

Sanayileşmiş ülkelerin ordularındaki çoğu modern ana muharebe tankları lazer mesafe ölçerler kullansalar bile eski ve az gelişmiş araçlarda hâlâ optik retiküllü mesafe ölçerler kullanılmaktadır. Modern tankları daha doğru atış yapar hale getiren bir dizi gelişmiş atış kontrol sistemi vardır. Ana silahı dengede tutmak için ciroskoplar kullanılır. Bilgisayar uygun yükselik ve hedef noktasını, rüzgâr hızını, hava sıcaklığını, nemi, namlu sıcaklığını, sapma ve aşınmayı, hedefin hızını (mesafe ölçer ile hedefin en az iki pozisyonunun karşılaştırılmasıyla hesaplanır), ve tankın hareketini ilgili sensörlerden gelen bilgilerle hesaplar. Kızılötesi, gece görüş ya da termik gece görüş ekipmanları da genellikle kullanılır. Lazer hedef bulucular da hedefleri aydınlatmak için kullanılabilir. Sonuç olarak günümüz tankları hareket halinde iken oldukça isabetli atış yapabilirler.


Cephane

Zırhı aşmak için değişik tip cephaneler vardır. Yüksek patlayıcılı plastik , yüksek patlayıcılı antitank ve zırh delici mermiler bunlardandır. İsabetli atış için top namlusu yiv-setli olur ya da mermi kuyruğu ile dengelenir.

M551 Sheridan, T-72, T-64, T-80, T-90, T-84, ve PT-91 gibi bazı tanklar anti-tank güdümlü füzelerini top namlularından ya da haricî füze rampalarından ateşleyebilirler. Bu işlevsellik, tankın etken çarpışma mesafesini, konvansiyonel mermilerin sağladığının ötesine taşıyabilir. Aynı zamanda helikopter gibi yavaş ve alçak uçan hava hedeflerine karşı da kullanılabilirler. ABD bu yöntemi kullanmaktan vazgeçerek uzun mesafe antitank görevlerini helikopter ve savaş uçaklarına vererek M551 ve M60A2′leri kullanımdan kaldırmaktadır. Ancak BDT ülkeleri ana muharebe tanklarında bu top-füze sistemlerini kullanmaya devam etmektedir.


Korunma

Ana muharebe tankı, modern ordulardaki en ağır zırhlı araçtır. Bu zırh, aracı ve personelini çeşitli tehditlerden korumak için tasarlanmıştır. Genellikle, diğer tanklardan ateşlenen zırh delici mermilere karşı korunmak en önemli neden olarak görülmektedir. Tanklar aynı zamanda güdümlü anti-tank füzeleri, anti-tank kara mayınları, büyük bombalar ve direk topçu atışı ile de etkisiz hale getirilebilir ya da yokedilebilir. Tanklar özellikle hava tehditlerine karşı çok savunmasızdır. Çoğu modern ana muharebe tankı top şarapneli ve füze tahrikli el bombası gibi hafif anti-tank silahlara karşı tamama yakın bir korunma sağlar. Her açıdan ve olası her türlü tehdite karşı koruma sağlanması için gerekli zırh çok ağırdır ve pratik olmaktan uzaktır. Bu nedenle, bir ana muharebe tankı tasarımı yapılırken korunma ile ağırlık arasındaki dengeyi bulmak için çok çaba harcanmaktadır.


Zırh

Zırhlı savaş araçlarının çoğu, sertleştirilmiş çelik plakalardan ve bazen de alüminyumdan üretilir. Zırhın göreceliği sertliği RHA (rolled homogeneous armour) ile karşılaştırılarak gösterilir.

Zırhlı araçlar genellikle en iyi önden korunmalıdır ve personel her zaman aracı düşmanın bulunduğu varsayılan yöne doğru tutmaya çalışır. En kalın ve en iyi eğimli zırh ön üst kısımda ve taretin önündedir. Yanlarda daha az zırh bulunur, arka, alt ve tavan bölgeleri en az korunaklı kısımlardır. II. Dünya Savaşı ABD M4 Sherman orta sınıf tank personeli Alman Tiger tanklarının önden yara almadığını görünce yandan saldırı yapmak zorunda kalmıştır. Günümüzde tanklar uzmanlaştırılmış yukarıdan saldıran füze silahlarına ve hava saldırısına karşı savunmasız durumdadır. II. Dünya Savaşı sırasında, özellikle Normandiya Çıkartması’ndan sonra Fransa’da uçak füzeleri korkunç bir ün kazanmıştır. Savaş sonrası yapılan incelemeler, birçok ölümün hedefi kılpayı kaçıran atışlardan olduğunu ortaya çıkarmıştır. Hawker Hurricane uçaklarının 40 mm. ya da Stuka uçaklarının 37 mm.lik zırh delici cephane kullanan topları etkili olmuştur. Motor bölmesine a